Müfit Demirkol

RESMİ DİL

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Resmî dil bir ülkede anayasa veya yasa ile onaylanan dili tanımlamak için kullanılan terimdir. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet dili olan Türkçe aynı zamanda Türkiye’nin tek resmî dilidir. Devlet ile birey ve bireyler arasındaki tüm resmî işlemlerin resmî dilde yapılması gerekmektedir.

Yurdumuzda çeşitli kökende kitleler ile yaşanmaktadır. En kalabalık olanı, güneydoğu ve doğu Anadolu’da yaşamakta olan Kürt ırkımızdır. Karadeniz sahillerinde “Laz”, doğu Karadeniz’de ise “Gürcü” vatandaşlarımız yaşamaktadır. Bunun gibi ülkemizde bir takım daha kökenler bulunmaktadır.

Günümüz de doğu ve güneydoğu bölgelerimizde, tüm devlet dairelerinde, belediye binalarında ve gerekli olan her yerde, levhalar da, Türkçe ve Kürtçe olarak olarak, binanın, yerin özelliği ve ne binası olduğu yazılmaktadır.

Ülkemizde kimi zaman yapılan tartışmalardan biri de resmi dil ve sayısı konusundadır. Bununla birlikte, resmi dil konusuna özgülenmiş bir çalışmaya rastlamamaktayız. Bu nedenle olsa gerek, “Bir ülkenin sadece bir resmi dili olur ya da birden fazla resmi dil olmaz” şeklinde görüşlerin ileri sürüldüğüne tanık olmaktayız.

Kürtçe dışında, lisan ve lehçelerin farklı olan ve konuşulan çeşitli diller bulunmaktadır. Bu ülkemizin bir özelliğidir. Bütün bu diller için ayrı bir eğitim olanağı düşünülemez. Her konuşulan dilin kullanıldığı, eğitim sistemini getirmenin, sadece eğitim düzenimizin bozulmasına sebep olacaktır. Yeni okullar, yeni öğretmenler ile düzenin değiştirilmesi tamamen yanlıştır.

Resmi dil hukuken tanınan ve devlet erklerinin (yasama, yürütme ve yargı) işleyişinde kullanılan dil demektir. Yasama organındaki komisyonlarda, komitelerde ve genel kuruldaki tartışma dili; alt derecedeki mahkemelerden temyiz organlarına kadar yargılamanın yapıldığı dil; devlet başkanının sarayından, başbakanlığa, bakanlıklara ve en alt kademedeki idari organlara kadar tüm devlet teşkilatının yazışmalarında kullandığı ve öncelikli olarak hizmet verdiği dil bize o ülkenin resmi dilini gösterir.

Bu tanımdaki “öncelikli olarak hizmet verdiği dil” kavramı kamu makamlarının resmi dil dışında bir dilde de hizmet verebileceği anlamındadır. Kamu makamlarının resmi dil dışında bir dilde hizmet vermesi hukuken düzenlenmemişse bu hizmeti talep etmenin hukuki zemini sağlam olmayabilir. Burada ifade edilmek istenen, bir ülkenin resmi dili olması o ülkenin kamu makamlarının resmi dil dışında bir dilde de gönüllü hizmet vermesine engel olmadığıdır. Hizmetin daha iyi verilmesi başka bir dilde verilmesini gerekli kılıyorsa resmi dilin varlığı, hizmetin başka bir dilde sunulmasına engel değildir. Belirli bir bölgede kayda değer sayıda kişi tarafından kullanılan dillerde kamusal hizmet sağlanabilir. Örnek olsun, ABD’nin Kaliforniya, Kentucky, Massachusetts ve Kuzey Dakota eyaletlerinde ehliyet sınavına diğer birçok dilin yanında Türkçe dilinde de girmek mümkündür.

