İmralı, Marmara Denizi’nde yer alan ve Bursa iline bağlı bir adadır. Tümüyle askerî alandır ve uçuşa yasak olmakla birlikte sivillerin girişine kapalıdır.
İmralı Cezaevi bu adada yer almaktadır.
Osmanlı, Orhan Bey’in komutanlarından Emir Ali’nin Bizanslılardan aldığı adanın Kalolimnos olan adı Emir Ali olarak değiştirildikten sonra, zamanla İmralı’ya dönüştü. Ada, Osmanlı döneminde Mudanya kazasına bağlı bir nahiye idi. 20. yüzyıl başlarına kadar varlığını koruyan üç Rum köyü vardı. 1913 yılında adada 250 hane, bir okul, üç manastır vardı ve tamamı Rumlardan oluşan 1.200 kişi yaşıyordu. Adanın başlıca uğraşları soğan tarımı ve balıkçılıktı. Yetiştirilen soğanlar İstanbul’a satılıyordu. Sebze yetiştirilmediği için adalıların başlıca gıdasını balık oluşturuyordu. Lozan Antlaşmasından (1923) sonra Nüfus Mübadelesi (1924) ile adanın halkının Yunanistan’a gitmesi üzerine, İmralı Adası bir süre boş kaldı.
Türkiye’nin ilk yarı açık cezaevi burada kuruldu. 1935’te inşaat ustası hükümlü Fahri Usta tarafından harabe halindeki bir kilisenin duvarları tamamlanarak koğuşa çevrilmesiyle faaliyete geçen İmralı Cezaevi’nin ilk konukları, cinayet suçundan ceza almış 50 hükümlüydü. 1937 tarihli Cumhuriyet Almanağı’nda, İmralı Cezaevi’nin ilk yıllarından kısa bir yazı ve yukarıdaki fotoğraflar yer alır: “Hapse mahkûm olan mücrimlerin, salah bulmuş birer vatandaş olarak yeniden hayata karışmalarını temine çalışan Cumhuriyet Hükümeti, asrî hapishaneler tesisine gayret ederken, İmralı Adası’nı bir numune hapishanesi haline getirmiştir.
Günümüzde tümüyle askeri yasak bölge statüsünde olan İmralı Adası’ndaki F Tipi Kapalı Cezaevi’nin iç güvenliği Adalet Bakanlığı, dış güvenliği Jandarma Genel Komutanlığı, deniz güvenliği de Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından sağlamaktadır.
Yassıada Yargılamaları (1960-61) sonunda ölüm cezasına çarptırılan Demokrat Parti dönemi başbakanı Adnan Menderes, dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve maliye bakanı Hasan Polatkan’ın cezaları burada infaz edildi. Naaşları 29 sene İmralı Adasında kaldıktan sonra, 17 Eylül 1990 tarihinde buradan İstanbul’daki anıtmezara nakledildi.
1999’da, PKK lideri Abdullah Öcalan buraya nakledilene ve burada yargılanana kadar adadaki mahkûmların çalıştığı tarımsal işletmelerin ürünleri İstanbul ve diğer şehirlerde satılmaktaydı. Mahkûmlar sabun ve konserve fabrikası gibi fabrikalarda çalışıyorlardı ve belli bir ücret alıyorlardı.
Öcalan’ın gelmesiyle ada boşaltıldı ve Abdullah Öcalan’a tahsis edildi. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yanına 2009’da benzer suçlardan hüküm giymiş 8 mahkûm daha gönderildi.
Abdullah Öcalan, 1999 yılının Şubat ayından bu yana Marmara Denizi’ndeki İmralı Adası’nda, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesini ihlal suçundan müebbet hapis cezasını çekiyor. Başlangıçta ölüm cezasına çarptırıldı, ancak mahkûmiyeti Ekim 2002’de ömür boyu hapis cezasına çevrildi. “Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçuyla 29 Haziran 1999’da idama mahkûm edildi. Avrupa Birliği’ne uyum yasaları gereğince cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi. O günden bu yana İmralı Cezaevi’nde hapis yatmaktadır.
Abdullah Öcalan’ın kurduğu iddia edilen terör örgütü nedir.?
Abdullah ÖCALAN’ın yasadışı bölücü terör örgütü PKK’yı kurup, sevk ve idare etmek suretiyle, devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmağa matuf bir fiili işlediğinden bahisle TCK’nun 125. maddesine göre cezalandırılması istemiyle yargılanan Abdullah Öcalan, açılan kamu davası sonucu, ilk önce mahkeme esasının 1997/161 sırasına kaydedilmişken, daha sonra verilen tefrik kararlarıyla önce 1998/71 numarasını almış, en sonunda da 1999/2 1 Esas numarasına almıştır.
Bu durum da Abdullah Öcalan’ın PKK terör örgütünü 1995’li yıllarda kurmuş olduğu anlaşılmaktadır.
PKK (Türkçe telaffuz: /pe-ka-ka-/ veya /pe-ce-ce-/) veya tam adıyla Partiya Karkerên Kurdistanê (Türkçe: Kürdistan İşçi Partisi), Türkiye’nin doğu ve güneydoğusu, Irak’ın kuzeyi, Suriye’nin kuzeydoğusu ve İran’ın kuzeybatısını kapsayan bölgede özyönetim kurmayı amaçlayan ve bu amaçla söz konusu topraklara sahip olabilmek için, askerî hedeflere, köy korucularına ve sivillere karşı saldırılar düzenleyen yasa dışı ayrılıkçı bir silahlı örgüttür.
PKK ve HPG ile silahlı faaliyetler yürütür.
Günümüzde tümüyle askeri yasak bölge statüsünde olan İmralı Adası’ndaki F Tipi Kapalı Cezaevi’nin iç güvenliği Adalet Bakanlığı, dış güvenliği Jandarma Genel Komutanlığı, deniz güvenliği de Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından sağlamaktadır.
Bütün bunların yanı sıra, doğu ve güney doğu Anadolu’muzda kurulmuş olan bu terör örgütlerinin, kuruluş nedenlerinin de araştırılması gerekir. Yurdumuzun bu bölgelerinde, batıya nazaran yaşama şartları çok daha geridedir. Öncelikle, eğitimsizlik, geçinebilmek için iş bulma imkanlarının olmaması, yatırım yapılmadığı için fabrikaların olmaması, bölge halkının huzursuzluğunun temelidir.
Günümüzde, bu bölgelerimizde OHAL uygulaması devam etmektedir. OHAL, “olağan üstü hal” demektir. Emniyet güçlerimiz bu bölgelerimizde, istedikleri zaman ve saatte ister konut ister iş yeri olsun, her yere izinsiz ve istedikleri saatlerde girmeye yetkilidirler. Hayvanlarının otlanması için, toplu halde nakil edilmeleri için de halkımız, emniyet güçlerinden izin almak zorundadırlar.
Öncelikle, devletimizin ilk hedefinin, PKK ve diğer terör örgütlerinin kuruluş nedenlerini inceleyerek, bu bölge insanının da huzurlarına kavuşmalarını sağlamak olmalıdır.

