Sevgi, güzellik sevgisidir, güzelliğin sevgisidir, “çirkinlik sevgisi diye bir şey yoktur” çünkü. Böylece, sevginin açıklanması konusunda kendisiyle ilgi kurulan ilk kavram güzellik olmuştur. Sevgi, güzelliğin ve iyiliğin dışında düşünülmemiştir.
Sevginin güzellik ve iyilikten yoksun olması mümkün değildir. “Öyleyse, güzel olmayan çirkin, iyi olmayan kötüdür denilmez. Sevgi de böyle. Onun için iyidir, güzeldir denmediğine göre, çirkindir, kötüdür de dememek gerekir. İkisi arası bir şey olarak düşünmek gerekir Sevgi’yi.
Yaratma gücüyle yüklü bir varlık, güzele yanaştı mı, ferahlar, genişler, sevinçten taşar, doğurur ve çoğalır. Çirkine de rastladı mı, tersine kasvet basar içini, tıkanır, duraklar, büzülür, doğuracak yerde içinde kalan yükü taşımanın derdine düşer.
Doğurma, sonsuzluğa götürür, ölümlüyü, ölümsüz eder. İnsanın, yeryüzünde sergilediği güzeli arama, onunla birlikte olma eğilimi ile, dünyasal varlığının faniliği içinde, sonsuzluk ve ölümsüzlük özlemi yansıtılır… Ölümsüzlük isteğine bağlı olarak, doğurma ve yaratma konusunu iki farklı açıdan ele almak gerekir. Bunlardan ilki, bedeninde bereket taşıyanların sevme, doğurma, kendi canlarından yeni canlar dünyaya getirme biçimi, biyolojik olarak üreme tarzlarıdır. Değerli bir can, bedendeki pırıltısı sönük de olsa, sevgisini coşturmaya yetmelidir.
Düşünce ve eylem güzelliğine ulaşan kişi daha sonra da en yüksek bilgiye yani sevginin ve güzelliğin özüne ulaşmış olur.
Sevgi dünyasına ulaşmanın doğru yolu budur: Bu dünyanın güzelliklerinden başlayacaksın, hiç durmadan basamak basamak yüce güzelliğe yükseleceksin, bir güzel bedenden ikisine, ikisinden bütün güzel bedenlere, sonra güzel bedenlerden güzel işlere, güzel işlerden güzel bilgilere, güzel bilgilerden de sonunda bir tek bilgiye varacaksın.
Bu bilgi de asıl güzelliğin, özünü tanımaktan başka bir şey değildir. İnsanın salt güzellikle karşı karşıya geldiği o an yok mu, işte yalnız o an için insan hayatı yaşanmaya değerdir.
Güzellik düşünce güzelliğine, düşünce güzelliği eylem güzelliğine, eylem güzelliği mutlak güzelliğe gider. Güzelliğe tutulmak, sevginin kılavuzluğuna girmektir. Bu kılavuzluk sayesinde, kişi, en alt basamaktaki göreli güzellikten en üst basamaktaki mutlak güzelliğe kadar aşama aşama ilerler, gelişir.
Sevginin varlığı baştan sona tanıyarak olgunlaşır. Bu olgunlaşma süreciyle birlikte kişi kendi faniliğinden vazgeçer ve ebediliğe yönelir. Sevginin bu gücü sayesinde insan mutlak güzelliğe ulaşır ve ebedi bir varlık olarak kalır.
Sevgi Tanrı’nın ışığıdır, Tanrı’nın sevgisidir. -Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan halka müderris olsa hakikatte asîdir. “Kötülük yaptıysan kork; o bir tohumdur, Tanrı onu mutlaka yeşertir”.
Sevgi, insanın doğuştan getirdiği bir duygudur. İnsanı çevresine, işine, insanlara bağlayan, kaynaştıran, etrafına karşı saygılı ve hoşgörülü olmayı sağlayan fert, aile ve toplumlara huzur ve mutluluk veren manevi bir güçtür. Sevgi, havaya benzer. Bütün insanlar ona muhtaçtır.
Sevgi, yüce yaratan Allah’ımıza bir ibadettir. Bizleri yarattığı için önce Allaha, sonra da kendimize karşı “sevgi” beslemeli ve şükretmeliyiz.
Sevginin gücüyle ebediliğe ulaşmak dileğiyle…

