Yaz yeniden kapıya dayandı.
Hava ısınıyor, rüzgar sertleşiyor, toprak kuruyor. Ve Milaslıların hafızasında hâlâ aynı korku canlı duruyor;
2021…
Gökyüzünün turuncuya döndüğü, küllerin ilçe merkezine kadar yağdığı, insanların evlerini, hayvanlarını, zeytinliklerini kurtarmaya çalıştığı o kara günler…
O gün sadece ağaçlar yanmadı.
Milas’ın ciğeri yandı.
Bugün aradan yıllar geçti. Yanan alanların bir kısmı yeniden yeşermeye başladı. Ama uzmanlar açık söylüyor;
“Yeşilin geri gelmesi, ormanın tamamen iyileştiği anlamına gelmez.”
Çünkü orman sadece ağaç değildir.
Orman:
sudur,
nefesdir,
arıcılıktır,
zeytindir,
yağmurdur,
toprağın geleceğidir.
Ve artık çok net biliyoruz ki; Milas gibi bölgelerde orman yangını sadece bir “orman sorunu” değil, doğrudan bir yaşam güvenliği meselesidir.
Peki Devlet Ders Çıkardı mı?
Evet, önemli adımlar atıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre bugün Muğla bölgesi;
14 helikopter,
6 yangın söndürme uçağı,
2 İHA,
yüzlerce kara aracı,
onlarca ilk müdahale ekibiyle
Türkiye’nin yangına karşı en yoğun hazırlık yapılan bölgelerinden biri haline getirildi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi de;
yeni arazözler,
kırsal tankerler,
itfaiye istasyonları,
personel artırımları
ile kapasitesini büyüttü.
Eskisine göre;
Erken müdahale daha hızlı,
koordinasyon daha güçlü,
teknoloji kullanımı daha yaygın. Bu gerçek.
Ama bir başka gerçek daha var; Yangınlar da değişti.
Eskiden orman yangını denince akla birkaç hektarlık alan gelirdi.
Şimdi ise uzmanlar “mega yangın” kavramını kullanıyor.
Çünkü iklim değişiyor.
Daha sıcak hava, daha düşük nem, daha sert rüzgar…
Bu üçü birleşince yangın artık birkaç saatte değil, bazen dakikalar içinde büyüyor.
Yani mesele artık sadece; “Yangın söndürmek” değil.
Asıl mesele; Yangının hiç büyümemesini sağlamak.
Çünkü En Güçlü Helikopter Bile Bazen Yetmiyor
2021 bize şunu gösterdi;
Yangın kontrolden çıktıktan sonra dünyanın en güçlü filosu bile zorlanabiliyor.
Bu yüzden en kritik konu; ilk 10 dakika.
Bir kıvılcım bazen;
bir sigara izmaritiyle,
yol kenarına atılan cam şişeyle, bakımsız elektrik hattıyla, kontrolsüz kaynak çalışmasıyla,
anız ateşiyle başlayabiliyor.
Sonrası ise felaket…
Sadece Bakanlığın Değil, Hepimizin Sorumluluğu
Bugün vatandaşın da çok ciddi sorumluluğu var.
Çünkü Muğla’daki yangınların büyük bölümü insan kaynaklı çıkıyor.
Bu yüzden; Ormanda ateş yakmamak yada kontrollü şekilde yakıp mangal v.s sonrası iyice söndüğünden emin olmak.!
cam şişe bırakmamak,
sigara izmariti atmamak,
şüpheli dumanı anında bildirmek,
tarla temizliğinde ateş kullanmamak
artık sadece dikkat değil, vatandaşlık görevi.
Özellikle kırsalda yaşayan vatandaşların;
Su tankeri bulundurması,
bahçe çevresini kuru ottan temizlemesi,
ev çevresinde yangın boşluğu oluşturması
hayati önem taşıyor.
Yerel Yönetimlere de Büyük Görev Düşüyor
Sadece araç almak yetmez.
Milas artık; “yangına dirençli kent” anlayışıyla planlanmalı.
Ne demek bu ?
Orman içi yapılaşmanın sınırlandırılması,
dar yolların düzenlenmesi,
su altyapısının güçlendirilmesi,
yangın koridorlarının oluşturulması,
eski elektrik hatlarının yenilenmesi,
kırsal mahallelerde afet planlarının hazırlanması demek.
Çünkü yangın çıktığında yapılan müdahale önemlidir.
Ama asıl medeniyet, yangın çıkmadan hazırlıklı olmaktır.
Milas’ın Geleceği Ormanla Birlikte Var
Bugün Milas; Tarımıyla,
zeytiniyle, arıcılığıyla,
su kaynaklarıyla,
doğasıyla ayakta duran bir yer.
Orman giderse;
su azalır,
toprak yorulur,
sıcaklık artar,
tarım zayıflar.
Yani mesele sadece yeşil kaybetmek değil; geleceği kaybetmek.
2021’in küllerinden çok ders çıktı.
Bugün elimizde daha güçlü araçlar, daha deneyimli ekipler, daha gelişmiş teknoloji var.
Ama en büyük güç hâlâ toplumun ortak bilinci..
Çünkü bazen bir dikkatsizlik bir ormanı yakıyor,
bazen de bir vatandaşın zamanında yaptığı ihbar binlerce hektarı kurtarıyor.
Bu yüzden artık şu gerçeği unutmamalıyız.!!
Orman sadece devletin değil, bu topraklarda nefes alan herkesin emaneti.

