Bir liman kenti olan İasos’ta şehir surlarının hem içinde hem de dışında önemli kutsal yapılar inşa edilmiştir. Şehrin içinde yer alan tiyatro, agora ve kent meclisi gibi kamusal yapılar dikkat çekicidir. Büyük sur, su kemerleri, mezarlar ve balık pazarı olarak adlandırılan yapı ise sur dışında yer almaktadır.
İasos Antik Kenti’nde en iyi korunmuş yapılardan biri, agoranın güneybatı köşesinde yükselen bouleuterion yani kent meclisidir. Özgün yapı MÖ 4. yüzyılda inşa edilmiştir. Ancak şimdi görülen düzenleme MS 1. yüzyıla aittir. Dikdörtgen bir plana sahiptir; döşemesi çok renkli mermerden yapılmıştır ve oturma sıraları üç çeyrek daire oluşturmaktadır. Zarif profilli basamakların yan kenarları aslan ayağı şeklindedir.
Antik kentte en erken arkeolojik buluntu MÖ 3. binyıla uzanmaktadır. En erken mimari kalıntılar ise MÖ 2. binyıla tarihlenen Bronz Çağ’ı yerleşimine ait duvar kalıntılarıdır.
Akropolün üzerinde Orta Çağ’a tarihlenen bir kale yer almaktadır. Kale surlarının içinde Bizans döneminden bir sarnıç ve küçük bir tapınağı barındıran yamuk biçimli bir alan bulunur. İnşası için çok sayıda devşirme malzemenin kullanıldığı görülen surların doğu kısmında, daha eski binalara ait sütun tamburlarını ve diğer mimarî ögeleri görmek mümkündür. Surların iki girişi vardır ve kuzeydeki ana giriş, kare plânlı iki kule tarafından korunmaktadır.
Kentin limanında, Erken İmparatorluk Dönemine tarihlendirilen ve şimdi suyun altında kalmış olan iki paye bulunmaktadır. Rüzgârın yönü göz önüne alındığında bunların dalgakıran olmadıkları ve limana giriş çıkışları kontrol için kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Orta Bizans Döneminde doğudaki küçük limana bir mendirek kulesi eklenmiştir. Kulenin kuzey ve batısı sağlam destek duvarlarıyla güçlendirilmiştir. Ayrıca kulede silahların kullanılması için iki sıra mazgal deliği açılmıştır.
Antik kente 1 kilometre uzaklıkta bulunan mezarlık alanda yer alan ve “Saat Kulesi” olarak adlandırılan Roma mezar anıtı dikkat çekicidir. MS 2. yüzyıla tarihlendirilen anıt, üst üste iki odadan meydana gelir ve çatısı küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Üstteki küçük odanın üç kenarında kemerler ve köşelerde ara duvarlar bulunmaktadır.
5 bin yıllık bir balıkçı kenti olan İasos’ta önceleri macellum yani balık pazarı olduğu düşünülen yapının, gerçekleştirilen kazılar sonrasında MS 2. yüzyıla ait bir Roma Dönemi anıt mezarı olduğu belirlenmiştir. Dörtgen bir alanın ortasında yer alan ve tapınak biçiminde düzenlenmiş olan anıt mezarın çevresinde kemerli revaklar bulunmaktadır. Bu alan restore edilerek, 1995 yılında Balık Pazarı Açık Hava Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.
İasos antik kent yerleşiminde yapılan bilimsel araştırma ve kazılar sonucunda Iasos’ta ilk yerleşme izleri Orta Tunç Çağı’na kadar indiği tespit edilmiştir. Yerleşim izlerinde bu çağa tarihlenen tabakaların görüldüğünü ve çok sayıda Minos çanak çömleği ortaya çıkarılmıştır. Bu arkeolojik verilerin üzerindeki tabakada ise Miken çanak çömleği ve yapıları ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca araştırmalar Prehistorik çağlardan Proto-Bizans Dönemi’ne kadar bir yerleşme sürecinin devam ettiğinden bahsedilmektedir. Efsaneye göre
Bir yunus balığı, annesinin kucağında dolaşan Hermiyas´ı denize çağırır. Çocukta bu çağrıya uyarak denize atlar. Denize açılan bütün balıkçılar annesine Hermiyas´ı gördüklerini söylerler, ancak kadın hala deniz kıyısında çocuğunu beklemektedir.
Iasos Antik Kenti Argoslu kolonistler tarafından kurulmuştur. Iasos sikkeleri üzerinde kurucu sıfatıyla betimlenen kişinin de koloni lideri olduğu düşünülür. Argoslular’dan başka Miletos’un kurucusu Neleus’un oğlunun da kolonizasyon sürecinde yer aldığı ve bahsedilen göçlerin MÖ 9. yüzyılda gerçekleştiği bilinmektedir.
