Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gençlere İş Kamuya Güç

Gençlere İş Kamuya Güç

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin en büyük zenginliği genç nüfusudur. Ancak ne yazık ki bu zenginlik çoğu zaman yeterince değerlendirilemiyor. Bir tarafta harçlığını çıkarmak, eğitim masraflarını karşılamak ve mesleki deneyim kazanmak isteyen üniversite öğrencileri var; diğer tarafta ise artan iş yükü altında hizmet vermeye çalışan kamu kurumları…

Aslında bu iki ihtiyacın ortak bir noktada buluşması mümkün.

Peki neden üniversite öğrencileri, eğitimlerini aksatmayacak şekilde kamu kurumlarında yarı zamanlı olarak görev almasın?

Kaymakamlıklarda…

Belediyelerde…

Nüfus müdürlüklerinde…

Kütüphanelerde…

Kültür merkezlerinde…

Sosyal hizmet birimlerinde…

Gençlik ve spor tesislerinde…

Park ve bahçeler müdürlüklerinde…

Turizm danışma ofislerinde…

Dijital arşivleme, veri girişleri, vatandaş yönlendirme hizmetleri, sosyal medya, kültür ve organizasyon çalışmaları gibi birçok alanda öğrencilerin bilgi ve enerjisinden neden yararlanılmasın?

Bugün birçok üniversite öğrencisi eğitim hayatını sürdürebilmek için özel sektörde yarı zamanlı işlerde çalışıyor. Kimi kafelerde garsonluk yapıyor, kimi marketlerde kasaya geçiyor, kimi farklı sektörlerde geçici işlerde görev alıyor.

Elbette bu işler de kıymetlidir.

Ancak öğrencinin okuduğu bölümle ilgili kamu kurumlarında deneyim kazanması, hem kendi kariyerine hem de ülkeye daha büyük katkı sağlayabilir.

Düşünün…

Kamu Yönetimi okuyan bir öğrenci kaymakamlıkta vatandaş hizmetlerini gözlemliyor.

Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi belediyenin dijital dönüşüm projelerine destek veriyor.

Şehir ve Bölge Planlama öğrencisi imar çalışmalarını yakından tanıyor.

İletişim Fakültesi öğrencisi belediyenin kurumsal iletişiminde görev alıyor.

Sosyal Hizmet öğrencisi sosyal destek projelerinde deneyim kazanıyor.

Bu sadece bir iş imkanı değil, aynı zamanda uygulamalı bir eğitim modelidir.

Üstelik bu sistem yalnızca öğrenciye kazandırmaz.

Kamu kurumları da önemli avantajlar elde eder.

Özellikle belirli dönemlerde artan evrak yoğunluğu, dijital arşiv çalışmaları, organizasyonlar, sosyal projeler ve vatandaş yönlendirme hizmetleri daha dinamik bir insan kaynağıyla desteklenebilir.

Gençlerin teknolojiye hâkim olması, dijital sistemlere hızlı uyum sağlaması ve farklı bakış açıları geliştirebilmesi kamu hizmetlerinin niteliğine de olumlu katkı sunabilir.

Bunun yanında öğrenciler kamu kültürünü yakından tanır.

Devletin nasıl işlediğini öğrenir.

Sorumluluk almayı deneyimler.

Disiplin kazanır.

Mezun olduğunda sadece diploma sahibi değil, aynı zamanda tecrübe sahibi bir birey olarak hayata atılır.

Elbette böyle bir model plansız uygulanamaz.

Öğrencilerin asli memur kadrolarının yerine geçirilmesi doğru olmaz.

Ama destek hizmetleri, proje bazlı çalışmalar ve geçici idari görevler için iyi planlanmış bir yarı zamanlı istihdam modeli oluşturulabilir.

Çalışma saatleri ders programına göre düzenlenebilir.

Başvurular şeffaf kriterlerle alınabilir.

İlgili bölümde okuyan öğrencilere öncelik verilebilir.

Performans değerlendirmeleri yapılabilir.

Böylece hem adalet sağlanır hem de sistem verimli işler.

Aslında bunun farklı örnekleri dünyada uzun yıllardır uygulanıyor.

Üniversite öğrencileri kamu kurumlarında, yerel yönetimlerde ve üniversitelerin kendi idari birimlerinde yarı zamanlı görev alarak hem gelir elde ediyor hem de mesleklerine hazırlanıyor.

Türkiye’de de benzer uygulamalar belirli kurumlarda ve projelerde görülüyor. Ancak bunun daha sistematik ve yaygın bir modele dönüşmesi, hem gençlerin hem de kamu hizmetlerinin yararına olabilir.

Bugün gençlerin en büyük sorunlarından biri “Deneyimin var mı?” sorusudur.

Yeni mezun bir gence deneyim soruluyor ama ona deneyim kazanacağı alan yeterince sunulmuyor.

İşte bu model tam da bu çelişkiyi ortadan kaldırabilir.

Üniversite yıllarında kamu kurumlarında görev alan bir genç, mezun olduğunda hem iş disiplinini öğrenmiş hem de kamu hizmetinin sorumluluğunu yaşamış olacaktır.

Belki de bu fikir, yalnızca öğrencilerin harçlığını çıkarmasını sağlayacak bir proje değildir.

Belki de geleceğin daha donanımlı kamu yöneticilerini, mühendislerini, şehir plancılarını, sosyal hizmet uzmanlarını ve yöneticilerini yetiştirecek önemli bir adımdır.

Gençlere güvenmek, geleceğe yatırım yapmaktır.

Onlara yalnızca diploma değil, sorumluluk da vermek gerekir.

Çünkü gençlerin enerjisini doğru yönlendiren toplumlar geleceği inşa eder.

Belki de artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:

Üniversiteli gençler, hem eğitim alıp hem de kamuya değer katabilecekse; bu potansiyeli neden değerlendirmeyelim?

Gençlere İş Kamuya Güç
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter