Bir toplum düşünün…
Gözleri var ama görmüyor.
Kulakları var ama duymuyor.
Dili var ama konuştuğunu anlamıyor.
Çünkü okumuyor.
Evet, mesele bu kadar basit ve bu kadar ağır; Okumayan bir toplum, düşünmeyen bir topluma dönüşür. Ve düşünmeyen bir toplum, başkalarının aklıyla yaşamaya mahkum olur.
Okumamak sadece bir alışkanlık değil, bir kader meselesidir…
Bugün sokakta yürüyen insanların büyük çoğunluğu, gününü, saatlerini ekran başında geçiriyor. Ama bir kitabın kapağını açmaya gelince, sanki büyük bir yükün altına girecekmiş gibi geri çekiliyor.
Peki neden?
Çünkü okumak;
Sabır ister, düşünmek zorunda bırakır.
İnsanı kendisiyle yüzleştirir.
Ve ne yazık ki biz, yüzleşmekten kaçan bir topluma dönüşüyoruz.
Okumayan insan kolay yönetilir.
Bu cümle sert gelebilir ama gerçektir.
Okumayan insan;
Sorgulamaz, araştırmaz
Duyduğuna hemen inanır.
Böyle bir toplumda;
Doğru ile yanlış yer değiştirir.
Hak eden değil, güçlü olan kazanır.
Kalite değil, gürültü öne çıkar.
Ve en acısı şu olur;
İnsanlar kandırıldıklarını bile anlayamaz.
Okumak neden korkutuyor?
Çünkü okumak, insanın zihnini özgürleştirir.
Özgür zihin ise;
Soru sorar, itiraz eder,
“Neden?” der…
İşte tam da bu yüzden okumayan bir toplum, bazıları için “daha konforludur.”
Ama hala geç değil, bir toplum bir günde cahilleşmez.
Ama bir günde uyanabilir.
Her şey bir kişiyle başlar.
Bir kişi kitap açar,
Bir kişi düşünmeye başlar,
Bir kişi sorgular…
Ve o bir kişi, zamanla yüz olur, bin olur.
Küçük bir başlangıç, büyük bir değişim
Her gün sadece;
10 sayfa kitap
15 dakika okuma
Bunu yapan bir insan, bir yıl sonra bambaşka birine dönüşür…
Çünkü bilgi;
Damla damla birikir,
Ama bir gün sel olur.
Okumamak bir tercih olabilir. Ama sonuçlarına katlanmak zorunda kalmak, bir kaderdir.
Unutmayın;
Okumayan bir toplum, başkalarının yazdığı senaryoyu yaşar.
Ve o senaryoda çoğu zaman başrol değil, figüran olursunuz…

