Gençlik, bebeklikten yetişkinliğe kadar olan dönemi anlatmak için kullanılan terim. Gençliğe verilen değer ve önem arttıkça toplumlar gelişir. Gençlerimizi, ülkemizin en değerli hazinesi, yarınlarımızın teminatı olarak görüyoruz.
Geleceğimiz olan gençlerin hem kendileri hem aileleri hem de ülkelerine yararlı insanlar olarak yetişmeleri en büyük arzumuzdur. Güçlü, esenlik ve refah dolu geleceğimizi gençlerimiz inşa edecektir. Gençlerin daha iyi koşullarda eğitim görmesi, kültürle sanatla iç içe olması ve sporu hayatlarının bir parçası haline getirmek için, var olan programlı faaliyetlerimizin yanında yeni projelerimizi hayata geçirmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak gençlerin, birlikte hareket ederek, Türkiye Cumhuriyeti’ni daha güçlü bir hale getireceği, gençliğin, milletlerin geleceği ve güvencesi olduğu bilinciyle, tüm insanlar ve kültürler arasında dostluk ve kardeşliğin ve ülkeler arasında yapıcı iş birliğinin gelişmesine, karşılıklı saygı ve anlayış içinde tüm yurdumuzda ve dünyada barış, huzur, refah ve istikrarın sağlanmasına gençlerin değerli ve özverili gayretleriyle ulaşılacaktır.
Geleceğe güvenle bakmamızın nedeni, gençlere olan güvenimizden kaynaklanmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle başta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu Cennet Vatan uğruna canını feda etmiş bütün aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, muhterem gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyoruz.
Konumuz el bebek, gül bebek yetiştirdiğimiz, gözümüzün nuru olan evlatlarımız. Geleceğimiz, umudumuz olan çocuklarımız ve gençlerimiz. Gençlik ve teknoloji, cep telefonu, tablet ve bilgisayar, bunların kullanım amaçları, kullanım şekilleri, kullanım süreleri…
Teknolojinin kullanım yaşında alt sınır kalmadı, dolayısı ile çocuklar bebek iken teknoloji ile karşılaşıp onun olumsuz etkilerine maruz kalıyorlar. Masum bir şekilde oyalansın, ses çıkarmasın diye başlayan kullanım serüveni, basit oyunlar, videolar, fotoğraflar, sosyal medya ile devam ediyor.
Bu teknolojik araçlar çocuğu gerçek hayattan koparıp zamanla sokağa çıkmayan, yaş grupları ile temas kurmayan, sadece sosyal medya da sosyal olan, asansörde karşılaşınca selam bile vermeyen, iki cümleyi kurmaktan aciz bir gençlik haline getiriyor.
Zamanla basit oyunlar yerini yüksek çözünürlükteki strateji oyunlarına bırakıyor. Ve gencimiz bilgisayarın başında olmasa bile oyunu düşünür hale geliyor. Bakıyorsunuz ortada ruh gibi dolaşıyor. Çünkü oyun oynamaya başlayınca zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmıyor, uyku yemek gibi bedensel ihtiyaçları, konuşma, gülme gibi ruhsal ihtiyaçları unutuyor. Bunlar yetmiyormuş gibi saatlerce hareketsiz kalmak metabolizma ve kan dolaşımına zarar veriyor. Vücuttaki enerji dışarı atılamadığı için stres ve gerginlik oluşuyor. Sonra dokunsanız patlayacak hale geliyor. Anlama, algılama, konsantrasyon sorunları ortaya çıkıyor. Ve işin ilginci anne babalar bu durumun gerçek sonuçları ile öğrenci lise 1,2 ve 3.sınıfa gelince karşılaşıyor.
Tamamen bilgisayarı ve interneti kaldırmak çözüm değil elbette, kendi kendine kontrol edebilir hale getirmek, oto kontrolü yerleştirmek en doğrusu. Buda önce sizin ona güvenip yetki ve sorumluluğu kendisine bırakarak olur. Ama ne yaptığını, hangi oyun oynadığını bilmek şartıyla. Teknoloji ile verimli ve faydalı çalışmalar yapması sağlanabilir.
Hayata anlam yüklemek, hayatı yaşanabilir kılan en önemli faktördür. Anlam yüklenmeyen hayat, yaşamaya değmez olarak algılanır. Daha çocuk yaşta hayatın anlamı ve önemi gençlerimize kavratılmalıdır. Gençler böylece bunalımdan kurtulabilir. Bir şeyi yapacaksa neden yapması gerektiği, yapmayacaksa neden yapmaması gerektiği anlatılmalı yani ikna metodu ile gençlik yetiştirilmelidir.
Gayesi olan insan zamanını ve düşüncesini ve beynini sürekli bu yönde kullanır ve zinde tutar. Gayesi olmayan insan ise hayatı monoton ve belirsizliklerle yaşar. Belirsizlik ise beynin en büyük düşmanlarındandır. Özellikle gaye ve mefkûre kavramı önemlidir. Sadece hedefe yönelik çalışmak yetmemektedir.
Gençlerimize, sadece kendisine yönelik hedef doğrultusunda değil, diğergâmlık endeksli mefkûreye yönelik çalışması gerektiği şuuru kazandırmalı ve bu yönde yetiştirmeliyiz. Yani mefkûre sahibi gençlik yetiştirmeliyiz.
Günümüz gençliğinin en büyük sorunlarından bir tanesi dijital sosyalliktir. Gerçek sosyal hayatta kendini kanıtlayamayan, kendini ifade edemeyen gençler, dijital ortamda sesli görüntülü ve yazılı bir şekilde kendini daha rahat ifade edebilmektedirler. Bu da zamanla dijital sosyal kavramını ortaya çıkarmış ve güçlendirmiştir. Gençler sosyalliği dijitalde aramaktadır. Oysa dijitalde sosyallik pek de mümkün olmamaktadır. Dijital sosyal âlemde kendini bulan genç gerçek sosyal hayattan kopmaktadır. Gerçek sosyal hayatı daha gerçekçi ve yaşanabilir hale getirmek gerekir.
Medeniyet ancak yetişen gençlik ile kurulur ve gençliğin kendi medeniyet kodlarına uzaklaşması ile yıkılır. Gençlik medeniyettir. Gençlik gelecektir. Geleceği şekillendirmek ve inşa etmek ancak gençliği ihya etmek ile olacaktır.

