Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İMKAN VAR AMA İCRAAT YOK

İMKAN VAR AMA İCRAAT YOK

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir zamanlar sık sık şu cümleyi duyardık;

“Dünyada etrafını tamamen kapatıp dış dünya ile bağlantısını kesseniz bile kendi kendine yetebilecek az sayıdaki ülkelerden biriyiz.”

Aslında bu söz, biraz dikkatli bakınca Milas için de söylenebilir.

Çünkü Milas; toprağıyla, tarihiyle, deniziyle, kültürüyle, üretim gücüyle ve insanıyla kendi kendine yetebilecek potansiyele sahip nadir şehirlerden biri.

Ama mesele şu;

Potansiyel tek başına yetmiyor.

Onu harekete geçirecek akıl, vizyon ve cesaret gerekiyor.

Milas’ın yer altı kaynakları yıllardır konuşuluyor. Fakat mesele sadece çıkarmak değil; doğru, akılcı ve bilimsel yöntemlerle bu kaynakları en verimli şekilde değerlendirebilmek. Bir şehir, kendi zenginliğini sadece tüketerek değil, onu geleceğe dönüştürerek kalkınabilir.

Yer üstüne baktığımızda ise karşımıza devasa bir fırsat çıkıyor; Turizm.

Milas, tarih turizmi için adeta biçilmiş kaftan. Çünkü bu şehirde nereye dönseniz tarihle karşılaşıyorsunuz. Taşında geçmiş var, sokağında iz var, havasında medeniyet var.

Ama ne yazık ki yıllardır bu değerlerin büyük kısmı sessizce kaderine terk edilmiş durumda.

Yerel yöneticiler zaman zaman merkezi hükümetten yeterince destek alamadıklarını söylüyor. Elbette destek önemlidir. Fakat bazı şehirler vardır ki önce kendisi yürümeye başlar, sonra destek peşinden gelir. Eğer Milas’ın tarihi bölgeleri yıllar önce yavaş yavaş ayağa kaldırılabilseydi, bugün alınamayan desteklerin çok daha fazlası zaten kendiliğinden gelecekti.

Üstelik mesele sadece tarih turizmi de değil.

Milas aynı zamanda doğa turizminin de cazibe merkezi olabilir. Doğa yürüyüşleri, kamp alanları, doğaya entegre tesisler, ekolojik yaşam alanları ve farklı aktivitelerle insanlar burada sadece birkaç saat geçirmek için değil, nefes almak için gelirdi.

Sağlık turizmi açısından da büyük bir potansiyel taşıyoruz. Özellikle ruhsal terapi, sakin yaşam ve doğayla iç içe iyileşme merkezleri için Milas’ın doğal yapısı büyük bir avantaj sunuyor.

Bir diğer eksik ise spor.

Özellikle su sporları ve doğa sporları konusunda Milas’ın hâlâ hak ettiği yerde olmaması sizce de büyük bir kayıp değil mi ?

Denizi var, doğası var, coğrafyası var ama yeterince değerlendirilmiş bir spor vizyonu yok.

Ve gelelim Yörük kültürüne…

Çomakdağ sadece çeyrek altın değildir; aslında tam altındır.

Ama biz hâlâ onun gerçek değerini dünyaya anlatabilmiş değiliz…

Peki ya zeytin ?

Bu şehirde zeytin gerçekten hak ettiği değeri görüyor mu ?

Bugün zeytin, Milas ekonomisine belki de potansiyelinin yalnızca yüzde 20’si kadar katkı sağlayabiliyor. Oysa doğru markalaşma, kaliteli üretim, katma değerli ürünler ve güçlü tanıtımla bu ürün bir şehrin kaderini değiştirebilir.

Ama nedense bu hayal yeterince konuşulmuyor.

Yöresel yemeklerimizle yeni kapılar açılabilecekken, bu sessizlik sadece merkezi hükümete yüklenerek açıklanamaz. Çünkü sorumluluk yalnızca Ankara’da değil; yerelde de var, halkta da var.

Belki de Milas’ın en büyük çelişkisi burada başlıyor.

Bu şehrin insanı, farkında olmadan çevreyi ayakta tutarken kendi şehrini geride bırakıyor.

Nüfusun önemli bir bölümü başta Bodrum olmak üzere başka yerlere çalışmaya gidiyor. Balık fabrikaları olmasa, Milas bazı dönemlerde terk edilmiş bir şehir görüntüsü verecek neredeyse.

Oysa çözüm çok uzak değil.

Her köyde küçük üretim atölyeleri kurulsa…

Köylü hem toprağıyla ilgilense hem de kendi köyünde üretime katılsa…

İnsanlar günde 3-4 saatini yollarda kaybetmek yerine o zamanı ailesine, bağına, bahçesine ayırabilse…

Belki o zaman sadece ekonomi değil, huzur da büyür.

Köylerde üretilen ürünler haftanın belirli günlerinde doğrudan halk tarafından satılsa, satılamayan ürünleri de belediye iştirakleri belirli periyotlarla satın alıp tanzim satış alanlarında değerlendirse…

Böylece üretici satış kaygısı yaşamaz.

Atölyelerde çalışan insanlar sadece üretmeye ve kaliteli üretmeye odaklanır.

Üstelik çalışanlara kâr payı verilse, aidiyet duygusu da güçlenir.

Aslında bu ve benzeri projelerle Milas’a ekonomik sınıf atlatmak mümkün.

Ama bir şehri yalnızca yöneticiler geri bırakmaz.

Bazen sessiz kalan toplumlar da şehirlerini yavaş yavaş kısır döngülere teslim eder.

Bu yüzden suç sadece yönetenlerde değil…

Sandığa giderken bir dakikalığına bile “Bu şehir daha iyisini hak etmiyor mu?” diye düşünmeyen bizlerde de sorumluluk var.

Sadece hatırlatmak istedim.!!

İMKAN VAR AMA İCRAAT YOK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter