Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. LATMOS’U KORU…

LATMOS’U KORU…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Beşparmak Dağı, Bafa gölünün doğusunda, Batı Menteşe Dağları sisteminde yer alan dağ. Aydın ve Muğla topraklarına yayılan dağın en yüksek yeri 1375 m ile Tekerlekdağ’dır. Arkeolojik olarak çok önemli olan dağ, Neolitik dönemden Osmanlılara kadar izler taşır.

Günümüzde Milas-Söke Karayolu üzerinde yer alan Herakleia’nın yer aldığı, Antik Çağ’da Latmos Dağları olarak bilinen Beşparmak Dağları sarp ve ormanlarla kaplı olup Latmos Körfezi’ni çevirmektedir. Doğal güzelliği ile tanınan bu antik şehre aynı zamanda Latmos veya Latmia ismi de yakıştırılmıştır.

Latmos Herakleia’sı en parlak devrini Helenistik Dönem’de yaşamıştır. Özellikle deniz ticareti sayesinde çok zenginleşmiştir. Antik zamana tarihlenen kalıntıları Latmos Dağı’nın Bafa Gölü’ne uzantılarının bulunduğu yerdeki Kapıkırı Köyü ile iç içedir.

Gerçekte, eski şehir bugünkü Herakleia’nın doğusunda dik bir yamaçta kurulmuştur. Şehrin sur duvarları MÖ 287’de Lysimachos tarafından genişletilmiş, uzunluğu 6,5 km’ye ulaşmıştır. Surlar 65 kule ile takviye edilmiştir.

Herakleia’nın tamamen terk edildiği yıllardan bir süre sonra MS 8. yy’ın ilk yarısında Sina Yarımadası’ndan ve Yemen’den gelen Hıristiyan papazları burada bir takım manastır ve kiliseler yapmışlardır. Bu manastır ve kiliseler Latmos Dağları’ndan başlayarak Latmos Körfezi’ne ve Bafa Gölü üzerindeki adacıklara yayılmıştır.

Eski Çağda Latmos dağları olarak bilinen Beşparmak dağları sarp ve ormanlarla kaplı olup Latmos Körfezini (Latmikos Kolpos) çevirmektedir. Doğal güzelliği ile tanınan bu antik kente aynı zamanda Latmos veya Latmia ismi de yakıştırılmıştır. Nitekim Strabon, çevresindeki dağlardan dolayı kentin Latmos ismini aldığını da özellikle belirtmiştir.

Latmos, Hellen dilinde değiştirilmiş bir sözcüktür. Antik çağlarda bu bölge Ana Tanrıça Lada’dan ötürü bu isimle tanınıyordu. Hellenler Lada ismini Latmos olarak değiştirerek kente de bu ismi vermişlerdir. Herakleia isminin nereden geldiği konusunda kesin olmamakla birlikte M.Ö. IV.yy.da Mausolos bir hileyle ele geçirdiği kenti Hellen doğrultusunda yeniden kurmaya çalıştı ve Latmos adını da Herakleia’ya çevirdiği ileri sürülür. Mausolos’un ölümünden sonra M.Ö. III.yy. başlarında on yıl kadar Ptolemaios sülâlesinden Pleistarkhos’un yönetiminde kalan kent bu devrede “Pleistarkheia” diye, daha sonra da Lysimakhos tarafından” Latmos kıyısındaki Aleksandreia” diye isimlendirilmişse de bunlar kalıcı olmamıştır. Daha sonra Anadolu’da aynı adı taşıyan başka kentler de olduğundan, bunu diğerlerinden ayırmak için Latmos Herakleia’sı denilmiştir.

Bugün Beşparmak diye adlandırılan Latmos dağlarında 1994`ten beri Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından bulunan kaya resimleri Anadolu`da son yılların en büyük tarihöncesi arkeolojisi buluntularından biridir. Bu resimlerin belgelenmeleri ve sistematik araştırmaları bu bölgede uzun yıllardır DAI adına yapılan arazi araştırmalarının bir parçasıdır. Bu projenin hedefi, geçmiş zamanda Ege denizinde bulunan bu dağlardaki izleri bilimsel olarak analiz edip insan yaşamına dair en erken dönemden Osmanlı zamanına kadar olan tüm tarihini algılamamızı sağlamaktadır. Çıkış noktası ise Beşparmak dağlarının eteğinde bulunan Helenistik kent Herakleia olmuştur.

Latmos Dağları, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmeye aday bir bölge olarak kabul ediliyor. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucu, maden faaliyetlerinin kesinlikle yapılamayacağı “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsü için başvuru yapılmıştı ve onay aşamasına gelinmişti.

Bütün bunların yanı sıra Latmos’un çok büyük bir tehlike içinde olduğu da unutulmamalıdır. En önemli nokta Latmos topraklarında maden arama için çalışmaların yapılması gelir.

Latmos sömürge madenciliği ile yok edilmektedir. Latmos köylüleri, zeytin, arıcılık ve fıstık çamları üreticiliği ile geçinmektedir. Bu kadar önemli bir coğrafya, tuvalet taşı, seramik ve boya sanayiinde kullanılan feldspat ve kuvars için katlediliyor. Köylüler üretemiyor, köylerini terk etmek zorunda kalıyorlar.

Bir avuç azınlığı daha da zenginleştirmek için, sömürge madenciliği ile yok ediliyor. En kötü tarafı ise devletimizin, maden ocaklarının açılması için zeytin ve çam ormanlarımızın yok edilmesine göz yummasıdır.

Mevcut termik santrallarının bir an önce kapatılması şarttır. Bu termik santralları satın alarak, bu santrallarda kullanılmak üzere kömür madenlerinin işlenmesi için ormanlarımızın ve zeytin ağaçlarımızın katledilerek, maden ocakları açılması bölge halkımız için, yurdumuz için bir felakettir.

Sadece ormanlarımızın ve zeytin ağaçlarımızın yok edilmesinin yanı sıra bu santralların tüm su ihtiyaçlarının bedelsiz olarak santralların kullanılmasına verilmesidir.

Sadece ormanlarımızın ve zeytin ağaçlarımızın katledilmesinin yanı sıra, devletimizin yanlış tutumları ile, bölgenin su sorununun da tek sebebi, bu termik santrallar ve sömürge madenciliğidir.

LATMOS’U KORU…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481