Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “POLİTİKA” NE DEMEKTİR.?

“POLİTİKA” NE DEMEKTİR.?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Politika sözcüğü dilimize İtalyancadan geçmiştir. Politika siyaset ile eş anlamlı olarak da kullanılır. Devlet işlerinin yürütümü ile ilgili bir kavram olan politika esasında insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Çünkü insan topluluklarının olduğu her yerde politika olması kaçınılmazdır. Zira insanlar arasında bir biçimde iletişim olacaktır bu da beraberinde politika kavramını doğuracaktır. Ünlü Yunan filozofu Aristo “politika” isimli eserinde de ayrıntılı şekilde bu kavramı ele almış ve incelemiştir.

Siyaset devlet işlerini yürütmek için kullanılan yol manasında kullanılmaktadır. Aristo’ ya göre toplumun insanın mutluluğunu temin edecek şekilde düzenlenmesi de en yüce pratik bilim olan politikanın işidir. Türk Dil Kurumu’na göre politikanın farklı anlamları vardır.

Politika; devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü olarak tarif edilir.

Politika; devlet işlerini yürütme sanatıyla ilgili özel görüş ve anlayış olarak da tarif edilmektedir. Politika kelimesinin bir başka anlamı da davranış biçim, düşünce yapısıdır.

Bir amaca ulaşmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından ya da aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma ve benzeri yollarla işlerin yürütülmesi anlamına da gelmektedir.

Politika ile yalan sözcüğünün neredeyse eş anlamlı olarak kullanıldığı ülkemizde, kavramın bu denli anlam kaymasına uğramasının birbirine bağlı iki boyutu var. Bunlardan birisi, daha baştan kelimenin etimolojisi üzerindeki çarpıtmadır. Politika kelimesinin etimolojisinden hareketle (Eski Yunancada poli çok, tika yüz) politikanın çok yüzlü anlamına geldiği iddia edilmektedir.

Çok yüzlülük ise, kabın şeklini alan su gibi her duruma uyum sağlamak, her koşula göre şekil değiştirmek demektir ki, bunun yolu da sürekli yalan söylemekten geçer. Bu anlamda politika bir bukalemunluktur, riyakârlıktır.

Yunancada “poli” kelimesi Türkçede “çok” anlamına gelmektedir. Eski Yunancada politika kelimesinin kökenini, “şehir” anlamındaki “polis” kelimesi oluşturmaktadır. Aristoteles’in “Politika” kitabı şehirle, yani polisle ilgili olup politikanın konusunun, toplum ve devlet olduğunu ele alır.

Toplumsal hayatın hemen her alanını kapsayan; yöneten ile yönetilen ilişkisinin, devlet biçimlerinin ve yönetme ahlakının konusu olan politikanın içeriği neden çarpıtılmaktadır?

Popülist politikalar eskiden beri vardı ama etkinlik, egemenlik anlamında büyük örnekler oluşturmuyordu. Bunun tipik örneğini Peronist hareket olarak 1950’li yılların Arjantin’inde görüyoruz. Popülizmin günümüzdeki gibi egemen bir siyaset biçimi haline gelmesinden de önce, toplumda genellikle politikacıların şahsi menfaatleri ve iktidar olabilmeleri için yalan söyledikleri, ikiyüzlü davrandıkları görüşü yaygındı. Bu anlamda bir “halk dalkavukluğu” vardı. Toplumda politikacının yalancılığına kısmen de olsa eleştirel bir bakış varken, bugün genel bir kabullenme bulunmaktadır. Bunun nedenlerinden birisini Sosyalist Blokun yıkılmasıdır.

Sosyalist Blok döneminde kapitalist-emperyalist dünyaya karşı sol muhalefetin gücü ve yükselişi karşısında Batı ve bağlaşıkları, temsili demokrasiyi meşruiyetleri açısından canlı tutmaya çalışıyorlardı. Sol dalgalanın geçici de olsa, büyük ölçüde sönümlenmesi siyasi sahada popülist politikaların etkisini alabildiğine artırdı. Liberal demokratik değerlerin ve temsili demokrasinin yönetim yetisinin gittikçe zayıflamasının tipik örneğini AB’nin son yıllardaki tutumu oluşturmaktadır. Sosyalist Blok çökünce kapitalizmin, toplumdaki hak talepleri karşısında eli güçlendi, rahatladı ve buna bağlı olarak fütursuzlaştı. Doğayı tahribatı ve yarattığı çevre kirliliği felaket boyutlarına vardı, iktidarlarına politik sığlık, tehdit ve şiddet dili hâkim oldu.

Politika kavramının anlam kaymasının ve çarpıtılmasının popülizm eliyle şişirilmesinin tipik bir örneğini de ülkemizdeki AKP iktidarı oluşturmaktadır. Ancak AKP’yi salt popülist politikalarla tanımlamak eksik kalır. Parti içindeki ana damarı oluşturan popülizmin devlet ideolojisindeki “Tekçi” anlayışla buluşması, onu daha da tehlikeli hale getirdi. Ülkemizdeki politik zihniyet ve pratiğinde popülist politikaların varlığı öteden beri bulunmaktaydı. Ancak son yıllarda bu varoluş hali, egemen varoluş, yani iktidarın politikası haline geldi. Örneğin Erdoğan, “Benim milletim” söylemi ile milleti kendi içinde eşitleyerek bir bütün olduğu kabulüyle kendisinin (“Benim” öznesiyle) onların tümünün temsilcisi olduğunu lanse eder. Hâlbuki Erdoğan’ın “Benim milletim”inin kapsama alanı, kendi partisini destekleyenlerle sınırlıdır. Milletin desteklemeyen kısmı ise, millet sayılmaz ve ötekileştirilerek düşman olarak görülür.

Popülizm çoğunluğu esas alır ve çoğulculuğa karşıdır. Bu nokta, onun demokrasi karşıtı olduğunu ve baskıcılığının faşizme kadar gidebileceğini gösterir.

Popülist dün söylediğinin tersini bugün söyleyebilir. İstikrar ve ilke yoktur. Bu bağlamda popülistin politik etiği de yoktur. Popülizm, politika kavramını çarpıtarak, politikayı tarihselliğinden ve yönetme sanatının etiğinden kopararak bir oyun düzeyine indirger. Popülizmle mücadele etmek gerçekten zordur. Çünkü halkı manipüle etmekte ve onun nabzına göre şerbet vermek gerekir.

Ülkemizin içinde bulunduğu dar boğaz da, hangi siyasi partiden olunursa olunsun, halkımıza karşı verdikleri vaatlerin de hiçbir önemi yoktur, kalmamıştır.

Çünkü, önce politikacıların kendi durumlarını, vatandaşına gerçek yüzü ile aksettirmesi gerekmektedir.

“POLİTİKA” NE DEMEKTİR.?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481