Gülçin Erşen
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BU NE DÜNYA KARDEŞİM?…

BU NE DÜNYA KARDEŞİM?…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Cumhurbaşkanı olmasaydım, Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim.” Demiş M. Kemal Atatürk. Ben de gençlik yıllarımda “Siyasete atılırsam, Kültür ya da Milli Eğitim Bakanı olmak isterim” derdim. Milli Eğitim, Sağlık, Adalet, İçişleri bakanlıkları, bir ülkenin gelişmesi, kalıcılığı, huzuru ve kalkınması açısından en önemli bakanlıklardır. Ancak ülkemizde özellikle eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik açısından son 70 yıldır (15-20 senedir de hız kazanan) bozulma ve kötüye gidiş gözlemleniyor.

Örneğin, Yargı ya da Adalet / Hukuk sistemini düşündüğümüzde; kimi neye göre tutukluyorlar, cezalandırıyorlar ya da serbest bırakıyorlar artık anlamak mümkün değil! Elbette kötülüğe göz yumup, suçu ve suçluyu kayırmayacaksın. Ama, haksızlığa uğrayanın, haklının, hakkını arayanın yanında yer alacaksın. Suç işleyen “Nasılsa bana bir şey olmaz; tutuklansam da salıverilirim; hatta tutuklanmadan kaçıveririm” diyorsa; haklı ve suçsuz olanlar, suç isnat edilerek, yalnızca yasal haklarını kullandıkları için, tutuklanıyor ve cezalandırılıyorsa, suç, karmaşa ve kötülük artar.

Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemi çocuk, genç, yetişkin ve yaşlıları koruyamıyor. Yapay zeka hemen karşınıza getiriyor: Türkiye’de son dönemde gündeme gelen en büyük sağlık skandallarından biri, “Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan ve 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları ile bazı hastane yöneticilerinin işbirliğiyle bebeklerin hayatını tehlikeye atan yapıdır… Ve İzmir’de bir televizyon kanalında çalışırken yaptığım tüyler ürpertici haber aklıma geliyor: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji yoğun bakımda tedavi gören 64 yaşındaki kadın hastaya, bir erkek hasta bakıcı “Nitelikli cinsel saldırı” gerçekleştirdi. (Sağlık Bakanlığı ile ilgili kadroların Menzil Cemaatinin kontrolünde olduğunu, devlet hastanelerinde Türkçe bilmeyen yabancı uyruklu hekimlerin görev yapmaya başladığını yazmama gerek var mı?)

MİLLİ’LİĞİ YİTİRTİLEN EĞİTİM!

Başına “Milli” sözcüğünü yakıştırdığımız Eğitim sistemi ve ilgili bakanlık, millilikten hızla uzaklaştı. Eğitim kurumlarına sokulmaması gereken kişi ve kurumlar, ellerini kollarını sallayarak, hatta bakanlıkça görevlendirilerek girebilirken; okullarda bulunması gereken, kaliteli eğitim, temiz tuvalet, malzeme, laboratuvar, öğrencilere ucuz ve ücretsiz beslenme olanağı, güvenlik ve sağlık personeli ve de yeterli sayıda nitelikli öğretmen yok!

Yıllar önce, devlet okulunda ücretli öğretmenlik yaparken, İmam Hatip mezunu okul müdürü ve kopya çekerken yakaladığım ya da çocuğunun notlarını yükseltmek için ısrarcı olan bir iki veliyle sorun yaşamıştım.  Danışıklı dövüş ile okulda temizlik görevlisi olarak da çalışan bir veli Alo 147’ye beni şikayet etmişti. Bu şikayet üzerine Atatürk düşmanı okul müdürü, hakkımda çok çirkin bir rapor yazıp, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iletmişti. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne vekaleten bakan ve sonra FETÖ’cü olduğu için görevden alınan kişinin de raporu destekleyen yöndeki görüşü ile görevlendirmem iptal olmuştu. O dönemde bununla ve eğitim sistemimizde gördüğüm aksaklıklarla ilgili 7 sayfalık bir yazıyı sosyal medyada paylaşıp, Milli Eğitim İl Müdürlüğü’ne ve bakanlığa göndermiştim. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ilçe şube başkanlığı dönemimde de, ilçe milli eğitim müdürünün, okul müdürlerine, Atatürkçü Düşünce Derneği ile ortak hiçbir etkinlik yapmayacaksınız talimatı verdiğini biliyorum. İşte Bakanlık yetkilileri bunlarla uğraşıp, insanları işinden ekmeğinden ve onurundan etmeye çalışırken, eğitimin ve okulların geldiği nokta ortada!