Ören yeri yapılarından Kale surları, Bizans döneminden bir sarnıcı ve kuzeybatıdaki günümüzde izleri kısmen görülebilen muhtemelen Hellenistik Döneme ait küçük bir tapınağı barındıran yamuk biçimli bir alanı içine alır. Surlar, araziye en açık kenarlarda bulunan on dört yarım daire ya da kare kuleyle korunur, ancak dik kayalığı takip eden batı tarafına kule yapılmamıştır. İnşası için çok sayıda devşirme malzeme kullanılmıştır; doğu kısmında daha eski binalara ait sütun tamburlarını ve diğer mimarî ögelerini görmek mümkündür.
Antik liman;
Antik yerleşimin batı tarafında kalan kule günümüzde suyun altında kalmış iki paye, Iasos’un batı limanını kapatıyordu. Şehrin açık denize karşı bulunduğu enlemesine ve ters konumu, ayrıca rüzgârın yönü göz önüne alınırsa, bunların dalgakıran olmadıkları, limana giriş çıkışı kontrol ettikleri anlaşılmaktadır. Bunlar, hem agora ile aynı yapı katında hem de doğu kıyısı boyunca bulunan liman yapılarının infla edildiği döneme, yani Erken imparatorluk Dönemine ait olduğu saptanmaktadır.
Muhtemelen Orta Bizans Döneminde doğudaki küçük limana bir kule eklenmiştir. Kulenin kuzey ve batısı sağlam destek duvarlarıyla güçlendirilmiş ve silahların kullanılması için iki sıra mazgal deliği açılmıştır. (kulenin güney cephesi denize gömülmüştür). 2 m kadar yükseltilmiş girişi doğuya açılır ve büyük olasılıkla kara tarafına açılan surlara bağlı bir geçit işlevini görmüştür. Kulenin iki katı vardır. alt katta küçük bir sarnıç ve bir kapının arkasında ahşap bir rampa bulunmaktadır. Üst katta ise bir şömine vardır ve çatıda muhtemelen piramit şeklindeydi. Bu yapının tarihi hâlen tartışmalıdır.
Geç Roma İmparatorluk dönemine tarihlenen ve yerel halk arasında “Saat Kulesi” olarak bilinen yapı, Suriye tipi kule ya da podium mezarlarıyla benzerlik gösteren yapı, üst üste yerleştirilmiş iki odadan oluşur ve küçük bir kubbe ile örtülüdür.
Üstteki odanın üç kenarında kemerler ve köşelerinde duvarlar yer alırken, ön cephesindeki (artık kayıp) sütunlarla çevrili kemerin, anıtın sahibine ait bir heykeli barındırdığı düşünülmektedir. Alttaki oda tonozlu nişlere sahip olup, özellikle karşısındaki niş daha derin ve platformludur.
Kuzey cephesine Orta Bizans döneminde, doğudaki rıhtım üzerine kare planlı bir gözetleme kulesi eklenmiştir. İtalyan arkeolog Giacomo Guidi’nin 20. yüzyıl başlarında yaptığı gözlemlerde, yakınlarda yer alan daha sade erken dönem mezar yapılarından ve “Saat Kulesi”nin arkasındaki, üç kemerli geniş bir anıttan da söz edilmektedir. Bu yapılar, bölgenin mezar mimarisi açısından zenginliğini gözler önüne serer.
Bütün bunların yanı sıra, İasos’un tiyatrosu, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen önemli bir yapıdır. Günümüzde sadece bir kısmı görülebilen yapı, 1887’de İstanbul Limanı inşası için sökülen taşlarının ardından kısmen ayakta kalabilmiştir.
Tiyatronun oturma bölümlerini (cavea) taşıyan güçlü destek duvarları (analemma), dört köşe kesme taşlar ve çimento ile birleştirilmiş bloklardan oluşur. Güneydoğu köşesi iki kuleyle güçlendirilmiştir. Seyirci sıralarına dıştan iki merdivenle ulaşılırken, batıdaki iç merdiven tamamen kaybolmuştur. Kuzeybatı duvarındaki bir yazıtta, Sopatros adlı bir kişinin yapının belirli bölümlerini Dionysos’a ve halka adadığı belirtilir. Bu adak, yapının inşasını tamamlama ya da onarma amacı taşımaktadır.
Roma döneminde tiyatroya önemli eklemeler yapılmıştır. Skenenin (sahne binası) konumu öne alınmış, üç nişli cephe düzeniyle zenginleştirilmiş ve devşirme malzemeler kullanılmıştır. Ahşap sahne zemini küçük sütunlarla desteklenmiş, sonrasında ise bunların yerini payandalar almıştır. Bunlardan biri, tiyatroya katkıda bulunanların adlarını içeren bir yazıt taşır. Bu da tiyatronun Hellenistik dönemde İasos için önemli bir kültürel merkez olduğunu gösterir.
İasos, yurdumuzun tarihinde büyük bir yer kaplamaktadır.

