Mehmet Nergiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ÇİZGİLERLE DÜŞÜNMEK: OTORİTEYE MİZAHIN İNCE DOKUNUŞU

ÇİZGİLERLE DÜŞÜNMEK: OTORİTEYE MİZAHIN İNCE DOKUNUŞU

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milas’ta bu yıl tasarruf tedbirleri nedeniyle yapılamayan Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması, kentte sanat çevrelerinde derin bir boşluk yaratmış durumda. Ancak Milas’ın sanat dostu ruhu, bu eksikliği yeni fikirlerle doldurmayı sürdürüyor. Bu kapsamda, karikatür sanatını ve bu alandaki değerli isimleri tanıtmak, düşüncelerini paylaşmak amacıyla başlattığımız ‘Çizdikçe’ söyleşi dizisinin bu sayıdaki konuğu, Türkiye’nin önde gelen karikatüristlerinden biri İzel Rozental… Milas’ın ismini dünyaya duyuran Turhan Selçuk Karikatür Yarışması’nın en büyük destekçilerinden olan Rozental, Milas aşığı… Milas’ta bir karikatür evi veya ve kapsamlı bir Turhan Selçuk Müzesi kurulması gerektiğini söylüyor.  Hem çizgileriyle hem de yazılarıyla düşüncenin sınırlarını zorlayan sanatçıyla, yaşam öyküsünden üretim anlayışına, Milas ve Turhan Selçuk’a bakışına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

-Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1951 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Çocukluk yaşlarımdan itibaren karikatüre, çizgi romana ve resime büyük ilgi duydum. Okumayı çok sevdim, ancak okulu ve otoriteyi hiçbir zaman sevemedim. Bu nedenle bir otodidakt olarak büyüdüm diyebilirim. Karikatür, duygu ve düşüncelerimi en iyi ifade etme yöntemimdi. Ne var ki, otoriteye olan alerjim nedeniyle olsa gerek, Oğuz Aral’ın Gırgır’daki kapısını araladıysam da, onun ya da başka bir ustanın tezgahından geçmektense farklı ufuklara doğru yol almayı yeğledim. Askerliğimi bitirdiğim 1972 yılından 1980’e kadar iş dünyasında birbirinden farklı sektörlerde at koşturdum. Arada, 1975’te evlendim ve iki çocuk babası oldum. 1980 yılının hemen başındaysa ise tanınmış bir kalem fabrikasından aldığım yöneticilik teklifini değerlendirerek kırtasiye sektörüne geçiş yaptım. O tarihten itibaren aynı firmanın önce hissedarı, ardından %50 ortağı oldum. 2018’de hisselerimi ortaklarıma devredip emekliye ayrıldım.

Karikatür çizmeyi ise hiç bırakmadım. En sıkıntılı ve zorlu dönemlerimde karikatür benim için hep bir terapi yolu oldu. Saatler süren sıkıcı iş toplantılarında masadaki meslektaşlarımın karikatürlerini çizmekten keyif alırdım. 1991 yılının Ocak ayında, Türkiye’deki Yahudilerin tek yayın organı olan haftalık Şalom Gazetesinden bir çağrı aldım. Siyasi ve sosyal konularda editoryal karikatür çizmemi istiyorlardı. Kabul ettim ve bugüne kadar gazetenin birinci sayfasındaki “Tünelin Ucu” başlıklı köşemi hiç boş bırakmadım. Bu arada aynı gazete için köşe yazıları ve söyleşiler gerçekleştirdim.

1999 yılında Galata semtinde bulunan tarihî bir sinagogun onarılarak kültür ve sanat merkezine dönüştürülmesine ön ayak oldum. Scheidertempel Sanat Merkezi adlı bu kuruluşun halen yöneticiliğini yapmaktayım.

2000 yılında ilk düz yazı kitabım “Yol Boyunca” Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı.

2006 yılında eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın girişimiyle kurulan merkezi Fransa’da Cartooning For Peace basın karikatürcüleri platformunun üyesi oldum. 2006-2009 yılları arasında merkezi Hollanda’da FECO (Dünya Karikatür Kuruluşları Federasyonu) İkinci Başkanlığını yürüttüm. Çeşitli dernek ve vakıflarda başkanlık ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundum.

Bugüne dek düz yazı ve karikatür albümü olarak 20 kitabım yayımlandı. Çok sayıda yarışmada jüri üyeliğinde bulundum, yurt içi ve dışında karikatür konulu konferanslar verdim, bildiriler sundum, yirminin üzerinde kişisel sergi açtım. 2018’den bu yana, şimdiki adıyla Apaçık Radyo’da “Haftanın Karikatürleri” adlı programı hazırlayıp sunmaktayım.

-Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?

Herkes gibi ben de küçük yaşlardan itibaren sanatın hemen her dalına ilgi duymaya başladım. Şanslıydım zira sanatı önemseyen bir aile kültürünün içinde büyüdüm. Resim, müzik, dans, tiyatro… kendimi hepsine yakın görüyordum. Fakat resim ve karikatür en sevdiklerimdi. Bir de macundan heykelcikler yapmayı çok seviyordum. Ortaokuldan itibaren sınıf gazetesini çıkarmaya başladım. Fotoğrafçılığa merak sardım. Amatör olarak tiyatro yaptım, okulda hayata geçirdiğimiz senaryolar yazdım.

-Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi? Bir kırılma anı veya ilham kaynağı var mıydı?

Herhangi bir kırılma anı olduğunu zannetmiyorum, ilham kaynakları ise hayatın her anında hep var. En büyük ilham kaynaklarım çevremdeki insanlardı. Önce aile büyüklerim, sonra öğretmenler, sınıf arkadaşlarım, daha sonraları roman kahramanları… Okumayı hep sevmişimdir, sanırım beni üretmeye iten şey okuduklarımın hayal gücümü geliştirmesi ve yoğun bir “ben de bir şeyler yapmalıyım” güdüsüydü.

 

– Bugüne kadar ortaya koyduğunuz eserler içinde sizi en çok yansıtan neler oldu?

Karikatürlerimde beni yansıtan bir şeyler olduğunu sanmıyorum. Sonuçta siyasi ve güncel karikatürler çiziyorum. Buna karşılık öykülerimde kendime ayna tuttuğum çok oldu. Hatta diyebilirim ki bugüne kadar yazmış olduğum bütün öykülerde en fazla kendimi yansıttım. Sonuçta mizah yapıyorum ve mizahçının ‘olmazsa olmazı’ kendi kendisiyle dalga geçmesidir.

– Eserlerinizde Milas’tan, Ege’den, yöresel unsurlardan izler bulunuyor mu? ve Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Milas, tarihçesiyle, coğrafi konumuyla, insanlarıyla, geçmişi ve bugünüyle beni çok etkileyen sevdiğim bir kenttir. Turhan Selçuk gibi hayranı olduğum dünya çapındaki büyük bir ustanın Milas’ta dünyaya gelmiş olması bu sevgimi kat be kat artırmıştır. Kitaplarımda ve makalelerimde yeri geldikçe Milas’tan söz etmişimdir. Özellikle Milaslıların Turhan Selçuk’a gösterdikleri kadirşinaslığı gördüğüm andan itibaren çok mutlu olmuş, duygulanmıştım. Bu nedenle Turhan Selçuk adına düzenlenen uluslararası karikatür yarışmasının, sevgili Ruhan Selçuk ve Kamil Masaracı ile birlikte, en büyük destekçisi oldum ve yurt dışında tanınması için çok çaba gösterdim. Her yıl jüri üyesi olarak davet ettiğimiz Çin’den, Japonya’dan tutun, Afrika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki karikatür ustalarının Milas’a gelerek bu güzel kentimizi tanımalarını ve ülkelerinde tanıtmalarını arzuladım.  Bu uğurda eski Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat ve ekibiyle, güzel sanatlardan sorumlu eğitmen Mehmet Nergiz’in destek ve çabalarına her zaman minnettar kalacağım.

Ancak zamanla birlikte her şey değişiyor. İletişim teknolojisinin hızla gelişmesi ve yapay zekânın tüm sanat dallarına bulaşmış olması nedeniyle karikatür yarışmaları artık eskisi gibi ilgi görmüyor. Gönül isterdi ki, büyük ustamız Turhan Selçuk’un doğum yeri olan Milas’ta, bugün İstanbul’un nezih semti Moda’da yapıldığı gibi güzel ve kapsamlı bir Turhan Selçuk Müzesi ya da Karikatür Evi kurulsun ve her yıl belirli bir tarihte yurt içi ve dışından davet edilecek çeşitli karikatür sanatçılarının açacakları sergiler ve standlarla birlikte kalıcı bir Uluslararası Milas Mizah Festivali düzenlensin. İlla ki yarışma isteniyorsa, amatörlerin, genç öğrencilerin katılacakları bir yarışma düzenlenebilir ve festival boyunca bu eserler sergilenebilir.

– Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim? İmkânlar, ilgi ve çevre açısından değerlendirir misiniz?

Bugünün şartlarında sanatla uğraşmak için ya zengin olmak ya da çılgın olmak gerekiyor! Evet, eskiden de sanat karın doyurmuyordu, fakat bugünkü yaşam koşulları çok daha zor. Yukarıda belirttiğim gibi, teknoloji hızla geliştikçe sanata da bulaşıyor. İlgi internete, sosyal medyaya, haberleşme gruplarına kaymış durumda. İnsanların sergi açılışlarında sosyalleşme ihtiyaçları çok azaldı. Sanatçı üretimini artık sanal ortamda paylaşmak zorunda kalıyor ve bu da karın doyurmuyor. Büyük kentlerde açılan sergiler eski ilgiyi görmüyor. Ancak bu değişim, Milas gibi tarihçesi zengin küçük kentler için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Dediğim gibi sürekli olarak düzenlenecek uluslararası bir mizah festivali Milas’ın yıldızını parlatacaktır.

 

– Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?

Yanıtı zor bir soru. Toplumla iyi ilişkiler içinde olmak için çabalayan bir sanatçının samimiyetinden şüphe duyarım. Bence ilişki kurup kurmamayı sorun etmeden kendisini ve üretimini suyun akışına bırakmalı…

 

-Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya paylaşmak istediğiniz bir gelişme var mı?

Projeler bitmez tükenmez. Hep kafamda gerçekleştirmek istediğim bir şeyler vardır. Henüz birini bitirmeden yenisini düşünmek benim yaşam tarzımdır ve iyi ki de böyledir; aksini düşünmek dahi istemem!

ÇİZGİLERLE DÜŞÜNMEK: OTORİTEYE MİZAHIN İNCE DOKUNUŞU
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481