“Karikatür, Emekten ve Hayattan Yana Bir Duruştur”
Çizgileriyle sadece güldürmekle kalmayıp düşündüren, mizahı toplumsal bir direniş biçimine dönüştüren isimlerden biri Canol Kocagöz.
1949 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğan Kocagöz, 1970’li yıllardan bu yana karikatürleriyle işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilenlerin sesi olmayı sürdürüyor.
Türkiye karikatür sanatının örgütlü mücadelesinde de önemli bir yere sahip olan sanatçı; Karikatürcüler Derneği Genel Başkanlığı, Özerk Sanat Konseyi Genel Sekreterliği ve Homur Mizah Grubu’nun kuruculuğu gibi görevlerle kültür-sanat dünyasına değerli katkılar sundu.
Karikatürist Canol Kocagöz ile sanat yolculuğunu, karikatürün toplumsal işlevini, Milas’taki sanat ortamına dair düşüncelerini ve üzerinde çalıştığı yeni projeleri konuştuk.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Çal-Denizli’de 1949 yılında doğdum. Ekonomi tahsili gördüm.1970 yılından bu yana çizgilerim çeşitli günlük çizgilerim çeşitli politika ve sanat dergilerinde yer aldı. Animasyon çalışmaları ile birlikte birçok afiş, dergi ve kitap kapakları çalışmaları ile beraber STOP Başka Dünya için, Panikatak, KESK Kültür Sanat Sendikasından yayınlanan Bir Kara Komedya, DİSK Birleşik Metal İş Sendikasından Yayınlanan Çizgilerle Sınıflar Tarihi ile Çizginin Dili olmak üzere beş albümüm ile 17 çocuk kitabım var.
Türkiye Karikatürcülerinin tek meslek örgütü olan Karikatürcüler Derneğinin 1976 yılında Genel Sekreterliğini, 1996 yılında genel başkanlığını üstlendim. Uzun yıllar derneğin denetleme kurulu üyeliğinde bulundum. Türkiye’de kültür ve sanat hayatının özerkleşmesi çalışmalarında bulunarak Özerk Sanat Kurulu’nun Girişim Kurulu’nun yönetiminde dört yıl karikatürcüleri temsil ettim. Türkiye’nin sinema, plastik sanatlar, müzik, sahne sanatları, yazım ve tasarım alanlarının seçkin ve önemli 76 sanat kuruluşunun birliğinden oluşan Özerk Sanat Konseyinin 2003 yılında yapılan genel kurulunda plastik sanatlar alanını temsilen yönetim kuruluna, daha sonra da Özerk Sanat Kurulu Genel Sekreterliğine seçildim. 2008 yılında dönem sözcüğünü de yaptım.
Türkiye’de DİSK Birleşik Metal- İş Sendikası başta olmak üzere çeşitli sendikaların basın yayın organları ile Yeni Ortam, Politika ve Evrensel Günlük Gazetelerinde çizdim. Tomurcuk Çocuk Dergisi ile Homur Mizah Dergisi editörlüğünde bulundum. Türkiye’de ilk kez duvarlara karikatür çizim çalışmalarını bir grup arkadaşımla beraber gerçekleştirdim. Yine bir grup arkadaşımla beraber hareketlendirilmiş karikatürleri ülkemizde ilk defa İstanbul Şehir Tiyatrolarında 2012 – 2013 sezonunda Bulgar yazar Stanislav Stratiev’ in Otobüs isimli oyunun sahnelenmesinde dekor olarak kullanılmasını sağladım. Şili’de faşist darbeden kaçan mülteciler için Meksika Karikatürcüler Derneğinin düzenlediği sergiye katıldı. Geliri mültecilere verilmek üzere düzenlenen kitapta yer aldı. Türkiye’de ilk defa sinema emekçilerinin yapmış olduğu grevi karikatürleri ile destekleyerek grev çadırında ilk karikatür sergisini bir grup arkadaşıyla beraber gerçekleştirdi. İngiltere’de geliri Afrikalı çocuklara verilmesi için açılan sergi ve albüme katıldım. 1999 Kocaeli- Gölcük depremi sırasında bir grup arkadaşımla açtığım sergisi İstanbul Tabip Odası ile geliri depremde hayatını kaybeden sağlık emekçilerinin yakınlarına verilmek üzere hazırladıkları kartpostal albüme katıldım. Bir afişim Dünya Sendikalar Federasyonu’nun afiş yarışmasında sergilendi ve hazırlanan takvime alındı. Yunanistanlı ve Türkiyeli Karikatürcülerin Strasbourg’ta “Komşular” konulu serginin Türkiye Küratörlüğünü üstlendim. Birçok ulusal ve uluslararası yarışmanın jürisinde yer aldım. Almanya, İngiltere ve Türkiye’de kişisel sergiler açtım. Ayrıca eserlerim birçok ülkede sergilendi.
Bir grup arkadaşımla beraber 1999 yılında Homur Mizah Grubunu kurduk. Grubun adını taşıyan, her sayısı ayrı bir sendikadan veya demokratik kuruluştan çıkan Homur Mizah Gazetesi’ nin editörlüğüne devam etmekteyim.

Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?
Genel olarak sanatla bağlantımın ne zaman olduğunu bilmiyorum. Ama çizgiyle bağlantım gazetelerde ki çizgiler kanalı ile oldu. Küçükken her çocuk gibi bende bir şeyler karalamaya başlamıştım. Babam Cumhuriyet Gazetesi alıyordu bana da Güngörmüşler. Fatoş. Hasbi Tembeler. Hoş Memo çizgi romanlarının yer aldığı gazeteleri getirmeye başladı. Onları gördükten sonra bu karakterleri takip etmeye, bu arada diğer karikatürleri de merakla izlemeye başladım. İstanbul Beylerbeyi orta Okulunda Sorbon Mezunu çok iyi bir resim öğretmenimiz vardı. Onun teşvik ve öğretisi ile resim müzelerini sanat galerilerini gezmeye başladım. Bu geziler benim ufkumu açıyordu.

Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi? Bir kırılma anı veya ilham kaynağı var mıydı?
Karikatür çizmeye iten seçeneklerden önemlisi diyebileceğim orta öğretimde ki resim öğretmenimiz ile Türkçe öğretmenimizin beni Dünya klasikleri, Mizah yazarları ve dergileri ile tanıştırdı desem yanlış söylemiş olmam. Daha sonra ki öğrenim dönemimde de bu temel edebiyat ve resim bilgisinin üzerine koymaya çalıştım. Bu sanat alanlarının üzerine sinema, tiyatro, müzik vs gibi başka sanat alanları beslenme kaynağı oluyordu.
Okuduğum yıllarda aynI zamanda çalışma hayatına da girmiştim. Çalışma hayatında işçi sınıfının ve emekçilerin sömürü mekanizmasında nasıl tüketildiğini gördüm. Emekten yana mücadele etmeye karar verdim. Ve o günden itibaren çizgilerimle bu alana müdahale etmeye karar verdim. Altmış yıldır da işçi ve emekten yana çizmeye gayret ediyorum. Sanat ve çizgi dünyasının örgütlenerek ekonomik, demokratik ve politik hakları için mücadeleyi hayatımın bir kuralı kabul ederek yaşamaya devam ediyorum.
Bugüne kadar ortaya koyduğunuz eserler içinde sizi en çok yansıtan neler oldu?
Hiçbir sanatçı eserini metalaştırıp piyasalaştırmıyorsa yaptığı ürünleri birbirinden ayıramaz. Hepsi yapıldığı zaman-mekan içinde değerlidir. Karşı karşıya getirilemez veya yarıştırılamayacağı için de bende eserlerimin içinde bir ayrım yapamıyorum.
Ama şimdiye kadar verdiğim ürünlerle sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya için mücadele edenlere omuz veren bir yolda yürüdüm diyebilirim.

Eserlerinizde Milas’tan Ege’den, yöresel unsurlardan izler bulunuyor mu ve Turhan Selçuk yarışması hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Milas’tan özel olarak bir yöresel iz bulunmuyor. Ama çizgilerim çevre, maden yataklarının peşkeş çekilmesi, deprem, küreselleşme, esnek çalışma, işsizlik, pahalılık, zam, Nato, savaş, kadın, nükleer santraller, çocuk işçiliği, göç ve göçmenlik vs gibi genel olarak tüm insanlığın sorunları olduğu gibi Milas’ın ve Ege’nin da sorunu olduğunu düşünüyorum.
Turhan Selçuk (Turhan Ağabey) Karikatürcülerin onursal başkanıdır. Türkiye’de değil tüm dünyada da bilinen, sevilen grafik mizahın önemli isimlerinden biridir. Milas’taki karikatür evinin nasıl bir yapıda kurulduğunu işleyişini bilmiyorum. Sırf yarışma için Turhan Ağabeyin ismini Milas Belediyesi kullanıyorsa çok ayıp etmiştir. Tüm basılmış kitaplarını toplamalı ve devamlı bir sergisi mutlaka açık durmalıdır. Yarattığı Abdülcanbaz’dan hiç olmazsa örnekleri gelenler görmeli Abdülcanbaz’ın ciltleri ile Turhan Ağabey ile ilgili Dünyadan ve Türkiye’den hakkında çıkan yazı ve belgeleri toplamalı mutlaka toplumun hizmetine sunmalıdır. Yerel yönetimler tasarruf tedbirleri sebebine sığınmalarını anlayamıyorum. Herhalde bu söylediğim işler için çok fazla bir bütçe gerekeceğini zannetmiyorum. Ödülsüz yarışmalar ve sergiler açabilir. Örneğin bu yıl benimde çalışmalarına katıldığım Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM)’nin düzenlediği katılımcılar ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gören “NATO’ya ve Savaşa Karşı Sergi” www.natoyakarsisergi.org.tr ile yine eski yıllarda HOMUR Mizah ve Karikatür Grubunun açtığı Mossad tarafından Londra’da öldürülen Hanzala çocuk tipinin yaratıcısı Filistinli karikatürcü Naci El Ali için açtığımız karikatür yarışması incelenirse yerel öneticilere rehber olur. Genel olarak sanat özel karikatürü de meta haline getirmezse yöneticilerimiz bu soruna rahatlıkla çözüm bulabilirler.

Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim? İmkanlar, çevre açısından değerlendirir misiniz?
Sanat, sanat alanları ile bilimsel ve kültürel çalışmalar insanlık hayatını geliştirecek ufak bir adımdır. Bizlerde onun içinde küçük damlacıklarız. Her sanat eseri topluma ufak da olsa bir katkı yaratır. Bizlerde onun mekanik güçleriyiz.
Sizce sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?
Sanat insanı toplumla devamlı etki-tepki halinde olmalıdır. Toplumdan gelen etkileri alıp yeni yeni yorumlarla tekrar topluma sunabilirse hem topluma bir damla katkı sunar ondan alacağı tepkileriyle de sanatını ve aynı zamanda kendini yetiştirebilir. Buna kapalı bir sanat insanının üretimi de daralır, toplumla da bağı kopar. Zaten hiçbir doğa ötesi güçler sanat ürününün yaratılmasına sebep olmaz. Toplumsal olaylar ve sanat insanın olaylara bakış açısı ortaya çıkan ürünün niteliğini belirler.

Son olarak, üzerinde çalıştığınız mevcut projeler veya paylaşmak istediğiniz gelişmeler var mı?
Projesiz bir sanat insanı olmayacağı gibi benimde birkaç projem var. Hayata geçirebilirsem ne mutlu bana. Çalıştığım konular en çok politik mizah üzerine oldu.
Şimdi elimde mizah tarihimizi kazıyarak TKP’nin 1949 yılında çıkan mizah dergisi “Nuh’un Gemisi” Mizah gazetesini bir şekilde hayata geçirmek ve genç çizerlerin bilgisine sunmak istiyorum.
Yine elimde arkadaşlarımla 26 yıldır Homur’ u siz boşuna aramayın, Homur sizi bulur” sloganı ile çeşitli demokratik örgütler ve sendikalardan çıkan Homur ile DİSK Birleşik Metal-İş sendikasından yayınlanan HomurCUK ve Kırmızı Metal Karınca Çocuk Dergisi editörlüğünü de sürdürmekteyim.
Çeşitli gazete ve dergilerde çıkan karikatür ve sanat ile yazılarımın bazılarını kitaplaştırmayı düşünüyorum.
Afiş çalışmalarımı ve kitap kapaklarımı ayrı bir kitap olarak toplamak istiyorum.
Sergiler, paneller ve beni rahatsız eden konularla ilgili her türlü çalışmaya katılmaya çalışıyorum.
İstediğiniz bir gelişme var mı?
Milas’taki sanat insanlarının Özgün-Özerk ve Özgür sanat için Dünya da ve Türkiye’de mücadele eden insanlarla beraber davranmasını istiyorum.
Ayrıca okuyucularımızın 26. yılını dolduran HOMUR Mizah ve Karikatür Grubunun dergisi HOMUR ile homur.blogspot.com adresinden dergimizi takip etmeleri ile karikatür ve mizahçıların mücadele dergisi olan Homur’a eser göndererek dayanışma göstermeleri ile Dünya da ki emekçi ve çevre mücadelelerinin yaratıcıları olmasına davet ediyorum. Teşekkür ederim.



Sanatla iç içe sağlıklı bir hayat sürdürmen dileğimle… Hoşça kal Canol Ağabi..
Canol Kocagöz söyleşisi için teşekkürler… Çünkü sanat, insanı insan yapar.