Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi bugün yalnızca merkez ilçeye değil, 13 ilçenin tamamına hizmet veren bir sağlık üssü konumunda. Ancak bu yük, ne yazık ki aynı oranda planlanmış yatak kapasitesi ve ameliyathane sayısıyla desteklenmiş değil. Sonuç ortada: hasta trafiği artıyor, randevular uzuyor, ameliyatlar günlerce bekleniyor.
Sorunun kaynağını doğru koymak gerekiyor. Muğla’nın sağlıkta yaşadığı yoğunluğun iki temel nedeni var. Birincisi, Muğla genelinde nitelikli ve kapsamlı sağlık yatırımlarının yetersizliği. İkincisi ise mevcut yükün neredeyse tamamının Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin omuzlarına bırakılmış olması. İlçelerdeki imkânların sınırlı kalması, vatandaşın doğal olarak merkeze yönelmesine yol açıyor. Bu da yatak doluluk oranlarını, ameliyathane kullanımını ve acil servis yoğunluğunu sürdürülemez noktaya taşıyor.
Çevremize baktığımızda tablo daha net görülüyor. İzmir ve Aydın gibi illerde hem hastane sayısı fazla hem de yatak kapasitesi ile ameliyathane sayıları yüksek. Bu durum, söz konusu illeri sağlık hizmetlerine erişimde daha avantajlı hale getiriyor. Muğla ise nüfusu bir milyonu aşmış, yaz aylarında katlanarak artan bir il olmasına rağmen aynı ölçekte bir sağlık altyapısına sahip değil. Turizm kenti olmanın getirdiği geçici nüfus artışı da hesaba katıldığında, mevcut kapasitenin yetersizliği daha da belirginleşiyor.
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin uzman kadrosu, bölgede birçok başarılı operasyona imza atıyor. Hekimler, sağlık çalışanları ve idari kadro büyük bir özveriyle çalışıyor. Ancak tüm bu gayrete rağmen, ameliyathane sayısının sınırlı olması nedeniyle hastaların beklemek zorunda kalması kimsenin isteyeceği bir tablo değil. Bu, ne hastanenin ne de çalışanların kusuru. Bu, açıkça planlama ve yatırım eksikliğinin sonucudur.
Yoğunluğun bir başka boyutu ise hastane çevresindeki otopark sorunu. Yönetimin bu konuda çözüm üretme çabası takdire şayan. Yeni otopark alanları oluşturulması, hasta ve hasta yakınları için ücretsiz minibüs seferlerinin planlanması gibi adımlar, günü kurtarmaya yönelik değil; sorunu yönetmeye yönelik somut hamlelerdir. Hastane yönetiminin duyarlılığı ve çözüm arayışı, kamuoyunun da takdirini hak ediyor.
Ancak şunu açıkça söylemek gerekiyor: Hastane yönetiminin çabası tek başına yeterli olamaz. Muğla’nın sağlıkta kaybettiği zamanı telafi etmesi için siyasetin, yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve tüm kamuoyunun ortak bir ses çıkarması şart. Bu mesele bir kurumun değil, Muğla’nın meselesidir.
Bugün atılacak adımlar; yeni hastaneler, artırılmış yatak kapasiteleri, çoğaltılmış ameliyathaneler ve ilçelere güçlendirilmiş sağlık yatırımlarıyla mümkündür. Aksi halde Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ne kadar güçlü bir kadroya sahip olursa olsun, artan yük altında zorlanmaya devam edecektir.
Bu nedenle çağrımız nettir: Muğla için sağlıkta ortak akıl, ortak irade ve ortak mücadele zamanı. Hastane yönetiminin gösterdiği duyarlılık ve özveri için teşekkür ederken, kamunun da bu çabayı güçlü yatırımlarla desteklemesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Muğla bunu hak ediyor.

