Son dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızdan sıkça aynı çağrıyı duyuyoruz;
“94 ruhunu geri getireceğiz, Ömerler yetiştireceğiz, kuruluş değerlerimize sahip çıkacağız.”
Bu çağrı kıymetlidir.
Ancak asıl mesele bu sözlerin kürsülerde kalmaması, teşkilatların ve uygulamaların ruhuna sirayet etmesidir. Ne yazık ki bugün sahaya baktığımızda, bu çağrının teşkilatlarda yeterince karşılık bulduğunu söylemek kolay değil.
Elbette milyonlarca seçmenin kendini bulduğu, çeyrek asra yaklaşan bir siyasi yürüyüşte herkes aynı niyetle bulunmaz. Hesabi olanlar da vardır, hasbi olanlar da…
Samimiyetle inandığı davaya yürekten sarılan, bedel ödemiş, hala derdi memleket olan insanlarda vardır. Bu insanların bir kısmını yakından tanıma imkanım oldu. İki gün önce tanıdığım çok kıymetli bir insan da bana bunu bir kez daha hatırlattı.
İnşallah bu samimi insanların varlığı, yeniden bir değişimin ve öze dönüşün anahtarı olur. Çünkü gözyaşlarıyla yola çıkılan, zalimlere karşı durmak ve halkın refahı ile huzurunu tesis etmek için kurulan bu dava; zulümle, adaletsizlikle ve kötülükle anılmayı hak etmiyor. Bu davaya ömrünü vermiş insanların hatırasına da emeğine de bu yakışmaz.
Asıl üzerinde durulması gereken noktada şudur. Yaklaşık 25 yıllık, yani çeyrek asırlık bir siyasi mücadelenin; son birkaç yılda yapılanlar ya da yapılmayanlar yüzünden heba edilmesi doğru değildir. Birikim, emek, tecrübe ve toplumsal destek; ihmalle, kibirle ve hatalarda ısrarla kolayca tüketilebilir. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Bu minvalde Ak parti
Muğla il yönetiminde bir ışık gördüm. Umarım yanılmam. Elbette her insan gibi her kurumun, her partinin de hataları olabilir. Mesele hatasız olmak değil; hatada ısrar etmemek, yanlışın mahcubiyetini hissedebilmek ve o mahcubiyetle telafi yoluna girebilmektir. Aksi halde yapılan her hata, sadece bugünü değil, geçmişi de yaralar.
Burada mesele parti isimleri değildir. Mesele; iktidarın adalet, hukuk, sağlık ve eğitim gibi temel alanlarda halkını belli bir seviyenin altına düşürmeyen bir anlayışı sürdürebilmesidir. Siyaset, kazanılmış makamları koruma sanatı değil; emanet bilinciyle yürütülmesi gereken bir sorumluluktur.
94 ruhu, sloganla değil; adaletle, liyakatle ve tevazuyla geri gelir. Aksi hâlde geriye sadece söylenmiş sözler ve heba edilmiş yıllar kalır.
Sözlerim daha güzel sabahlara hep birlikte ışık olabilmek içindir. Bence Muğla gerçekten bozuk yolları kronik sorunları ile anılmaktansa eğer istenirse samimi bir çabanın ışığına kavuşur

