“Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Kürtlerin ve hem de Türklerin salahiyet sahibi vekillerinden meydana gelmiştir ve bu iki unsur bütün menfaatlerini ve mukadderatlarını birleştirmiştir.”
“Bugün içimizde bulunan Hristiyan, Musevi vatandaşlar, mukadderat ve talihlerini Türk milliyetine vicdani arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine yan gözle, yabancı nazarıyla bakılması, medeni Türk milletinin asil ahlakından beklenebilir mi?”
Mustafa Kemal Atatürk
Vatanımız, çeşitli ırktan, çeşitli kökenlerden ve çeşitli inançlardan gelenler ile meydana gelmiştir. Osmanlı imparatorluğu zamanında işgal edilen topraklarda bırakılan köklerimizin, seneler sonra “göçmen” olarak geri dönmeleri ile gerçek kimliğine kavuşmuştur.
Bu vatan toprakları için canlarını seve seve veren, bu çeşitli köklerden insanlarımızın gerek Çanakkale’de, gerekse diğer zaferlerle bu vatanları için can vermeleri de ayrımcılığın yapılmaması için kesin bir delildir.
Yurdumuzun doğu ve güneydoğu bölgeleri, Kürt kökenli vatandaşlarımızdan oluşmuştur. Batı Anadolu ve kuzey Anadolu ve Marmara bölgelerimizde de çeşitli ırk ve inançların yaşandığı vatandaşlarımızdan oluşmuştur.
Ermeni, Rum, Yahudi ve Süryani kökenli tüm insanlarımızın dini inançları ne olursa olsun hepsi bu vatan için can verecek ve vermiş olanlarla doludur. Bu vatan hepimizindir. İçimizden olup, iktidar olan, cumhurbaşkanı olan, yabancı kökenli insanlarımız bulunmaktadır.
Türkiye topraklarında kökenlerimiz arasında ayrımcılık yapılamaz. Herhangi bir şekilde ayrımcılık yapanlar ise mutlak hak etmiş oldukları sonlarına kavuşacaklardır. Halen iktidar olan adalet ve kalkınma partisinin 22 yıllık iktidarlıklarında ne yazıktır ki bazı ayrımcılıkların yapıldığı görülmektedir. Yapılan ve yapılmakta olan bu ayrımcılığın başında dini inançlarımız gelmektedir.
Mezhep ayrımcılığından başlanılarak, dini inançlarımız ile ayrımlaştırılmak istenmesi ne insanlığa ne de büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize kurup emanet etmiş olduğu cumhuriyetimize uygun düşmemektedir.
Çeşitli amaçlar ile kurulmuş olan dini vakıfların, kuruluşların, tekkelerin ve zaviyelerin bulunduğu ülkemizde, dini inançları öne sürerek gerek eğitimde gerekse adalet anlayışımızda büyük değerleri kaybettiğimiz ortadadır.
Din inançlarımızın bu şekilde kullanılması ve kullanılacak olması, medeni ülkelerin arasında ki yerimizi ne yazıktır ki olumsuz yönde etkilemektedir. Her türlü hataların dini inançlarla gizlenmesi, toplumumuzun sadece cahilleştireceği gerçeğidir.
Günümüzde yapılmakta olan bu ayrımcılığın esas sebebi ise içinde bulunduğumuz siyasi idarenin ve yandaşlarının, her türlü yanlışlıkları, rantları ile devam etmesinin istenmesidir.

