Ören büyük yer.
Hatta Milas’ın en büyük mahallesi.
Peki nesi var?
Denizi, rüzgârı, tersanesi, santrali, zeytini, arısı…
Resmi kayıtlara bakarsanız 2025 verilerine göre 3.704 kişi burada ikamet ediyor.
Ama asıl gerçek, çevre köylerle birlikte 9.000’e ulaşan yerleşik nüfusta saklı.
Yaz gelip turizm çarkları dönmeye başlayınca bu sayı 40.000’e yaklaşıyor.
Küçük bir şehir nüfusu kadar can, bu coğrafyada birlikte nefes alıyor.
Peki,sürekli ikamet eden yerleşik nüfusun ağırlığı kimde? 65 yaş üstü büyüklerimizde.
Yani sağlığın şakaya gelmediği, saniyelerin kıymetli olduğu bir yaş grubunda.
Ama sağlık kısmımız biraz “şiirsel”.
Aile hekimliği var, sağ olsunlar.
Ancak hastalıklarınızın da mesai saatlerine uyması gerekiyor.
Akşam oldu mu?
İş kazası geçirmemeye, denizde boğulmamaya veyahut bir canlının sıkı sokmamasına ve tansiyonunuzun çıkmamasına azami özen gösterin.
Çünkü 9 bin yerleşik,40 bine yaklaşık mevsimlik canın sorumluluğu; sistemde “acil” değil, “ulaşım problemi” olarak görülüyor.
İnsanlar hastane için, sağlıklı yaşamak için Milas merkeze gidiyor.
Kimse Ören’i terk etmiyor, aslında sağlık güvencesi olmadığı için mecbur bırakılıyor.
İşin eğitim ve gelecek tarafı ise daha yaratıcı bir mağduriyet sunuyor.
Sorunları yerinde çözmek yerine, insanları taşımayı tercih ediyoruz.
Yerleşik nüfustaki azınlığın nedeni de burada saklı: Eğitimi devam eden gençler merkeze taşınmaya mecbur bırakılıyor.
Baba Ören’de, Türkevleri’nde çalışır, çocuk büyür.
Eğitim ihtiyacı doğar ve aile der ki: “Bu çocuk okumalı.”
Sonra ne olur? Anne çocukla Milas merkeze taşınır.
Baba ya lojmanda kalır ya yollarda.
Aile ikiye bölünür ama istatistikler mutlu: “Yerinde istihdam sağlandı!”
Oysa bir de işin “nitelikli eleman” tarafı var.
Ören’de büyüyen çocuk zeytini kitaptan öğrenmez, dalından bilir.
Tersanede, santralde çalışacak genç, o tozu yutarak büyümüştür; bölgede yaşayan çocuk bir sıfır önde başlar.
Ama biz bu çocukları alıp başka yerlere gönderiyoruz, sonra dışarıdan eleman arıyoruz.
Kendi yerel kaynağını yerinde kullanamayan sisteme planlama denmez, olsa olsa “alışkanlık” denir.
Velhasılı kelam…
Milas halkı bunu yıllardır söylüyor.
Ören’e; içinde 24 saat kesintisiz hizmet verecek donanımlı acil servisi barındıran bir sağlık merkezi yazın 40 bine varan nüfusu yola revan etmez. Üstelik Milas Devlet Hastanesini de rahatlatır.
Ve bu coğrafyanın çocuklarını yerinde yetiştirecek Çok Programlı Bir Anadolu Lisesi…
Bu bir temenni değil, bir zarurettir.
Ayrıca bu kaynağı oluşturmak, devlete bu yönde destek olmakta bölgeden kazanan işverenlerin Ören’e ve devlete borcudur.
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara sesleniyoruz:
Nüfus artıyor, ihtiyaç büyüyor, insan hayatı ise ertelemeye gelmiyor.
Bazı eksikler için zamanı beklenebilir ama sağlık ve eğitim yatırımı beklemez.
Çünkü bekledikçe krize dönüşür.
Haydi selametle…

