Ahmet Şenol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. OYUN ve HALK OYUNLARI

OYUN ve HALK OYUNLARI

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

4.Bölüm

(Geçen makalemizden devam)

Bu zenginliği arttıran başka bir kullanım alanı da, ana kökten oluşturulan kelimelerdir. An-lamları hemen herkes tarafından bilindiği için bunları sadece sıralamakla yetinelim:

Oynamak, oynanmak, oynaşmak, oynatılmak, oynatmak, oynattırmak, oynattırılmak fiilleri-nin yanı sıra oynak, oynakça, oynak kemiği, oynaklık, oynama, oynayış, oynanma, oynaş, oy-naşlık, oynaşma, oynatılma, oynatım, oynatımcı, oynatış, oynatma, oynattırma, oynattırılma, oynaya oynaya, güle oynaya, oynayış, oyunbaz, oyunbozanlık, oyunbozan, oyunbozanlık, oyuncak, oyuncakçı, oyuncakçılık, oyuncaklı, oyuncu, oyunculuk, oyun ebesi, oyun kağıdı, oyunlaştırılma, oyunlaştırma, oyunluk, oyun masası, oyun sahası (veya alanı), oyun salonu (veya odası), oyunsal, oyun yazarı, oyun yazarlığı bize çok büyük ve önemli bir kültür dünya-sında olduğumuzu gösteren anlamlı kullanışlardır.

Bunlara daha birçok atasözümüzü eklediği mizde dilimizin ve kültü rümüzün engin denizini tam olarak kavramamız mümkündür:

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz; aç ayı oynamaz; Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu; oynamayan gelin yerim dar demiş, yerini genişletmişler, bu sefer yenim dar (veya eteğim kısa) demiş; oynayacak olan kağnı gıcırtısında da oynar; eli işte gözü oynaşta; oğlan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti; ölüyü görür ağlar, davulu görür oynar; vurdum duy-maz, çaldım oynamaz; eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması; iki cambaz bir ipte oynamaz; rüzgar esmeyince yaprak oynamaz; öksüz oynaşa çıkmış, ay akşamdan doğmuş; oynaşına inanan avrat ersiz kalır; ateşle oyun olmaz; buğday ile koyun, geri yanı oyun; kurtla koyun, kılıçla oyun olmaz; er oyunu üçe kadar; vur patlasın, çal oynasın; oyun oldu ot bitti; oyun oldu torba doldu… vb…

Oyun kelimesi içinde taşıdığı anlamlara göre tanımlanmak istenmişse de, hemen herkesin kabul edebileceği, doyurucu bir tanım bulmak mümkün olmamıştır. Oyunun insanlığın ilk günlerinden beri sürekli olarak yeni ögelerle değiştirilip uygulanması, oyunu gerçekleştirme amacını göz önüne alarak tanım yapmaktan öteye götürememiştir. Böylece her tanım ancak yaklaşık olarak oyunu açıklayıp tanımlayabilmektedir.

Birkaç örnekle durumu açığa kavuşturmak daha doğru olacaktır:

Oyun: “Hesap, dikkat, rastlantı veya maharete dayanan ve insanların hoş vakit geçirmeleri-ne, oya lanmalarına yarayan, tamamen çıkarsız eğlenceli yarış” (Meydan Larousse, C.9); “Birçok oyun etkinliği, küçük çocukların, yetişkinlerin etkinliklerinin taklididir. Çocuk, oyun hayatı boyunca yetişkinlerin çevresi içinde gözlemlediği etkinlikleri yeniden üretmektedir.” (Hurlock, E.B.: Child Development, Tokyo, 1956, s.321); “Oyun, gündelik yaşamı ve onun içe-riksel kaygılarını bilerek gözardı edip onların üstüne yükselmeyi ve hoşlanmayı sağlar.” (Hei-nemann, F.: Estetik Günü-müzde Felsefe Disiplinleri İçinde, çeviren D. Özlem, İstanbul, 1990, s.378); “Oyun, özgürce razı olunan, ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekftn sınırları içinde gerçekleştirilen, bizatihi bir amaca sahip olan, bir gerilim ve sevinç duygusu ile ‘alışılmış hayat’tan ‘başka türlü olmak’ bilincinin eşlik ettiği, iradi bir ey-lem veya faaliyettir.” (Huizinga, J.: Homo Ludens-Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir De-neme, çeviren M. A. Kıhçbay, İstanbul, 1995, s.46);

(Devamı gelecek makalemizdedir.)

OYUN ve HALK OYUNLARI
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481