Sevgili Milaslılar, değerli okuyucular. Cumhuriyet rejimi bir milletin kendi seçtiği milletvekilleri ile kendini idare ettiği rejimin adıdır. Bir başka ifadeyle Cumhuriyet, milletin egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet şeklinin adıdır. Lozan anlaşmasıyla Türk devletinin bağımsızlığı kabul edilmiş, 6 Ekim 1923’te Türk ordusunun İstanbul’a girmesiyle Türk vatanının bütünlüğü gerçekleşmiş.
Türkiye, 28 Ekim 1923 günü TBMM’de tarihi toplantısını yapmış, ‘Yaşasın Cumhuriyet’ sesleri arasında gece saat 20.30’da Cumhuriyet ilan edilmiş O anda Meclis Başkanı İsmet İnönü genel kurula, yapılan seçimde cumhurbaşkanlığına Ankara milletvekili Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin oy birliği ile seçildiğini bildirmiş.
Bunun üzerine Mustafa kemal Atatürk kürsüye gelerek tevazu dolu şu konuşmayı yapmış: “Saygıdeğer arkadaşlar, önemli ve dünya ölçüsünde olağanüstü olaylar yaşadık. Ben arkadaşınızı şimdi Cumhurbaşkanı unvanı ve görevini verdiniz. Bu göreve layık olmak için daima saygıdeğer siz arkadaşlarımın ellerine çok içten ve sıkı bir şekilde yapışarak sizlerin şahsınızdan kendimi bir an bile ayrı görmeyerek çalışacağım. Milletin sevgisini daima dayanma noktası kabul ederek hep beraber ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve muzaffer olacaktır.” demiş.
Değerli okuyucular. Cumhuriyet fazilettir. Onun kıymetini bilmek ve onu korumak için bilgi, sebat ve azimle çalışarak başarılara yeni başarılar eklemek gerekir. Bu nedenle birbirini anlayan, zeki, çalışkan, üretken, dürüst insanlar olmalıyız.
George Washington, ‘Cumhuriyet, özgürlüğü sevenlere, onu koruyanlara yaraşır’ diyor.
Montesquieu, ’Cumhuriyet erdemli insanların rejimidir’ diyor.
AMERİKALI BİR ÇOCUKLA ATATÜRK’ÜN MEKTUPLAŞMASI
Amerikalı Curtis La France 10 yaşındayken Saturday Evening Gazetesi’nde yayınlanan Türk Lider Mustafa Kemal hakkında yazıyı okuduğunda çok etkilenmiş. 21 Ekim 1923’te Atatürk’e bir mektup göndermiş. Mektup şöyle yazılmış: “Gazi Mustafa Kemal Paşa. Angara, Türkiye. Sayın efendim. Ben 10 yaşında Amerikalı bir çocuğum. Türkiye ve yeni hükümetine büyük ilgi duyuyorum. Siz ve Bayan Kemal(Eşi) hakkında birçok yazı ve resim topladım. Lütfen ben Amerikalı çocuğa bir küçük not ve imzalı fotoğrafınızı gönderin. Bir gün Türkiye’yi görebileceğimi ümit ediyorum. Saygılarımla.” Diyor.
Mustafa Kemal ise onca meşguliyetine rağmen mektubu önemsedi ve cevap yazdı. La France, 15 gün sonra Atatürk’ten Osmanlı Türkçesi ile daktilo edilmiş tercümesiyle fotoğrafının olduğu kişisel bir cevap aldı. Cevap şöyle: Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alaka ve temenniyatınıza teşekkür ederim. Arzunuz vechile bir adet fotoğrafımı gönderiyorum. Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegane tavsiyem Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazarile bakmayın. Kanıtlarını mutlaka ilmi ve esaslı tetkikata istinat ettir meye bilhassa affı ehemmiyet eylemelidir. Hayatta naili muvafakiyet ve saadet olmanızı temenni ederim. Türkiye Cumhuriyeti Reisi Cumhuru Mustafa Kemal.”
“BÖYLE BİR MİLLET YENİLMEZ”
Amerikalı Gazeteci Lavrence Shaw Moore, 1921 Ağustos ayında Ankara’ya geldi. Bu arada kahraman Türk askerlerinin bir geçit resmini izledi. Bu kahramanlar silahları, giysileri ve ayakkabıları çok mükemmel olmadığı halde çelik gibi bir inançla geçit resmi yapıyorlardı. Bu coşkulu durumu gören Amerikalı gazeteci, böyle bir millet yenilmez demişti.
Bugün çok şükür ki, askerlerimizin her türlü ihtiyacı mükemmel ve birçok silah, araç, gereç ülkemizde üretilebilir durumdadır. Atatürk, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözünü bu durumu o günlerden görerek söylemiş.
Allah ülkemizi, ordumuzu, yurdumuzu ebediyete kadar huzurlu, mutlu, başarılı etsin. Cumhuriyet Bayramımız tüm milletimize kutlu olsun.