Resmi dilden farklı olarak “ulusal dil” ise egemen bir devlette nüfusun çoğunluğu tarafından ülke çapında kullanılan dil demektir. Bazı ülke anayasaları hem ulusal hem de resmi dil düzenlemesine sahiptirler. Hatta, bir dili hem resmi dil hem de ulusal dil olarak ilan edebilmektedirler. Örneğin, Malta Anayasası’na göre Maltaca ulusal dildir ve aynı zamanda da resmi dildir. Anayasa ek olarak, İngilizcenin de resmi dil olarak kullanılabileceğini düzenlemektedir.

Her iki kavramdan farklı bir anlama sahip olan “azınlık dili” kavramı ise egemen bir devlette yaşayan ve ülkenin geri kalan nüfusundan farklı bir dili konuşan grubun dili anlamına gelmektedir. Bir diğer ifade ile, azınlık dili, dilsel azınlığın dilidir.

İlk üç kavramdan farklı olan “Bölgesel dil” ise belirli bir bölgede yaşayan nüfusun çoğunluğunun kullandığı dil demektir.

Görüldüğü üzere resmi dil düzenlemesi ağırlıklı olarak anayasalarda yer almakta; bir diğer ifade ile resmi dil, genellikle devleti siyasi ve hukuki bir kurum olarak ilk kez (ya da yeniden) kuran asli kurucu iktidarın karar verdiği bir konu olmaktadır. Asli kurucu iktidarlar kimi zaman resmi dile yer vermemeyi seçebilmektedirler.

Bünyesinde birçok dili konuşan gruplar barındırmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri İngilizce’nin vatanı kabul edilen ülkelerden biridir. Resmi organların ülke içinde hizmet sunduğu temel dil ve de ülkenin uluslararası alanda temsil edildiği dil de İngilizcedir.

ABD Anayasası’na resmi dilin İngilizce olduğuna dair bir ekleme yapılmasına ya da İngilizce’nin federal düzeyde resmi dil ilan edilmesine dair yasal düzenleme yapılmıştır. Türkiye de de durum böyledir.

Ülkenin tek resmi dili olmasının toplumumuzun gerek gelişmesine gerekse eğitimine ve yaşam standartlarımızın eşitlenmesin de, büyük ölçüde faydalı olduğu gerçektir.

1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti” başlık Türkiye de tek resmi dile sahip bir ülkedir. Türkiye’de öngörülebilir gelecekte resmi dil sayısının artması yönünde bir düzenleme beklemek yerinde olmaz. Siyasetçilerin resmi dil tartışmasından uzak durmakta oldukları gözlenmektedir. Yeni bir anayasa için hazırlanan taslaklarda da resmi dilin tekliğinin korunmasının önerildiği göze çarpıyor. Bununla birlikte, resmi dilin Türkçe olarak kalması yanında, Türkçe’den başka dillerde eğitim talebi ileri sürülmektedir. Anayasanın mevcut 42. maddesinin son fıkrası ise buna engeldir. Bu fıkraya göre, “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır.

Türkiye, nüfusunun belirli bir kesimi resmi dilden farklı bir dili konuşan diğer ülkelerden ciddi oranda farklılıklar göstermiyor. Resmi dilin dışındaki dillerde eğitim talebinin karşılanabilmesi için 42. madde yerine, Anayasaya, Fransa Anayasası m. 75-I’daki (“Bölgesel diller Fransa’nın kültürel mirasına dahildir”) gibi genel bir hüküm eklenmesi düşünülebilir. Türkiye de tercihini karşılaştırmalı anayasa hukuku verileri ışığında şekillendirebilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde devletin anayasanın üçüncü maddesi uyarınca tek resmî eğitim ve konuşma dili Türkçedir. Ülkede, bölgesel diller ve çeşitli göçler sonrası ülkeye gelen göçmenler tarafından konuşulan göçmen dilleri olmak üzere çeşitli azınlık dilleri de bulunmaktadır.

Kürtçe, Arapça ve Zazaca ülkemizde ki yaygın azınlık dillerindendir.

RESMİ DİL
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481