Mehmet Nergiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “KALEMLE BAŞLAYAN YOLCULUK: ÇİZGİYLE ANLATILAN BİR ÖMÜR”

“KALEMLE BAŞLAYAN YOLCULUK: ÇİZGİYLE ANLATILAN BİR ÖMÜR”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sanatla kurulan bağ bazen bilinçli bir tercihten değil, çocuk yaşta ele yapışan bir kalemin kaderi belirlemesinden doğar. 1956 yılında Adana’da dünyaya gelen usta karikatürist için de yolculuk tam olarak böyle başladı. İlkokul sıralarında öğretmeninin ailesine yaptığı “Bu çocuğun resim çizmesini engellemeyin” uyarısı, yıllar sonra Türkiye’nin en önemli mizah dergileri ve gazetelerinde iz bırakan bir sanat serüvenine dönüştü.

Güzel Sanatlar Akademisi’yle İstanbul’a uzanan eğitim hayatı, 18 yaşından itibaren Gırgır dergisinde başlayan profesyonel çalışma süreciyle birleşti. Mizah dergiciliğinin Türkiye’de altın çağını yaşadığı yıllarda çizgiyle anlatmanın gücünü keşfeden sanatçı, dergilerin kapanmasıyla birlikte Posta, Radikal ve Hürriyet gazetelerinde karikatürleriyle okurla buluşmaya devam etti. Emeklilikle birlikte çalışma temposu değişse de kalemle kurduğu bağ hiç kopmadı.

Kâğıt, kalem ve fırçaya duyduğu hayranlığı her fırsatta dile getiren sanatçı, teknolojiyi yalnızca gerektiğinde kullandığını, esas anlatım gücünü hâlâ çizgide bulduğunu söylüyor. Düşlerinde yağlı boya olsa da, hayatın onu sürekli karikatüre yönlendirdiğini kabul ediyor. Resimli romanlardan beslenen çocukluk yıllarının, bugün bile çizgilerinde iz bıraktığını ifade eden usta isim, sanatı bireysel bir çaba olarak tanımlıyor.

Turhan Selçuk’u “tek ve büyük usta” olarak nitelendiren sanatçı, onun adına düzenlenen karikatür yarışmalarının çok daha güçlü desteklerle sürdürülmesi gerektiğine inanıyor. Yerel ya da bölgesel etkilere mesafeli dursa da, Türkiye’nin her köşesinin sanata ilham verecek zenginlikte olduğunu vurguluyor.

Günümüzde sanatçı olmanın zorluklarını ise çarpıcı bir benzetmeyle anlatıyor: Başlangıcı etkileyici, ilerledikçe sayfaları yıpranan bir roman… Tüm olumsuzluklara rağmen sanatçının görevinden vazgeçmediğini belirten usta karikatürist, sanatçının toplumun vicdanı olması gerektiğini savunuyor. Çizgiyle, renkle, kelimelerle sessiz çığlıklar atan sanatçının, tüm zorluklara rağmen mutlu olduğunu söylemesi ise bu uzun yolculuğun en güçlü cümlesi olarak hafızalarda yer ediyor.

 

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

– 1956 yılında Adana’da doğdum. İlk orta lise derken kendime Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve İstanbul’da buldum. Bu arada 18 yaşından beri gırgır dergisinde çalışmaktaydım. Grafikerlik yapamadım. Nedeni mizah dergiciliği idi. Dergiler kapanınca Posta, Radikal ve Hürriyet Gazetelerine girdim ve emekli oldum.

 

Karikatür sanatıyla tanışmanız ne zaman ve nasıl başladı?

– İlkokuldan beri çizdiğimi anımsıyorum hatta öğretmenim anneme ve babama “Bu çocuğun resim çizmesini engellemeyin” demişti.

Bu alanda çalışmaya başlamanızda size ilham veren neydi? Bir dönüm noktası veya belirli bir ilham kaynağı oldu mu?

– Bunu hiç anımsamıyorum sadece kâğıt buldun mu çizen biriydim. Resimli romanları (Teksas, Tommiks, Kinova vb.) önüme koyar onlar gibi çizmeye çalışırdım. Sanırım buna ilham ve kırılma diyebilirim.

 

Bugüne kadar yarattığınız eserlerden hangisi sizi en iyi şekilde temsil ediyor?

– İçlerinden seçim yapabilir miyim bilmem. Ben kâğıt, kaleme ve de fırçaya hayranım. Hala teknolojiyi (Bilgisayar ve Photoshop) gerektiği zaman kullanıyorum.

Beni yansıtan dersem, karikatür ön plana çıkıyor. Hala düşlerinde yağlı boya var ama nedense sadece karikatüre ağırlık vermişim.

Eserlerinizde Milas’ın, Ege bölgesinin veya yerel kültürel unsurların izleri var mı? Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

– Turhan Selçuk usta adına düzenlenen ve veya düzenlenecek bir yarışmaya sadece saygı duyarım. O benim için tek ve büyük usta bu dalda. Bir iki kez yarışmaya karikatür yollamıştım. Halen sürüyor mu bilmem Ege’den izler konusu bana uzak, çünkü ülkemin her yöresi muhteşem izlerle dolu. Etkilenecek isek yöre bol ülkemde.

Turhan Selçuk Yarışması bence çok önemli ve daha önem vererek sürdürülmeli, tabii ki gereken destek ve ilgi varsa arkasında!…

Sizce günümüzde karikatür sanatıyla uğraşmaya değer mi? Fırsatlar, ilgi alanları ve ortam açısından nasıl değerlendirirsiniz?

– Sanat bizim ülkemizde sayfa sayısı az bir roman gibi. Başlangıç sayfaları ve devam eden sayfalar müthişken giderek katlanan ara verilmiş sayfa uçları çoğalmış bir roman. Ülkede sanatçı olmak, onunla para kazanmak, geçinmek öyle zor ki! Kitap bastıramazsınız, sergi açsanız ilgili 5-10 kişi gelir, umudunuz tükenir. Sonra sizin gibi ilgili arkadaşlar size sayfa uzatır, anlatır durursunuz!…

 

Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalıdır?

– Bence sanat bireysel bir çabadır. Bu çaba sonunda ondan neyi ne kadar alacakları toplumla ilişkilidir. Sanatçı toplumun, insanlığın ve bireyin gözlemcisi gibi, doğrunun, hakkın, adaletin yanında olmalı hep.

Sonrasında kimin yapılan sanatın yanında durduğu öyle açık seçik görülür ki “Sanatçı, dedim ya bireyseldir diye…” O sadece sessiz çığlıklar atar çizgi ile, fırça ile, renkle, yazıyla, harflerle…

Kim duyar bilinmez…

Sanatçı mutludur ama !…

“KALEMLE BAŞLAYAN YOLCULUK: ÇİZGİYLE ANLATILAN BİR ÖMÜR”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481