Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ATATÜRK DÜŞMANLIĞI – 1

ATATÜRK DÜŞMANLIĞI – 1

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

80 darbesi sonrası cuntanın ve yeni gelen hükümetlerin meşruiyet kasmak için Atatürk’ün ismini ve sembollerinin içini boşaltarak sadece dogmatik bir laf haline getirmesine reaksiyon olarak ortaya çıkanlar. Bu Atatürk düşmanlığından daha çok, Atatürkçü olduğunu iddia edenlere karşı bir düşmanlık…

İnkılaplar sonrası gücünü, pozisyonunu veya malvarlığını kaybetmiş genellikle dinci tarikatların ve dini liderlerin, jenerasyonlar boyunca aile ve tahrikat içinde besledikleri kin ve nefretten dolayı Atatürk’ e düşman olanlar da bulunmaktadırlar.

Bunların düşmanlığı başta çıkarları ve bencillikleri dolayısıyla olsa da zamanla aile veya tahrikat içinde üzerine ekledikleri başka başka sebepler ve çocuklarına aşıladıkları yalanlar ile daha da kalıplaşmıştır. 80 darbesi sonrası dini yasaklamaları da kendi inançlarının bir kanıtı olarak gördükleri için bu dönemden sonra çok daha bariz ve açık olmaya başladılar.

Diğer taraftan, siyasal İslam’ın başa gelmesi ile, halkı bölerek iktidarda kalmaya çalışan AKP’nin iftira ve yalan propagandası ile kendi kesiminin beynini yıkaması ve “karşı” kesimi düşmanlaştırarak kutuplaştırması sayesine oluşmuş bir kesim mevcuttur. Bu kesim, havuz medyası baloncuğundan çıkamadığından dolayı devamlı bu propagandaya maruz kalarak daha da büyüyor ve ikinci kesimin çıkarları ve düşmanlığı için asker oluyorlar.

Çakma Atatürkçülerin planlı bir şekilde insanların gözünde Atatürk’ü olduğundan farklı göstermeye çalışması, kendi menfaatleri için yapıyorlar bunu.

Atatürk, düşmanı en iyi tanıyan bir dâhi stratejist asker olduğu için girdiği her mücadeleyi zafer ve başarı ile sonlandırmıştır. Kur’an’da “düşmanı tanımak” İslam’ın şartlarından bir ilke konumunda farz olan bir ibadettir.

Her 10 Kasım’da “Atatürk’ü anmak ve O’nu eserleriyle tanımak ve anlamak” milletimiz için insani, vicdani, medeni bir görev olduğu kadar aynı zamanda, dâhi Atatürk’ün dehâ çapında yaptıklarına sadakatin, şükrün de karşılığı şeklinde günümüzde ulusal bir sorumluluğun da olmasını gerektiriyor.

Hakkında birçok dilde on beş bin civarında eser yazılan, dünyanın hakşinas birçok devlet, düşünce, hukuk, ekonomi, tarih vb. dallardaki uzman insanlar, Atatürk’ün gerçekleştirdikleri hakkında çok yönlü takdir ifade eden açıklamalarda bulunmuş olmalarına rağmen, O’nun hakkında layık olmadığı halde aşırı bir düşmanlığın olduğu da bir gerçek…

Esasen yirminci yüzyılı “TÜRK YÜZYILI” yapan ATATÜRK’ÜN yaptıklarını, Batı’nın iki yüzyılda o düzeyde gerçekleştiremediği de bilinmektedir. O, sadece Türk Milleti için değil, bölge ülkeleri ve tüm insanlık için “Yurtta Barış Dünyada Barışı”, kalkınmada ekonomik, sosyal, uygarlık modeli oluşturmayı, her şeyden önce çağa uygun “ulus devletler” oluşmasında çığır açmada önder olduğu gibi, birçok konu dikkate alındığında; ayrıca bunları on beş yıl gibi çok kısa bir zamanda yaparak kendisinden sonraki çağlarda uygulanabilir örnekler gerçekleştirmiştir.

O’nun hakkındaki ciddi düşmanlık yirminci yüzyılda İngiltere tarafından yürütülmeye başladığı biliniyor. Batı’nın, Türklük ve İslam’a karşı Haçlı seferleri ile fiilen yürüttüğü ezeli düşmanlığı, Atatürk’ün şu konularda yürüttüğü dik duruşlar hayli arttırmıştır:

Her tür sömürgeciliğe karşı güçlü stratejik askeri dehâ savunuculuğu ile milletin tam bağımsızlığı ve egemenliğini İngiliz egemen emperyalizmi yenilgiye uğratarak sağlaması;

“Allah’la Aldatma”ya karşı gerçek İslam’ı, ana dilde aracısız isteyen herkesin kendisinin anlayacağı şekilde Kur’an’dan Kur’anca anlaması /öğrenmesi çığırını açması Atatürk düşmanlığını ortaya çıkaran noktalardır.

Sömürgeci emperyalizmin Atatürk düşmanlığı aslında Cumhuriyetimizden de eskidir.

Devam edecek…

ATATÜRK DÜŞMANLIĞI – 1
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481