Acıların bolca yaşandığı 2025 yılını geri bıraktık. İnşallah, 2025 de yaşadıklarımız acıları 2026 da yaşamayalım derken, kendimizi kandırma çalışıyoruz.
Yaşamakta olduğumuz dünya üzerinde yurdumuzun bulunduğu konumda birçok ciddi problemler karşısındayız. Kuzeyimiz de Rusya, Ukrayna, güneyimizde Irak, İran, Suriye gibi bir takım dünya problemleri ile karşı karşıya olan komşularımız arasında ne yapacağını bilmeyen bir devlet idaresi altında 2026 yılından hayırlı bir şeyler beklememiz hayal olmaktadır.
Yurdumuzun sahip olduğu gerek madenler gerekse tarımsal ürünler ile dış devletlerin odak noktası olmamız, her an, her türlü karışıklıklara gebe olmamız anlamına gelmektedir. Yurdumuzun üzerinde gözü olan bu emperyalist devletlerin başında Amerika gelmektedir.
Yurdumuzun çeşitli yerlerinde “NATO güvenliği” adı altında atom başlıklı füzelerin olması, bu devlete olan bağlılığımızın başında gelmektedir.
Amerika kimdir, nedir, ne istemektedir.?
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), daha yaygın kullanılan adıyla Amerika veya Birleşik Devletler, Kuzey Amerika kıtasında Kanada ve Meksika arasında bulunan bir ülkedir. 50 eyaletin birleşiminden meydana gelen federal anayasal bir cumhuriyet ile yönetilir. Bir federal bölgeye sahiptir ve 9,8 milyon km2 yüz ölçümü ile dünyanın karasal alan bakımından dördüncü, toplam alan bakımındansa üçüncü en büyük ülkesi ve 334 milyonu aşan nüfusu ile de en kalabalık üçüncü ülkesidir.
Ülkenin başkenti aynı zamanda federal bölgesi olan Washington, DC olup en kalabalık şehri ise New York’tur.
Birleşik Devletler, Doğu Kıyısı boyunca kurulan On Üç Koloni ittifakından doğdu. Büyük Britanya ile vergilendirme ve temsil edilme konusundaki anlaşmazlıklar, bağımsızlığı sağlayan Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na (1775-1783) yol açtı. 18. yüzyılın sonlarında ABD, Kuzey Amerika’da hızlı bir şekilde genişlemeye başladı. Ülke; savaşlar, Yerli Amerikalıların yerlerinden edilmesi ve yeni eyaletlerin federasyona kabulü gibi yollarla kademeli olarak yeni bölgeler elde etti. 1848’de Birleşik Devletler, kıtanın bir ucundan diğer ucuna kadar yayılmış hâldeydi. Güney eyaletlerinde 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar köleliğin yasal olması, Amerikan İç Savaşı’na zemin hazırladı ve kölelik tüm ülkede yasaklandı. İspanyol-Amerikan Savaşı (1898) ve I. Dünya Savaşı (1914-1918), ABD’nin dünya gücü olacağının sinyallerini verdi ve II. Dünya Savaşı’nda (1939-1945) ise bunu gerçekleştirdi.
Soğuk Savaş sırasında (1947-1991) Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği çeşitli rekabet yarışlarına katıldı, ancak doğrudan askerî çatışma olmadı. Bu yarışlar sırasında ABD, Ay’a ilk insanları indiren 1969 uzay uçuşuyla (Apollo 11) birlikte, öncesinde epey gerisinde kaldığı Sovyetler Birliği’ne karşı Uzay Yarışı’nda önemli bir üstünlük elde etti. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası Soğuk Savaş sona erdi. Bu durum, ABD’yi dünyada tek süper güç yaptı.
Amerika Birleşik Devletleri, bir federal cumhuriyettir ve çift meclisli bir yasama sistemi ile birlikte üç ayrı hükûmet departmanından oluşan bir temsilî demokrasidir. Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), Amerikan Devletleri Örgütü (OAS), NATO gibi uluslararası kuruluşların kurucu üyesi ve Birleşmiş Milletler ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimî üyesidir.
Ayrıca ABD; uluslararası ekonomik özgürlük, düşük hükûmet yolsuzluğu, yaşam kalitesi ve yüksek eğitim kalitesi ölçütlerinde üst sıralarda yer almaktadır. Gelir ve servet eşitsizliği öne sürülerek eleştirilmesine rağmen Amerika Birleşik Devletleri, sosyoekonomik performans ölçümlerinde her defasında üst sıralarda yer almaya devam etmiştir.
Amerika’nın Türkiye’den beklentisi ise, öncelikle doğu bloklarına, yurdumuzdan uzanabilmenin daha kolay olması ile yer altı zenginliklerimizden faydalanabilmek gelmektedir.
Diğer taraftan batımızda yer alan Yunanistan ile bir takım bazen olumsuzluğa varan sonuçlar ile komşuluk yapmaktayız. Yunanistan ile en büyük sıkıntımız bize ait olan kara sularımızı işgal etmesi gelmektedir. Ege de ki adalarımız, Yunanistan’ın izinsiz işgalleri doğrultusunda, yurdumuza birtakım sıkıntılar yaşatmaktadır.
Bütün bunların yanı sıra İslam ülkeleri arasında söz sahibi olabilme amacı ile devletimiz tarafından verilen birtakım sözler de bulunmaktadır.
Bu şartlar altında 2026 senesinin, 2025 senesinden daha iyi ve olumlu geçmesini dilemenin pek fazla bir önemi olmamasına rağmen yeni yılda, ülkemiz için, insanlarımız için hayırlı olmasını dileriz.

