İnsanoğlu tuhaf mahlûk… Bir yandan yeryüzüne halife diye gönderilmiş, akıl verilmiş, vicdan verilmiş; öte yandan saç telini kaybedince dünyanın yükünü sırtında sanıyor.
Oysa mesele dertli olmak değil, hangi dertle yaşadığımız. Çünkü dertsizlik diye bir şey yok; sadece ucuz dertler var, pahalı hakikatlerin önünü kapatan.
Eskiden komşunun açlığı utandırırdı, şimdi komşunun arabası kıskandırıyor.
Genç, memleketin geleceğini değil; telefonunun ekranı çizilince hayatın anlamını sorguluyor.
Evde huzur var mı bilinmez, ama Wi-Fi çekmiyorsa kıyamet kopuyor.
Biz bu hâlimize “modern hayat” diyoruz ya…
Aslında sadece hakikatten kaçış güzergâhları döşüyoruz.
Heybemiz Dolu Ama Boş
Hakikati değil; kırıntıları, gürültüleri, sosyal medya kalabalığını taşıyoruz.
İçimiz çöplük gibi; her duygu var, ama vicdan yok. Her düşünce var, ama hakikat yok.
Çocuk, aç olduğu için değil; sınıf arkadaşı daha iyi tablet aldığı için ağlıyor.
Anne-baba, “İyi insan mısın?” diye sormuyor; “Kaç puan aldın, ne iş yapacaksın?” diyor.
Sokakta bir dilenci görünce camı kapatıyoruz; vicdan rahatsız olmasın diye.
Böyle böyle büyüyor içimizdeki konfor balonu… Ve balon şiştikçe hakikat dışarıda kalıyor.
Asıl Dertler Sessizde
Ülkede gençler umut arıyor, toprak nefes alamıyor, bir çocuk açlıktan uyuyamıyor.
Ama biz hâlâ “bu akşam ne izlesek?” derdindeyiz.
Dünyada savaş var; bizim parmak hâlâ ekran kaydırıyor.
Adalet yok; ama filtre güzel çıkarmışsa fotoğrafı paylaşıyoruz.
Asıl dertler konuşmuyor artık. Sessizde.
Çünkü biz kulaklarımızı bildirimlere tahsis ettik.
Çözüm Basit Ama Ağır: Hakikati Dert Edinmek
Bu gidişatı değiştirecek mucize falan yok.
Sadece biraz utanmak, biraz susmak, biraz da kendimize dürüst bakmak gerekiyor.
Bir ağacın kesilmesini sadece çevre sorunu görme; nefesin kesiliyor orada.
Bir genç “gideyim mi bu ülkeden?” diyorsa, sadece o gitmiyor; umudun damarları kesiliyor.
Bir çocuk ağlıyorsa, “benim evladım değil” deme; insanlık hepimizin ortak soyadı.
Toparlamak gerekirse;
Dert, aslında yük değil; insanı insan yapan en büyük hatırlatıcıdır.
Bir gün kendimizi dinlemeyi başarırsak göreceğiz:
Asıl dert; dertsizliğe razı oluşumuzdur.
O yüzden; çöpleri bırakalım, vicdanı yüklenelim.
Çünkü bazı yükler insanı eğmez… İnsanı insan eder.!!

