Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HASTAHANE DEĞİL TİCARETHANE SANKİ

HASTAHANE DEĞİL TİCARETHANE SANKİ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ne yazık ki bir yandan teknolojinin nimetlerinden faydalandırıldığımıza inandırıldığımız bir dönemden geçiyoruz; öte yandan devlet hastanelerinden randevu alabilmek için adeta cebelleşiyoruz. Günün sonunda bir MR çekimi için 6 ay sonraya gün verilen bir sağlık sisteminde, erken teşhis ve hızlı tedavi nasıl mümkün olabilir?

Bir hastanın tahlil ya da tetkiklerini 3-5 ay sonraya ertelemek, aslında tedaviyi baştan geciktirmek demektir. Burada asıl sorun hastane sayısının yetersizliği mi, hastane yönetimlerinin beceriksizliği mi, yoksa “hasta garantili” şehir hastanelerinin bedeli olarak insanları özel hastanelere mecbur bırakma planı mı?

Özellikle pıhtı atma riski olan, kanser teşhisi konmuş veya acil tetkik gerektiren hastalar için durum daha da vahim. Şanslı olanlar, üniversite hastanelerinde nispeten uygun fiyatlarla tedavi görebiliyor. Şanssız olanlar ise ya ölümü bekliyor ya da varını yoğunu özel hastane baronlarına kaptırıyor.

Örneğin SGK’nın karşıladığı bir platin için Ankara’daki özel bir hastane 50 bin lira fark isterken, İzmir’de başka bir özel hastane  6.000 dolar talep edebiliyor. Üstelik bu fiyata ameliyat, yatış veya ek masraflar dâhil değil, ancak platin aynı platin.

İnsan sağlığını rant kapısı gören bu baronlar gücünü nereden alıyor? Cevap acı ama net.! Arkalarında devlet desteği var. Yanımızda olması gereken devlet, bizim aleyhimize işleyen bu düzeni seyrediyor, hatta dolaylı olarak destekliyor.

Kamu hastanelerine güven bilinçli olarak zayıflatılırken, bebeklerin bile para karşılığı “pazarlık konusu” olduğu özel sağlık sistemine insanlar zorla yönlendiriliyor.

Sanki devlet, vatandaşına “Paran varsa yaşa, yoksa geber” diyor.

Sağlık sisteminin bir ticaret mantığına teslim edilmesini kabullenmek ise insan vicdanını derinden yaralıyor.

Somut Verilerle Gerçekler:

Randevu bekleyen kişi sayısı azalıyor… ama hâlâ yüksek,

Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS), Aralık 2024’te 2.490.559 randevu talebi beklerken, Şubat 2025 itibarıyla bu sayı 1.096.163’e düştü—yaklaşık %58 oranında azalma gerçekleşti. Tekil kişi bazında ise randevu bekleyenlerin sayısı 1.042.471’e geriledi. Branş bazlı taleplerin ise %64 oranında karşılandığı bildirildi.

Ankara’da bekleme süresi hâlâ sorun:

Poliklinik kapasitesinin artırılması, mesai dışı randevu uygulamalarıyla beraber bekleyenlerin sayısı önceki döneme göre yarıdan fazla azaltıldı. Günde 13–14 bin olan bekleme talepleri, 5 binin altına indi. Yetkililer, pek çok branşta (örn. göz, cildiye, KBB) aynı gün ya da ertesi gün randevu verilebildiğini belirtiyor.

Sistem hâlâ ideal değil:

Sağlık Bakanı’nın açıklamasına göre, ülke genelinde randevu bekleme süresi son 6 aya göre %35–40 oranında düştü ve 79 branşın 67’sine ilk 24 saat içinde randevu verilebiliyor.

Hastaların Bireysel Şahitlikleri:

“Cildiye randevusu için 1,5 sene beklemişliği olan hasta var…”

“Yaklaşık 15 gündür MHRS üzerinden randevu almaya çalışıyorum; 182’yi aradığımda en yakın randevunun 15 gün sonra olduğunu söylüyorlar…”

“1 ay kırık ayakla beklesem kaynaşır ama hâlâ randevu yok…”

“Cildiye… diş… randevu almak imkansız.”

Gibi onlarca şikayet  hergün duyuyor görüyoruz.

Çözüm ne kasada ne masada sadece kafada zihniyet insanı yaşatmak yaşam kalitesini artırmak üzerine olursa bu sorunlar hızla aşılır.

Tabi bahane üretmek yerine zihnimizi temizlersek ve hemen harekete geçer isek.!!

HASTAHANE DEĞİL TİCARETHANE SANKİ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481