
Sanat yolculuğuna İzmir’de başlayan ve yıllar içinde çalışmalarını uluslararası platformlara taşıyan ressam Lütfiye Kösten, üretimlerini Türkiye ile Avrupa arasında sürdüren sanatçılar arasında yer alıyor. Resim ve fotoğraf alanındaki eğitiminin ardından Fransa’ya yerleşerek sanat çalışmalarını farklı coğrafyalarda geliştiren Kösten, katıldığı sergi ve fuarlarla sanatını geniş kitlelerle buluşturdu. Fransa’dan Amerika’ya uzanan sanat yolculuğunda galerilerde ve uluslararası sanat fuarlarında yer alan sanatçı, farklı disiplinlerle de temas kurarak üretimini zenginleştirdi.
Çalışmalarında özellikle portreler üzerinden güçlü duygular ve derin bakışlar yaratmayı amaçlayan Kösten, Anadolu ve Ege kültüründen izler taşıyan sembol ve motiflere de yer veriyor. Sanatı yalnızca bireysel bir ifade alanı olarak değil, aynı zamanda toplumla bağ kurmanın bir yolu olarak gören sanatçı, günümüz sanat ortamına dair düşüncelerini de açık bir şekilde paylaşıyor.
Bugün çalışmalarını İstanbul Tarabya’daki atölyesinde sürdüren Lütfiye Kösten, yeni sergiler için hazırlık yaparken sanatla kurduğu duygusal bağın üretim sürecindeki önemini vurguluyor. Kösten ile sanat yolculuğunu, ilham kaynaklarını ve sanatın toplumla ilişkisini konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz? Sanat eğitiminiz ve kariyeriniz hakkında bilgi verir misiniz?
İzmir doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi Resim bölümünden 1999 yılında mezun oldum. 2000 yılında Yıldız Teknik Meslek Yüksek Okulu fotoğraf bölümünde fotoğraf eğitimi aldım. 2013 senesinde Fransa’ya yerleşerek, 2016 senesinde de Nantes Üniversitesi Supérieure Beaux Art’ta master eğitimini tamamladım. 2019 Senesinde Fransa’nın Reunion adasında yaşarken Galerie Cab Art ve Art Basel Spectrum Miami ile Amerika’daki sanat fuarlarına katıldım. Ayrıca farklı grafiti sanatçıları ile beraber çeşitli grafiti çalışmaları deneyimleme fırsatı buldum. Armaggan Art&Design Gallery, Paris’te Galerie Mondapart, Galerie Jack Drougard olmak üzere yurt dışında ve Türkiye’de birçok sanat fuarına ve sergiye katıldım. Ve halen İstanbul Tarabya’daki atölyemde resim çalışmalarıma devam ediyorum.
Sanatla bağınız nasıl başladı?
Sanatla ilk bağım ilkokul zamanlarında resme olan ilgi ve yeteneğimin ilkokul öğretmenimin fark etmesi ile başladı. Sonrasında Güzel sanatlar Lisesine gitmemle devam ederek bugünlere geldi. Çocukluğumdan beri resim benim için gerçek hayattan kaçış, bir kurtuluş olmuştur. Duygusal, büyük bir bağ ile bağlı olduğum bir yer.
Resim yapma motivasyonunuzu nasıl tanımlarsınız?
Sanırım çocukluğumdan beri hissettiğim yalnızlık duygusu ile başladı. Resim her zaman kendimi onardığım, zamanın ötesinde hissettiğim, ait olmama ve tamamlanmama olanak veren bir yer oldu.
Eserlerinizi diğerlerinden ayıran özellik nedir sizce?
Yaptığım portrelerdeki bakışların derinliği ve izleyicisini takip eden gözlerdeki o duygu diye düşünüyorum.
Eserlerinizde kültürel öğeler ve yerel motifler kullanıyor musunuz? Turhan Selçuk Karikatür Yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Resimlerimde Ege’den, Anadolu’dan benim için de anlamlı olan yöresel semboller, motifler kullandığım oluyor. Turhan Selçuk Karikatür yarışmasını Türkiye’deki karikatür sanatının gelişmesi ayrıca Türkiye’deki Karikatür sanatçılarına alan açması ve karikatür sanatını halka tanıtması açısından önemli ve kıymetli buluyorum.
Günümüzde Türkiye’de sanat üretmek sizce ne kadar zor?
Bugün sanatla uğraşmak zor, güçlü bir irade istiyor gerçi sanat tarihi boyunca da sanat yapmak böyle olmuş, sanatla uğraşmak, normalin dışında olmak, her zaman büyük bir yalnızlığı da yanında getirmiştir diye düşünüyorum. Günümüzde ise İmkanların kısıtlı oluşu, devletin sanatçıya desteğinin olmayışı, sanat piyasası dinamiklerinin değişkenliği ve belli kurumların, galerilerin çevresinde tekelleşmesi sanatçıların Türkiye’de sanat yapmasını daha da zorlaştırıyor.
Sanatçı ile toplum arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben sanatın ve sanatçının elitleştirilmesine, toplumdan ayrımlaştırılmasına karşıyım. Iç içe olmalıdır. Bir sanatçı eserini toplum için yapmaz fakat o toplumun bir parçası olarak yaptığı eserde toplumun etkileri her zaman görülür. Toplum ve sanatçı bu anlamada her zaman yakındır. Sanatçı kendisini toplumdan soyutlayarak yaşayabilir, yaratım sürecide bunu getirir. Fakat sonrasında toplumla ilişkisini eseriyle kurar. Sanatçı fikirlerini ve çalışmalarını toplumla paylaşarak toplumla arasında bir bağ kurmalıdır benim fikrimce.
Yakın zamanda planladığınız projeler veya sergiler var mı?
Şu anda Ekim 2026 da Galeri Mondapart’ta olacak olan kişisel sergim için hazırlanıyorum. Aynı zamanda Gama Art Gallery de devam eden “Biraz renk Biraz Işık Biraz büyü” karma sergisinde çalışmalarım yer alıyor.






