Ahmet Şenol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HALK KÜLTÜRÜMÜZDE “.. ALKIŞ..”

HALK KÜLTÜRÜMÜZDE “.. ALKIŞ..”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2/3

(Geçen makalenin devamı)

Bununla birlikte folklorik derleme ve araştırmalar, alkış ve kargışın öteden beri sözlü kültür içinde var olanlarının kullanımı yanında günümüzde de üretilmeye devam ettiğini göstermektedir. Hatta oransal olarak bedduaların yani kargışların bir hayli fazla olduğunu söyleyenler de vardır.

Eskiler, mazlumun, güçsüzün, fakirin, yaşlının alkış veya kargışının Tanrı katında makbul olduğuna inanırlardı. Kanaatkâr esnafın, vicdanlı alacaklının “kiminin parası, kiminin duası” demesi bundandı. Tabir yerindeyse Türk dünyasının Homer’i ve görkemli destan söyleyicisi Dede Korkut’a göre “bir ağzı dualının duasını almak” pek çok sorunun çözüm anahtarıydı.

Her namaz sonrası, her uyku öncesi eller duaya açılır; bir tas su verene “su gibi aziz ol”; bayramda seyranda ziyaret edene “daim bu günlere yet” diye alkış verilirdi. Doğdu görmede “ömrü uzun olsun”; cenazede “mekânı cennet olsun”; savaşta “ordumuz muzaffer olsun”; barışta “dostluğumuz daim olsun” duası vardı.

Bektaşi’den Mevlevi’ye yeniçeriden mehtere yaygın bir alkış türü olan gülbanklarda “vakitler hayrola/hayırlar feth ola/şerler defola/müminler saf ola/münafıklar berbat ola” diye alkış verilirdi. Gülbanklarda olduğu gibi mevlitten kandile, bayramdan şölene pek çok toplantının yemek duasında ve askerin “Tanrımıza hamd olsun, milletimiz var olsun” dediği sofra duasında, kişilerden çok devletin bekası, toplumun iyiliği ve esenliğine alkış verilirdi.

“Yer gök dua ile ayakta durur” inancıyla gül veya dilek ağacına bağlanan bezlerde veya yazılıp suya atılan kâğıtlarda kim bilir insana “Allah’ım kabul et” veya “olmayacak duaya âmin denilmez” dedirten cinsten ne dualar ne talepler vardı.

Eskilerin dilinde sevginin göstergesi sevilene alkıştı. Necdet Tokatlıoğlu’nun “gitmesin gözlerinden pırıl pırıl arzular/eksilmesin yüzünden o tebessüm o bahar/Tanrım seni korusun kem gözlerden saklasın/ağartmasın saçını şu gecen zalim yıllar” mısraları böyledir.

Vefasız sevgiliye ise, Mihri Hatun’un “beddua etmezem amma ki Huda’dan dilerim/bir senin gibi cefakâra hevadar olasın” mısralarındaki gibi en fazla “layığını bulasın” diye beddua edilir; kargış verilirdi.

(Devam Edecek)

HALK KÜLTÜRÜMÜZDE “.. ALKIŞ..”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter