2/11
(Geçen makalenin devamı)
Tarlalar, dereler, tepeler bu nara ile inler, davul-zurna var gücüyle çalarken 100-150 kişilik ırgat kafilesi gün boyu ekinin önünde dalgalanıp durur. Böyle bir Irgat’ın yanından herhangi biri geçerken “Selâmün aleyküm. kolay gele’ dese derhal ya öğlercibaşı ya da bu sesi biri önce duvarsa, 0 eline bir deste ekin alıp, aşağıdaki tekerlemeyi söyleyerek selâm verenin yanına gider.
Ekenler biçer, Konanlar göçer, Cennetin kapısını, Cömertler açar. Cömertler aşkına, Verelim salavat Sallallahi muhammet Hehh hehh heh hey heyyyv’ Tekerlemeyi dinleyen ırgat da yeri gelinde “hey heylere” katılır. Bu karşılamaların en önemlisi Ağa’nınkidir- Ağa tarlaya ırgattan sonra gelir. Vereceği bahşiş büyük olduğundan gözcüler onun gelişini gözlerler. Gören kişi başlar karşılamalara, Ağam bahşişimi verirse Altın saçlı bir keküllü olsun, Vermezse kel başlı bir kızı olsun, Verirse de vermezse de ağamızın gönlü hoş olsun, Irgat hep bir ağızdan bağırır;
Ağam verdi on onluk
Mevlâ versin kesesine bolluk,
Onduk Allah onduk…
Töreve göre ağanın tarlaya gelmesinden ve bu şekilde karşılanmadan sonra öğle yemeği gelir. Grup grup sofralar kurulur, yemekler yenir. sonra öğle uykusuna yatar ırgat. Zamanı gelince Ciğerci başı onları uyandırır. Buğday biçmeye yeniden başlanır. Bir yandan da tarlada yenmesi gereken ikindi pilavı hazırlanır, ikindi pilavına ağanın tarlası kurtarılmalı, biçilecek ekini kalmamaLılıdır.
Bunun için de önde orakçılar gerisinde bağcılar, onun gerisin.de desteciler, başakçılar, bunların ardasında da çalgıcılar büyük bir yarışma içinde tozu dumana katarak çalışır. Çalgıcılar ırgatı coşturacak kıvrak havalar çalmak zorundadır.
Gün batarken iş bitirilmiş ve artık kafile mutlu bir yorgunluk içinde dönüş yoluna düşmüştür.
(Devamı gelecek sayıda)

