Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye ilişkileri, Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu döneminde başlayan ve 1947 yılından bu yana aktif olarak sürdürdüğü uluslararası politikaları içeren ilişkilerdir.
Türk-Amerikan ilişkileri, 18. yüzyılın sonlarından itibaren, Akdeniz’deki Türk limanlarında sürdürülen deniz ticareti yolu ile gelişmiş ve Osmanlı Devleti ile ABD arasındaki ilk temaslar bu dönemde başlamıştır. ABD ile Cumhuriyet Türkiye’si arasındaki diplomatik ilişki tesisi 17 Şubat 1927 tarihinde Nota üyeliği yoluyla yapılmıştır. İlişkiler, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra hızla gelişip derinleşmiştir.
ABD ile ülkemiz arasında NATO çerçevesinde uzun yıllara dayanan müttefiklik ilişkileri mevcuttur. Bu köklü ortaklık, Avrupa-Atlantik coğrafyasının barış ve istikrarına önemli katkılarda bulunmaktadır.
Günümüzde, ABD ile ilişkilerimiz çok boyutlu bir nitelik kazanmıştır. Son dönemde yaşanan bölgesel ve küresel gelişmelerin de etkisiyle ABD ile ilişkilerimizde yoğun bir temas trafiği yaşanmaktadır.
ABD’yle her ne kadar görüş ayrılıklarımız (PKK/YPG/PYD, FETÖ, yaptırımlar) devam etse de birçok bölgesel ve küresel meselede benzer görüşlere sahip olmamız diyaloğumuzu yoğun şekilde gerçekleştirmemize olanak sağlamaktadır.
ABD ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizin hukuki çerçevesini 1990 yılında yürürlüğe giren Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması; 1997’de yürürlüğe giren Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve 2000 yılında yürürlüğe giren Ticaret ve Yatırım Çerçeve Anlaşması (TIFA) teşkil etmektedir.
ABD’yle ikili ticaret hacmimiz 2022 yılında 32,1 milyar dolar, 2023 yılında 30,6 milyar dolar, 2024 yılında ise 32,5 (TÜİK) milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
Ülkemiz ile ABD arasındaki ikili ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması yönünde ortak hedef mevcuttur.
Ülkemizde ABD sermayesine sahip 2000’den fazla şirket bulunmaktadır. Karşılıklı yatırımlar artmaya devam etmektedir.
Türkiye’nin 23 Şubat 1945 tarihinde Mihver devletlere savaş ilan ettiğini açıklaması üzerine aynı gün Amerikan Hükûmeti ile Türk Hükûmeti arasında, iki devlet arasındaki askerî yardımla ilgili ilk bağıt olan, “Askeri Yardım Antlaşması” yapılmıştır.
Bu antlaşma doğrultusunda da Amerikan Hükûmeti tarafından Türkiye’ye askerî yardıma tekrar başlanmıştır. Bu antlaşma gereğince yapılan yardımlar II. Dünya Harbi süresiyle öngörüldüğünden savaşın sona ermesiyle yardımlarda sona erdirilmiştir.
İstiklâli uğrunda yüz binlerce insanını feda etmiş bir milletin meclisinde, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazısı altında, Atatürk’ün partisinin bir mensubunun kendi çıkarlarından başka bir düşüncesi olmayan bir devlet hakkında bu düşüncelerini ifade etmesi oldukça düşündürücüdür. Bu durum geleceği görememenin, uzun vadeli düşünememenin ve devlet işlerinde duygusal davranmanın bir neticesidir.
1954 yılında Türkiye İncirlik Üssünü ABD’nin hizmetine sunmuştur. Bu üs Soğuk Savaş’ın ardından I. Körfez Harbi ve Irak Harbi’nde de kullanmıştır. ABD’nin Jüpiter füzelerini Türkiye’ye yerleştirmesine 1959 yılında izin verilmiştir.
5 Haziran 1964’te İnönü’ye Başkan Johnson tarafından çok sert üsluplu bir mektup yazılmıştır. Bu mektuba göre: Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale kararı almadan önce müttefiklerine danışması gerektiği anımsatılmıştır. Ayrıca bu savaşın Sovyetler Birliği’nin de Türkiye’ye müdahale ihtimalini doğuracağı ve NATO’nun böyle bir durumda Türkiye’yi savunma konusunda isteksiz olacağı ima edilmiştir. ABD’nin Türkiye’ye sağladığı askeri malzemenin bu müdahalede kullanılmasına izin verilmeyeceği kesin bir dille ifade edilmiştir.
1964 yılından itibaren Türkiye, SSCB ile arasında ki ilişkileri düzeltmeye çalışmıştır. 1968 yılından itibaren anti-Amerikan öğrenci hareketleri başlamıştır.
Türkiye’nin ABD baskısı ile 1971’de yasakladığı Afyon ekimi 1974’te serbest bırakılmıştır. Bunu Kıbrıs müdahalesinin izlemesi, Amerika’nın 1975-1978 yılları arasında Türkiye’ye ambargo uygulamasına neden olmuştur.
1979 yılında İran’da Humeyni’nin Şah’ı devirmesi ve ABD’nin İran Büyükelçiliğinin işgal edilmesi İran ile ilişkileri kopma noktasına getirmiştir. 27 Aralık’ta SSCB’nin Afganistan’a girmesi ile birlikte ABD için Türkiye, Krizli bir bölgede en güvenilir müttefik olarak tanımlanmıştır. Bu da Türkiye’nin bölgede ki önemini daha da artırmıştır.
Türk halkının Amerika’ya bakış açısı tarihsel süreç içerisinde çoğunlukla güvensizlik göstermiştir. Hem Amerikan yönetiminin başına buyruk tavırları, hem de geçmişte yaşanan birtakım problemler (Johnson Mektubu, Çuval Olayı, Ermeni Sorunu gibi) güvensizlik algısının başlıca nedenlerini teşkil etmiştir.
Türk Halkının Amerika’nın yaklaşımlarını dostane görmediği açıkça görülmektedir. Bunun sebeplerine baktığımız zaman ise ilk sırayı, ABD’nin kendi çıkarlarını düşündüğü için” ibaresi gelmektedir. Amerikan hükümetinin Türkiye’yi de dinlemesi ve tavır alırken Türkiye’yi de önemsemesi ve daha yakın işbirliği içinde çalışması ikili ilişkilere ve Türk halkının bakış açısına olumlu katkı sağlayacaktır.
Yurdumuzda Amerika ile olan ilişkilerimizi onaylamayan, Amerika’nın işgalci bir güç olduğunu ve emperyalist davranışlar gösterildiğine inanan kesim oldukça çoktur. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Amerika’ya karşı aldığı tutumlar bilinmektedir. Özellikle 6. Filo’nun İstanbul’da Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından istenmemesi, filoya ve Amerikan askerlerine hücum etmeleri bunun en belirgin örneğidir.
Yapılmış olan Amerikan yardımların da birtakım yanlışlıklarının olması, yurdumuzun “müdafaa” amacı ile atom başlıklı füzeler ile Amerikan askerlerinin yerleşmeleri ile donatılması Amerika hakkında duyulan şüpheleri göstermektedir.
Amerika, Türkiye ilişkileri iktidar olan siyasi partililer tarafından da desteklenmektedir.

