YASİN ARSLAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yeşil Giderse Mavi De Uzun Süre Yaşayamaz

Yeşil Giderse Mavi De Uzun Süre Yaşayamaz

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çocukluğumun yazlarını hatırlıyorum. Milas’ın sıcağı bugünkünden farklı değildi. Temmuz yine kavururdu. Ağustos yine nefes aldırmazdı. Toprak çatlar, zeytin susuz kalır, çoban gölge arardı. İnsanlar bağdaydı, bahçedeydi, tarladaydı. Kaynak makineleri çalışır, traktörler ormanın kıyısından geçer, piknik ateşleri yakılırdı.

Ama her yaz, televizyonlarda günlerce süren orman yangınlarını izlemezdik. Bugün ise sanki görünmeyen bir takvim işlemeye başladı.

Önce sıcaklık artıyor.

Ardından rüzgâr çıkıyor.

Sonra bir anda aynı gün içerisinde Muğla’nın farklı noktalarından peş peşe yangın haberleri geliyor.

İnsan ister istemez düşünüyor.

  • Acaba gerçekten sadece sıcak hava mı?
  • Yoksa cevabını henüz bilmediğimiz başka sorular da mı var?

Yangın başladığında herkes gökyüzüne bakıyor. Ben ise haritaya bakıyorum. Haritada dikkatimi çeken başka bir ayrıntı oluyor.

  • Yangınların önemli bir kısmı neden kıyı şeridinde?
  • Neden denizle ormanın buluştuğu, kartpostalları süsleyen o eşsiz koyların çevresinde?

Belki bunun bilimsel açıklamaları vardır.

Belki tamamen tesadüftür.

Belki değildir.

Bunu söylemek benim görevim değil. Ama bu soruyu sormak hepimizin hakkıdır. Çünkü soru sormayan toplumlar, cevap aramayı da zamanla unutur. Bir yangında sadece ağaçlar yanmıyor.

  • Yuvasındaki kuş
  • Toprağın altındaki böcek
  • Kaplumbağa
  • Kirpi
  • Arılar
  • Toprağı canlı tutan milyonlarca görünmez canlı

Hepsi birlikte yok oluyor.

Bir ağacın yerine fidan dikebilirsiniz. Ama elli yıllık bir ekosistemi dikemezsiniz. Bir orman, yalnızca gövdesi olan ağaçlardan oluşmaz. Onun görünmeyen kökleri vardır. Toprağın altında birbirine haber veren mantarlar, yağmuru tutan kökler, yer altı suyunu besleyen toprak, rüzgârı dengeleyen bitki örtüsü hepsi aynı anda yanar.

Sonra yıllar geçer.

Bir gün yeniden o bölgeden geçersiniz. Eskiden çam kokan yamaçlarda artık başka kokular vardır.

  • Beton kokusu
  • Asfalt kokusu
  • Klor kokusu
  • Doğanın sesi yerini klima motorlarına bırakmış
  • Kuşların yerini jeneratörler almış
  • Yeşilin yerini ise kusursuz görünen peyzajlar
  • Palmiye ağaçları
  • Rulo çimler
  • Süs bitkileri

İnsan ilk bakışta “Ne güzel olmuş.” der. Sonra fark eder. Bu doğa değildir. Doğanın dekorudur. Suni bir güzelliktir. Fotoğrafta mükemmel görünür. Ama içinde yaşam yoktur. Bir sincap yaşayamaz. Bir baykuş yuva yapamaz. Bir kaplumbağa neslini sürdüremez. Çünkü doğanın yerine, doğanın maketi yapılmıştır.

Biz yıllardır “yeşille mavinin buluştuğu cennet koylar” diye övündük. Şimdi korkum şu: Yeşil giderse mavi de uzun süre yaşayamaz.

Çünkü orman sadece dağda durmaz.

  • Yağmuru besler.
  • Toprağı besler.
  • Yer altı suyunu besler.
  • Dereleri besler.
  • Sonunda denizi besler.

Orman öldüğünde deniz bunu yıllar sonra hisseder.

Kıyılar yoğun yapılaşmayla doldukça, nüfus arttıkça, atık yükü büyüdükçe deniz de sessizce yorulur.

  • Önce deniz çayırları kaybolur.
  • Sonra balıklar azalır.
  • Sonra su hâlâ mavi görünür.
  • Ama artık eski deniz değildir.
  • Canlılığını kaybetmiş büyük bir su kütlesidir.

İşte o gün anlayacağız ki…

Orman yangını aslında yıllar önce denizi de yakmış.

Belki de en acı olan şu;

Yangın bittikten sonra hep kaç hektarın yandığını konuşuyoruz.

  • Peki kaç hektarın gerçekten yeniden orman olduğunu konuşuyor muyuz?
  • Toplumun bunu bilmeye hakkı yok mu?

Yanan alanların yıllar sonra neye dönüştüğünü takip etmek, en az yangının neden çıktığını araştırmak kadar önemli değil mi?

Ben kimseyi suçlamıyorum.

Kimsenin niyetini de okumuyorum.

Ama bir vatandaş olarak, bir Milaslı olarak ve çocuklarına bu toprakları bırakmak isteyen biri olarak soruyorum:

Ormanlarımız gerçekten küllerinden yeniden mi doğuyor?

Yoksa biz, her yangından sonra biraz daha yeşili kaybedip yerine doğanın taklidini mi inşa ediyoruz?

Çünkü doğa bir kez kaybedildiğinde yerine;

  • Beton yapılabilir
  • Peyzaj yapılabilir…
  • Lüks yaşam alanları yapılabilir…

Ama orman yapılamaz. Orman ancak büyür.

Ve bazen büyümesi, bir insan ömründen daha uzun sürer. Biz çocuklarımıza gerçekten orman mı bırakacağız, yoksa sadece eski ormanların fotoğraflarını mı?

Yeşil Giderse Mavi De Uzun Süre Yaşayamaz