Bir toplumun refah düzeyi toplumsal kaynakların nasıl dağıtıldığı ile yakından ilgilidir. Kaynakların toplumda nasıl dağıtılması sorusu ise sosyal adalet kavramı ile yakından ilgilidir.
Sosyal adalet ve sosyal refah, devletlerin güvencesidir.
Bir toplumun ilerleyişi bir toplumda yaşayan tüm insanların kaynak ve hizmetlere ulaşmada fırsat eşitliğine sahip olması ile olanaklıdır. İnsan haklarını bir söylem olmaktan çıkararak uygulamaya geçiren bir meslek olan sosyal hizmetin en önemli enstrümanı sosyal adalettir.
Sosyal hizmet ise, toplumdaki adaletsizliğin nedenini anlamaktan daha öteye giderek müracaatçısın sahip olduğu haklardan yararlanması için onlar adına savunuculuk yapar.
Bu sebeple sosyal hizmet toplumsal adaletin sağlanmasında bir güvencedir.
Sosyal hizmet kendine özgü bilgi, beceri ve değer temeli ile müracaatçılarının sorunlarını çözmek, insani gelişim kapasitelerini arttırmayı hedeflemektedir. Sosyal hizmetin bilgi temeli insanı bir bütün içinde değerlendirmesini sağlayacak eklektik bir bilgi temeline sahiptir. Sosyal hizmetin değer temeli ise onu diğer mesleklerden ayıran aynı zamanda uygulama yapan uzmana birtakım sorumluluklar yükleyen ve sosyal hizmet disiplinini meslek haline getiren önemli bileşenlerden birisidir. Bir mesleğin değer temeli çalıştığı kişi, grup ya da toplumu nasıl ele aldığı ile ilgilidir.
Sosyal hizmetin değer temelinin odak noktasını insan hakları ve sosyal adaletin sağlanması oluşturmaktadır.
Eşit olmama durumu çeşitli toplumsal sınıfların ya da kişilerin yaşam koşulları arasındaki farktır. Bu fark insanların temel haklara ulaşmasında bir dezavantaj oluşturuyorsa bu durum eşitsizliğin ötesinde bir hak ihlalidir. Kısacası toplumsal tabakalar arasında kaynaklara/fırsatlara ulaşmadaki eşitsizlik eşitsiz bir toplum oluşturarak toplumsal dengeyi bozacaktır. Tüm bireyler aynı evrensel insan haklarına sahip olmasına rağmen haklara ulaşma onu kullanma gücü arasında bir fark oluşmasına yani toplumsal kaynaklara ulaşmada aynı fırsata sahip olamama durumuna fırsat eşitsizliği denilmektedir.
Toplumdaki tüm bireylerin eşit yaşam koşullarına sahip olamaz bu yüzden toplumlardaki eşitsizlik her zaman var olacaktır. Ancak bu eşitsizlik ne zaman kişilerin yaşam koşullarına müdahale edici, sahip olduğu bir farklılıktan dolayı toplumsal bir ayrıma neden oluyorsa ve bu farklılık kişilerin en temel haklarına zarar veriyorsa burada bir insan hakları ihlali söz konusudur.
Adaletin ne olduğu ile ilgili çeşitli görüşler olmakla birlikte üzerinde mutabakata varılmış bir tanımı yoktur.
Sosyal adalet ile ilgili görüşler ise, temelde ikiye ayrılmaktadır. Sosyal adalet düşüncesinin ancak bir düzen değişikliği ile gerçekleşeceğini savunan Radikal Sosyal Adalet savunucuları, toplumdaki adaletsizlikleri gidermek için devletin elinin piyasa üzerinde olması gerektiği görüşünü savunmaktadırlar.
Sosyal devletçilik, sosyal adalet anlayışıdır.

