9/11
(Geçen makalenin devamı)
Burdur’da Yünü Böğedi Şenliği
Burdur’un Tefenni ilçesi Hasanpaşa ve Bayramlar köylerinde her aile 5-10 koyun besler. Bu sayı bazen 200’ii bulur. 10-15 kişi birleşerek bir çoban tutar. 20-25 sürü oluşturulur. Çobanlar koyanları 1 Nisan’dan 15 Eylül’e kadar otlatırlar. Yünü Böğedi Şenliği’nden sonra haklarını (ücretlerini) alıp koyunları sahiplerine teslim ederler ve yeniden sürü kurarak Kasım sonuna kadar güderler. Koyun besleme işinde tatil zamanı okul çocuklarının da çobanlık ettikleri görülür.
Köylerde sürüleri otlattıran, çobanlar arasında bir yarış ve rekabet halini alır, çobanlar sürülerine otun en bol ve yarayan cinsini bulmaya çalışırlar. Otlatma sırasında gizli olarak tarlalara sokulan koyunların ekinlere zarar verdikleri de olur. Çobanların gösterdikleri bu çaba ve dikkatin sebebi, Eylül ayındaki Yünümde bir bakıma sergiye çıkacak olan sürülerinin halk tarafından beğenilmesini ve takdir edilmesini sağlamaktır.
Hasanpaşa ve Bayramlar da sürüde başı çeken koyuna el koyunu adı verilir. Çobanlar. Yününe bir ay kala seçtikleri 3-4 koyunu özel olarak beslemeye başlarlar. Onlara fındık, fıstık, üzüm, incir, lokum ve ekmek yedirirler. Hatta ekmek kırıntılarını kendi terlerine bulaştırarak yedirirler, bu koyunun çobanın kokusuna alışmasını sağlamak içindir. Böylece alıştırılan el koyunlar, çobanın sesini duyunca ardından koşarlar. ki koyunlar, Yünün’e üç gün kala renk renk boyanır, üstlerine kolanlar bağlanır ve ziller takılır. Diğer koyunların ise yalnız sırtları boyanır. Renklendirilen sürünün koyunları bu süre içinde birbirlerini tanımış olurlar.
Bu çalışmalar devam ederken Yünü Böğedi hazırlatılır. ‘’Böğedi”. ‘büg” kökünden gelen eski bir kelimedir. “Durdurmak. hareketini engellemek, kapanmak, edep çekmek, toplamak” anlamları ile en az 11. yüzyıldan bu vana bir çok Türk boylarında yaşamaktadır.
Yünüm Böğedi Şenlikleri için köyde 2-3 davara tutulur. Bunlar değirmen çayının önünü bir set gererler; 2000 metrekare genişliğinde 2 metre derinliğinde bir gölcük meydana getirirler. Yünüm’den iki gün önce Tefenni’de ve Karamanlı’da hoparlörle Hasarpaşa’da Yünün günü yapılacağı ilân edilir. Çevre köylerin çobanlarına haber ulaştırılır. Komşu koy ve kasabalardan lateyenler sürüleriyle Yünüm’e katılırlar.
Yünüm arifesi, yani bayramdan bir gün önce akşam üzeri koyun sürüleri, renk renk köyün üstündeki tepede toplanırlar. Koyun salan gençler av tüfeklerini alıp sürülerinin başlarına giderler. Çoban koyunları’nı çağırır, tepeden aşağıya suya doğru hızla koşar, ardından koyunlar onu izler. Bu bir tür provadır. Buna koyun düğme derler.
Ertesi sabah köyde çocuklar ve gençler Yünümlük temiz elbiselerini giyerler. Çevre köylerden ve kasabalardan gelen davetliler, yediri1irmiş, içirilirmiş. Temiz yataklarda yatırılmışlardır. Köy kahveleri tıklım tıklım insanla doludur. Yünüm Böğedi’nin çevresinde çay ocakları kurulmuştur. Seyyar köfteciler ve bakkallar halkın ihtiyacına cevap vermek için birbirleriyle rekabete girişirler. Köy halkı ve konuklar gün doğmadan önce karanlıkta saat 3-4 sularında güle oynaya toplanırken çobanlar, sürülerini böğedin üstünde tepeye getirirler ve orada beklemeye başlarlar.
Çoban, el- koyunlarını okşarken çobanın varsa babası, kardeşleri, akrabaları ve sürüde koyunları bulunanlar ellerinde tüfekleri heyecanla beklerler. Çoban-“Viyyaaa! diye bağırıp kuvvetle kaynaktan gelen soğuk suya doğru koşarken havaya kursunlar sıkılır. Çoban, ardında el-koyunlar ve onların peşinde sürü, cesaretle koşarak suya dalar. Suyun yüzü koyunlarla dolar. Geleneğe göre, suyu korkmadan geçen ve yıkanmış olan bu sürü iyi beslenmiş kabul edilir. Bu durum, çobanın sınavı kazandığının işaretidir. Çoban suyun içinde gururla aşağıdaki türkü ve manileri söylemeye başlar
Ekili tarlalarda gütmedim, Sabaha kadar karı koynunda yatmadım. Kiralık koyun alıp satmadım Sek çekti dayılar, merada.
Muhtar koyunu gibi ekin yedirtemedi, Fasulyeden bıktım, pancar isterim dedirtmedim. Merada güttüm dayılar, merada.
Muhtar kıskandı, Söze kıskandı bu sürüyü At oldu, kısrak oldu, deve oldu sandı sürüyü Daha koyun güdemez diyenler pişman oldu.
Eğer mermilerin patlatıldığı sırada çoban ve koyunun ardından sürü suya girmez ve geri dönerse, bu çoban için büyük bir mahcubiyet demektir. Sürüsünü iyi beslememiş, yetiştirememiştir. Bu durum çobanın köylülerin gözünden düşmesine sebep olur. Suya çekilme işine uzak köylerden gelen konukların sürüleriyle başlamanın bir saygı ifadesi olarak devam ettiği bu şenlikte, ekinlere zarar veren çobanlar tarla sahipleriyle helalleşir ve bayram sona erer.
(Devamı gelecek sayıda)

