Sağlık, sağlık hizmetleri veya sağlık hizmeti, insanlarda hastalık, rahatsızlık, yaralanma ve diğer fiziksel ve zihinsel bozuklukların önlenmesi, teşhisi, tedavisi yoluyla sağlığın korunması veya iyileştirilmesidir.
Sağlık hizmetleri, sağlık profesyonelleri ve ilgili sağlık kuruluşları tarafından verilmektedir. Doktorlar ve diğer sağlık çalışanları bu sağlık hizmetinin bir parçasıdır. Diş hekimliği, eczacılık, diyetisyenlik, ebelik, hemşirelik, tıp, optometri, odyoloji, psikoloji, mesleki terapi, fizik tedavi, atletik eğitim ve diğer sağlık meslekleri sağlık hizmetlerinin bir parçasıdır.
Sağlık sistemleri, hedeflenen nüfusun sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş kuruluşlardır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, iyi işleyen bir sağlık hizmetleri sistemi, bir finansman mekanizması, iyi eğitilmiş ve yeterince maaşlı bir işgücü, kararların ve politikaların temel alınacağı güvenilir bilgi ve kaliteli ilaçların sağlanması için iyi korunmuş sağlık tesisleri ve teknolojiler gerektirir.
Etkili bir sağlık sistemi, bir ülkenin ekonomisinin, kalkınmasının ve sanayileşmesinin önemli bir kısmına katkıda bulunabilir.
Sağlık bakımı, geleneksel olarak, dünyanın dört bir yanındaki insanların genel fiziksel ve zihinsel sağlığını ve refahını geliştirmede önemli bir etmen olarak kabul edilmektedir. Bunun bir örneği, Dünya Sağlık Örgütü’nün insanlık tarihinde kasıtlı sağlık müdahaleleri ile ortadan kaldırılan ilk hastalık olarak ilan ettiği 1980 yılında dünya çapında çiçek hastalığının ortadan kaldırılmasıydı.
Devlet hastanelerinde uzun kuyruklar ve kişisel hizmet nedeniyle Türkiye’de son on yılda özel sağlık hizmetleri artmıştır. Çoğu özel hastanenin çeşitli sigorta şirketleri ile sözleşmeleri vardır, bu nedenle devletten farklı tedaviler almak artık mümkün.
Sağlık, evrensel bir kavram olmakla birlikte doğuştan gelen temel bir haktır. Sağlık kavramı; sadece hastalık ve sakatlık olmaması değil aynı zamanda psikolojik ve sosyal yönden tam olarak iyilik halini ifade eder. bu iyilik halini sağlamak için sağlık kurumlarına büyük sorumluluklar düşmektedir. Yani bu kurumlar hem hasta memnuniyetini sağlamak için kaliteli bir sağlık hizmeti verirken bir yanda da sağlık kurumun maliyet kontrolünü yapmalıdır. Sağlık; doğuştan gelen temel bir hak olduğu için sağlık hizmeti verenlerin hakkaniyet, adalet ve eşitlik ilkleri çerçevesinde bölgeler arasında ayrım yapmak sızım ülkenin her yerini bu hizmeti ulaştırması gerekmektedir. Bu aynı zamanda sosyal devletin temel görevlerinde biridir.
2000’li yılların başında, sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 63’ü kamu kaynaklarından geldi. 2006’da her 700 kişiye bir doktor, her 580 kişiye bir hemşire ve her 380 kişiye bir hastane yatağı vardı. Kırsal nüfusa, ülkenin batı yarısında çok daha gelişmiş olan sağlık sistemi kötü hizmet vermektedir.
Serbest meslek sahipleri de dahil olmak üzere nüfusun yüzde 80 ila 90’ı ulusal emeklilik sistemi tarafından sağlanan sağlık hizmetlerine sahiptir, ancak yüksek kaliteli bakım nedeniyle genellikle kentsel alanlarda özel sağlık sağlayıcılarına çekilmektedir.
Türkiye, düşük gelirli sosyal grubun tıbbi yardım almasına yardımcı olmak için geliştirilen yeşil kart (Yeşil Kart) adlı bir plana sahipti. Bu sisteme yapılan harcama 2010 yılında 40 milyar TL’ye ulaşmıştır. Bu nedenle, 2011 yılında sistemde reformlar yapılmış ve bu sistemden faydalanabilecek kişi sayısı azaltılmıştır. 2012 Evrensel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ardından Yeşil Kart sistemi kaldırılmıştır.
2012 yılından itibaren Genel Sağlık Sigortası (GSS) düzenlemesine geçilmiştir. Bu düzenlemeyle sağlık hizmetleri çalışanlar ve emekliler için SGK üzerinden, 25 yaşını tamamlamış öğrenciler ve çalışmayanlar için GSS üzerinden ödenmeye başlanmıştır.
Bütün bunlara rağmen yurdumuz da uygulanmakta olan sağlık hizmetleri, gerek nüfusumuz bakımından, gerekse sağlık bakanlığı hastanelerinin yetersizliğinden vatandaşımıza gereken hizmet ve alaka gösterilmemektedir.

