Sosyal eşitsizlik, belirli bir toplumdaki kaynakların, sosyal olarak tanımlanmış kategoriler aracılığıyla eşit olmayan bir şekilde dağıtıldığında ortaya çıkar. Güç, din, akrabalık, prestij, ırk, etnisite, cinsiyet, yaş, cinsel yönelim ve sınıfın getirdiği toplumdaki sosyal mallara erişimin farklılaşma tercihidir.
Sosyal eşitsizlik genellikle sonucun eşitliğinin olmaması anlamına gelir, ancak alternatif olarak fırsata erişim eşitliğinin olmaması açısından kavramsallaştırılabilir. Sosyal haklar arasında işgücü piyasası, gelir kaynağı, sağlık hizmetleri ve ifade özgürlüğü, eğitim, siyasi temsil ve katılım yer alır.
İnsanlar tarafından yaratılmış eşitsizlikler ise farklıdır. Bunlar ise başta, daha zengin olma, daha itibarlı gözükme gibi arzuların sonucunda başkalarına boyun eğdirmektir. Bu sınıf insanlara en somut örnek millet tarafından seçilerek meclisimize gönderilen milletvekilleridir. Normal vatandaşlıktan, milletvekilliğine geçen insanlarımız, geçmişte bulundukları toplumu unutarak, kendilerine göre bir yaşam sergilerler. Normal vatandaşa göre birçok ayrıcalıklarda bulunan bu insanlarımız, toplumumuza olan görevlerini unutarak, sadece kendi çıkarları için çalışmaktadırlar.
Milletvekillerimizin, normal vatandaşımızdan farkı nelerdir.?
TÜRKİYE’de bir kez milletvekili seçilmeyi başaranın sırtı, ömür boyu yere gelmez. Çok güzel ve avantajlı bir iştir. Ayda yaklaşık 5.5 milyar Törkiş lira maaş ve yolluk alırsınız. Yine de bazıları bu paradan yakınırlar ve ‘‘az geldiğini’’ söylerler!
Milletvekili olduktan sonra emekli olursanız, bunun da özel koşulları vardır. Elinize ayda 3 milyara yakın para geçer. Mazbatayı alıp yemin edince resmen milletin vekili olursunuz. Bundan sonra sizin ve ailenizin -ölünceye kadar- tüm sağlık harcamalarınız Meclis’e aittir. İstediğiniz doktora, istediğiniz hastaneye özgürce gidip muayene ve tedavi olursunuz. Dokunulmazlığınız vardır! Meclis’te istediğiniz her şeyi söyler ve bunu dışarıda yineleyebilirsiniz. Suç olmaz! Dahası, milletvekili olduktan sonra hakkınızdaki bütün soruşturmalar otomatik olarak durur, davalarınız ertelenir.
Milletvekili seçildikten sonra cinayet gibi ağır ceza ve suçüstü hükümleri dışında, size kimse dokunamaz. Ne mahkemeye çıkarsınız ne hesap verirsiniz.
Meclis’e bırakın fakir fukarayı bir yana, birkaç istisna dışında orta halli birinin girmesi mümkün değildir. Orası bir zenginler topluluğudur. Meclis’te küçük esnaf, kol emekçisi, sıradan bir SSK emeklisi, küçük çiftçi, düz memur, işçi göremezsiniz. Buna karşın ağalar, şeyhler, tarikat liderleri, aşiret reisleri ve onların adamları her dönem orada boy gösterir.
Milletin vekillerinin bir özelliği de, her birinin genel başkanın seçmece adamı olmasıdır. Aday listelerini genel başkan düzenler, yakın, güvendiği ve kendi sözünden çıkmayacak adamlarını iyi yerlere yerleştirip seçilmelerini sağlar. Her dönemde, her partide aynı durum geçerlidir.
Eşitsizlik, eşit olmama durumunu ifade eden bir kavramdır. Çeşitli toplumsal sınıflar arasında ya da insanlar arasındaki büyük ayrımı ifade eder. Günümüz modern dünyası ise adil olmaktan uzak bir yapı seyreder. Toplumların tümünde eşitsizlik türleri devam etmektedir. Aynı zamanda yaşam boyunca insanlar arasında uçurumlar oluşmaktadır. Bu kavramı duyduğumuzda aklımıza ilk gelen gelir alanındaki sorunlar oluşturuyor olabilir. Sağlık, eğitim, teknolojiye erişim, değişen iklimden etkilenme vb. alanlarındaki eşitsizlikleri de unutmamak gerekir.
Bu kavram insanların yaşam standartları arasındaki farkı bizlere açıklar. Bu kavram ile yoksulluk kavramı sık sık karıştırılır. Aynı kavramlar olduğu zannedilmektedir. Yoksulluk kavramı, gelir eşitsizliğinin sonucu olarak ortaya çıkan bir kavramdır. Yoksulluk, yaşamlarını insanca koşullar altında yaşamak zorunda olanları temsil eder.
Tarihin değişik aşamalarından günümüze bütün toplumlarda değişik sorunların yarattığı çeşitli eşitsizlikler bulunmaktadır. Bu kavram sosyal iletişim ve insanların doğa ile olan ilişkisinin içinde olan bir kavramdır. Politik çerçeveden baktığımızda ise insanların yönetimi ve örgütlenmesi açısından düşünülebilir. İnsanların doğayla aralarında ilişkisini dengeleyemeyen toplumlarda bu kavram görülmeye devam edecektir.
Küresel anlamda eşitsizliğin nedenleri olarak, küresel ölçekte uygulanan ekonomi politikalarından, sosyal ve ekonomik kalkınma alanında yapılan hatalardan, batı dünyasının sömürü anlayışından, dünyada nüfus olarak az ama büyük etkiye sahip grupların aç gözlülüğünden sayılabilir.
Yurdumuz, siyasetçisi de dahil olmak üzere bir eşitsizlik ülkesidir.

