Müfredat kelimesi Arapça kökenli bir sözcük. Türkçe’de “Öğretim programı” anlamına geliyor. Günümüzde en sık eğitim alanında kullanılıyor. Eğitim ve öğretim programı anlamında kullanılan kelime, Türk Dil Kurumu tarafından ele alındığında “eğitim ve öğretim programı’ olarak değerlendiriliyor.
Eğitim öğretim alanında müfredat, öğrencilerin öğrenmesi için gereken beceri, bilgi ve tutum gibi hedefleri, içerik ve kavramların sunulma sırasını, öğretim yöntemleri ve tekniklerini, öğretim kaynaklarını, ölçme ve değerlendirme ile öğretme ve öğrenme süreçlerinde yapılan ayarlamaları kapsayan deneyime ve değerlendirmeye dayalı bir terimdir.
Eğitim amaç ve hedeflerine ulaşmak için önemli bir faktör, öğretme-öğrenme sürecinin planlandığı ve uygulandığı eğitimin temeli olan müfredat, bir okul tarafından eğitim amaçlarına ve hedeflerine dayalı olarak düzenlenen bütün planlanmış öğrenme deneyimlerini içerir.
Geleneksel eğitim sistemlerinde müfredat terimi daha çok okullarda öğretim amaçlı olarak belirli bir sırayla düzenlenmiş bir grup konu veya çalışma dersini ifade etmek için kullanılırken modern eğitim sistemlerinde bireysel ve grup yaşamının bütün geniş alanlarını, dolayısıyla okul ve okul dışındaki bütün alanları kapsamaktadır. Bu anlamda daha ileriye dönük bir bakış açısına sahiptir; öğrenci merkezlidir ve çeşitli faaliyetler aracılığıyla verilen deneyimlerin tamamını içermekte, öğrencinin kişiliğini geliştirmeye çalışmaktadır.
Öğrencilere gönderilen örtülü mesajlar, onların gelişimine katkı verebildiği gibi zarar da verebilir. Mesela bu mesajlar öğrenci tarafından gönderenin amaçladığı biçimde algılanmayabilir. Özellikle bir okulun gizli müfredatı çeşitli veya çelişkili mesajlar sunduğunda, öğrencilerin neye göre hareket edecekleri ve bunu nasıl yapacakları belirsizleşebilir. Nitekim bu tür durumlarda öğrencilerin çoğu okulun verdiği örtük mesajları ne tamamen kabul etmekte ne de tamamen reddetmekte; okulun değerlerini veya dünya görüşlerini içselleştirmeksizin, iyi notlar alabilmek veya gruba ayak uydurmak için geçici olarak kabul etmiş görünmektedir.
Müfredatın kaynakları genellikle yapısal ve kültüreldir. Toplumsal veya sosyal müfredat insanı hayat boyunca eğiten aile, akran grupları, mahalleler, çeşitli kurum ve kuruluşlar, meslekler, kitle iletişim araçları ve sosyal medya dahil diğer sosyalleştirici güçlerin şekillendirdiği resmî olmayan müfredat olarak tanımlanabilir.
Ailenin tercihlerine dayalı olarak dinî ifade, değerler, etik veya ahlaki dersler, kalıplaşmış davranışlar veya sosyal deneyimler içerebilir. Retorik müfredatın unsurları ise politika yapıcılar ve okul yetkilileri tarafından sunulan fikirlerden oluşur. Bir diğer müfredat türü olan alınan müfredat ise öğrencilerce gerçekten öğrenilen, hatırlanan kavramları ve içerikleri kapsamaktadır.
Eğitimin, devlet idaresinde de, siyasetçilerin istediği bir şekilde değiştirilebildiği görülmektedir. İstenen konuların müfredatlara konulması ve istenmeyen konuların ise müfredat konularından çıkarılarak öğrenciyi istenilen yönde yetiştirebilmek mümkün olmaktadır. Bu şekilde de toplumun gelecekte ki yeri belirlenmiş olmaktadır.
Halen devlet politikalarına göre ülkemiz dini bilgilerin ışığı altında eğitilmektedir. Dinsel ağırlıklı eğitimler de toplum daha kolay yönlendirilebilinir.
Bunun en yakın örneği ise komşumuz olan İran halkıdır. Dini baskılar altında yaşatılan İran toplumu, bu yaşantılarının sona erdirilmesini istemektedirler.
Yurdumuz da eğitim programlarında devlet görevlilerinin istediği konuları, müfredata ekleyerek veya istemedikleri konuları müfredatlardan çıkararak, yeni yetişmekte olan neslin, kendi fikirlerine göre yönlendirilmeleri mümkün olmaktadır.