Diğer yandan; ispiyonlama mekanizması gibi çalışan şikayet hattının kapatıldığını internetten araştırınca öğrendim: Milli Eğitim Bakanlığı’na ulaşmak için kullanılan ALO 147 hattı kapatılmış olup, yerine 444 0 632 numaralı MEBİM (Milli Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezi) hattı getirilmiştir. Bu numarayı haftanın 7 günü 24 saat boyunca arayabilir; talep, şikayet, görüş veya bilgi edinme taleplerinizi iletebilirsiniz. İletilenlerden hangisi, niye dikkate alınır acaba?

KÖTÜLÜK YARIŞINA GİRMİŞLER

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul katliamları sonrası bazıları sosyal medya paylaşımlarında çok acımasız ve kaba bir dil kullanmış. Onlara yanıt olarak da yazdım; ana babasının ve sistemin hiç mi suçu yok? Dinci cemaat yurtlarında cinsel saldırıya uğrayan, pedofil kurbanı çocuklar için; “Küçüğün rızası vardı” diyenlerle aynı seviyeye inilemez. Olayların derinine inmeli, çok yönlü irdelenmeli. Sonrasında intihar etsin ya da etmesin, cinayet işlemeye aklı eren bir çocuğun varlığını ve yaptıklarını sorgulamazsanız, tacize ve tecavüze uğrayan çocuk yaşlardaki bir kızın ya da erkeğin, cinsel suçlarının işlenmesine istekli ve aracı olmasını da kabule geçmeye başlayabilirsiniz.

Son katliamı gerçekleştiren çocuk ile ilgili tartışmalar, açıklamalar, aklıma Benny’nin Videosu filmini (Michael Haneke tarafından yazılıp yönetilen 1992 Avusturya – İsviçre ortak yapımı psikolojik korku filmi.) ve 13 Mart 2025’te Netflix’te yayımlanan Adolescence (Ergenlik) dizisini getirdi. Tabii çocukların oynadığı oyunlara ya da izlediği filmlere sübliminal mesaj yüklendiği, frekanslarla etkilendiği, hatta “Black goo” denilen maddeden de söz eden var. Bunların hepsi tartışmaya açık komplo teorileri… Elbette, gerekli fiziksel önlemler alınmalı, ama bunun altında yatan nedenlerin araştırılıp, bulunup, düzeltilmesi ve iyileştirilmesi yönünde de çalışmalar mutlaka gerçekleştirilmeli.

Bazı sosyal medya zeminlerinde yıllardır karşımıza çıkan küfür, hakaret içeren yorum ve paylaşımlardan; kendisi gibi düşünmeyenlere, kendisini eleştirenlere “Çürük, sürtük!” diyen siyasetçilere kadar, toplumda ötekileştirici, aşağılayıcı, kin ve nefret kusan söylemleri kim kullanıyor, yayıyor? Son günlerde yayınlardan öğrendiğimize göre; binlerce “İncel” (İngilizce “Involuntary celibate” (istemsiz bekâr)) üyesi bulunan Telegram topluluğunda yer alan yorum ve paylaşımlar dehşet verici.

Dünya bu denli kötüye giderken; korku, öfke, nefret, kin, intikam, umutsuzluk, karamsarlık yayılırken; bunları körüklemek niye?  Oysa kulağımdaki şarkının sözleri şöyle:

“Bu ne dünya kardeşim üzen üzene / Bu ne dünya kardeşim böyle? / Kimseyi incitmeden, kırmadan tek bir kalbi / Yaşamak elbet en güzeli… / Sev çünkü sevmek en kolay.”

Çoğumuz için, öfke ve nefret doğal ve normal sayılırken; sevmek, sevilmek ve iyilik niye bu kadar zor?

BU NE DÜNYA KARDEŞİM?…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481