
Gırgır ekolünden gelen, Oğuz Aral’ın teşvikiyle karikatürü meslek edinen ve 38 yıldır Bodrum sokaklarında çizen Ali Şur, kuralsız çizgileri, cesur esprileri ve sokağın içinden beslenen anlatımıyla karikatürü bir yaşam biçimine dönüştürüyor.
Ankara’da başlayan bir çizgi serüveni, Gırgır dergisinin efsanevi sayfalarından Bodrum sokaklarına uzanan 38 yıllık bir karikatür yolculuğu… Oğuz Aral’ın teşvikiyle mesleğe adım atan, ulusal yarışmalarda 100’ün üzerinde ödül kazanan, kış aylarında AVM’lerde yaz aylarında ise sokakta çizerek “sokak ressamlığından emekli olan tek karikatürist” olduğunu söyleyen Ali Şur, çizgileriyle sadece güldürmüyor; düşündürüyor, hatta sarsıyor.
Kurallarla arası hiçbir zaman iyi olmayan Ali Şur, kimsenin cesaret edemediği esprileri kağıda dökmeyi, portre karikatürde denenmemişi denemeyi seviyor. Fransız tarzı çizgilerden beslenen; insan ilişkileri, din, erotizm ve gündelik hayat gibi çoğu zaman fısıltıyla konuşulan konuları filtresiz bir dille ele alan Şur’un karikatürleri, sokağın gerçekliğini tüm çıplaklığıyla yansıtıyor.
38 yıldır Bodrum’da yaşayan ve Ege insanını yakından tanıyan Ali Şur, sokaktan ve halktan beslenmeyen bir sanatın eksik kalacağını savunuyor. Karikatürün sanat olduğu kadar emek ve dürüstlük işi olduğunun altını çizen Şur, Bodrum’da sokak sanatçısı olmanın zorluklarını, meslekteki yozlaşmayı ve belediyelerle yaşanan sorunları da açık sözlülükle dile getiriyor.
Bu röportajta; çocukluk yıllarında başlayan çizgi tutkusundan ustası Oğuz Aral’la yaşadığı unutulmaz dönüm noktasına, karikatür sanatının bugün geldiği noktadan gelecek kuşaklar için hayalini kurduğu projelere kadar Ali Şur’un samimi, sert ve sansürsüz anlatımına tanıklık edeceksiniz. Çünkü onun dünyasında karikatür; masa başında değil, sokakta şekillenen bir yaşam biçimi.
Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Ankara doğumluyum. İlkokulda texas, tommiks ve gırgır dergisi alıyordum. Buradaki figürlere bakarak çizimler yapıyordum. Sülalem aşçıdır, mutfaktan gelmeyim, onların özel yaşantısı olmamasından dolayı karikatürü seçtim. 38 senedir Muğlanın Bodrum ilçesinde karikatür çiziyorum. Ayrıca kışın AVM’lerde çizdim. Ulusal yarışmalarda bulundum yarışmalarda 100’ün üzerinde ödül aldım.
Karikatür sanatıyla tanışmanız ne zaman ve nasıl başladı?
İlkokulda resmim iyiydi, hocamın teşviki ve gazı ile çizmeye başladım. Ortaokulda Gırgır, fırt, çarşaf dergilerin de karikatürlerim yayınlandı daha sonra mesleğim oldu.

Bu alanda çalışmaya başlamanızda size ilham veren neydi? Bir dönüm noktası veya belirli bir ilham kaynağı oldu mu?
Oğuz Aral’ın ortaokul dönemimde bana destek olması.. Düşünsenize normal hayatta adam yerine konmuyorsun, tanışmadığım bir adam seni yaşıtıymış gibi davranıp karikatürünü beğeniyor, üstelik yayınlanan karikatürlerimize yüksek ücret ödüyordu. O paralar babamın maaşının 3/1’i kadardı ye ye bitmezdi tabiki yayınlansın diye daha çok çalıştık ve mesleğimiz oldu. Sokak ressamlığından emekli olan tek kişiyim.
Bugüne kadar yarattığınız eserlerden hangisi sizi en iyi şekilde temsil ediyor?
İnsanları şok etmeyi çok seviyorum. Kimsenin yapmadığı esprileri çizmek veya portre karikatürde denenmemişi yapmak hoşuma gidiyor. Kural tanımaz karikatür çizmek bana mutluluk veriyor. Fransız tarzı erotik, porno, din, insan ilişkileri yani insanların sokakta konuştuğu eve gelince kestiği yaşadığı hikayeleri çizmek tam bana göre.

Eserlerinizde Milas’ın, Ege bölgesinin veya yerel kültürel unsurların izleri var mı? Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz?
38 yıldır Bodrum’da çizdiğim için Ege’yi insanını çok iyi bilirim. Bodrum yerlileri biz çizerleri pek sevmez, belediyenin gösterdiği ilgiyi yeterli bulmuyoruz. Milas yakın olmasına rağmen bodrum gibi değil. İki sefer Turhan Selçuk karikatür yarışmasında jüride bulundum. Belediye çok ilgiliydi umarım bu uzun soluklu yarışmayı devam ettirir. O ilgiyi kalabalığı unutamıyorum.
Sizce günümüzde karikatür sanatıyla uğraşmaya değer mi? Fırsatlar, ilgi alanları ve ortam açısından nasıl değerlendirirsiniz?
Sanattan para kazanmak çok zor, hele sokak sanatçısı olmak daha zor. Bodrumda esnaf ile aramız bozuk. Adam iş yapamadığı gün sana çatıyor. Önümüz kapanıyor gibi saçma sapan işler ile uğraşıyoruz. Buna kendini yetiştirmeden gelip karikatür çizen ve insanları kandıran meslektaşlarımıda eklemek isterim. Müşteriyi kandırmak, yalan söylemek ne ararsanız var. Belediyeye gidip yeterli olmayanların aramızda olmaması gerektiğini söylüyoruz, belediye onlarda yetişsin diyor. Halbuki adam 75 yaşında yeni başlamış bir üç kağıtçı. Bu bizi ve müşterileri üzüyor.

Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalıdır?
Sanatçı halkın içinde olmalı. Sanatçıyı besleyen sokaklar ve halktır. Kendi hikayesi ve yeteneğiyle bunu birleştirip, ürününe katarsa tadından yenmez. Tabi egosuz, kibirsiz! Bodrumda sanatçıları görüyorum o beğendiğimiz televizyonda güzel konuşan sanatçıları, burda çok farklı!.

Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız projeler veya paylaşmak istediğiniz gelişmeler var mı?
Portreci arkadaşlar ile beraber belediyenin uzak köylerine gidip çocukların karikatürünü çizmek, buna başladık. Tabi ki bazı belediyelerin katkıları ile..



Teşekkürler