Yaklaşık 15 yıldır gayrimenkul sektörünün içindeyim. Bunun son 4 yılını ise Milas’ta geçiriyorum. Bu süreçte sayısız tarla, zeytinlik ve zeytinli arazi satışına aracılık ettim. Ama dikkatimi çeken çok net bir gerçek var: Bu arazileri alanların büyük çoğunluğu, toprağı üretim için değil, üzerine bir yaşam alanı kurmak için satın alıyor.
Müşterilerle yaptığımız görüşmelerde ilk sorular hep aynı:
- Buraya ev yapabilir miyim?
- Konteyner koyabilir miyim?
Ama neredeyse hiç şu sorular sorulmuyor:
- Bu toprak ne verir?
- Hangi ürün yetişir?
- Bu zeytinlikten ne kadar yağ çıkar?
Toprağa bakış açımız değişti. Artık üretim değil, tüketim odaklı bir anlayış hâkim.
Oysa biz başka bir kültürden geliyoruz. Köy okullarında okuyan, okuldan çıkınca tarlaya giden bir nesildik. Zeytin toplamayı, tütün dizmeyi, orak biçmeyi bilirdik. Hayvan bakmak, süt sağmak, yoğurt yapmak hayatın doğal parçasıydı. Bugünün çocukları ise 7 yaşında servisle şehre taşınıyor. Toprakla bağı kopuyor. Ne ekmeyi biliyor ne biçmeyi, ne de üretmenin değerini hissedebiliyor.
Sonuç ortada:
- Tarlalar sürülmüyor.
- Zeytinlikler bakımsızlıktan ormana dönmüş durumda.
- Aşı yapılacak ağaç var ama aşı yapacak insan yok.
Bu sadece bir alışkanlık değişimi değil; kültürel bir kopuş.
İşin bir de şehirleşme boyutu var. Çevremizdeki boş araziler ya satılıyor ya da ihalelerle el değiştiriyor. Sonuç? Beton yığınları. Ama kimse şu soruyu sormuyor:
Bu şehirde yaşayan insanlar nerede nefes alacak?
Milas’ta ailecek gidilebilecek düzgün bir mesire alanı yok. Hafta sonu mangal yapılacak bir alan yok. Ormanlar deseniz, yangın riski nedeniyle yasaklı.
- Peki insanlar ne yapacak?
- Çocuklar nerede oynayacak?
- Aileler nerede vakit geçirecek?
Her boş alanı bina ile doldurursak, bir süre sonra yaşayacak alan değil, sadece konaklayacak yerler üretmiş oluruz. Bugün geldiğimiz noktada iki temel sorun var:
- Birincisi üretimden kopuş,
- İkincisi plansız betonlaşma.
Toprak artık geçim kaynağı değil, yatırım aracı olarak görülüyor. Şehirler ise yaşam alanı değil, yapılaşma alanına dönüşüyor. Çözüm zor değil aslında, sadece niyet gerekiyor.
Yerel yönetimler öncülük edebilir.
Boş araziler; park, mesire alanı, yürüyüş yolları, üretim bahçeleri olarak değerlendirilebilir. Gençlere tarım öğretilebilir, üretim teşvik edilebilir. Toprağa yeniden değer verilmeden, şehirler de sağlıklı büyüyemez.
Unutmayalım:
- Toprak sadece üzerine ev yapılacak bir zemin değildir.
- Toprak, üretimdir.
- Toprak, yaşamdır.
Ve biz o yaşamdan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyoruz.

