Trafikte her gün aynı manzaraya uyanıyoruz. Bir köşe başında radar, diğerinde uygulama noktası… Cezalar artıyor, denetimler sıklaşıyor. Ama insanın aklına ister istemez şu soru geliyor;
Sorun gerçekten sadece sürücü mü?
Tam gaz trafik cezası kesme peşinde olacağınıza; araç sürüşüne uygun yollar yapın.
Bozuk yolları onarın. Trafik levha sayısını artırın. Yeni yollar açın. Kavşakları sürüşe uygun hale getirin. Trafik lambalarını kullanışlı yapın…
Çünkü mesele sadece kural koymak değil, o kuralların uygulanabileceği bir zemin hazırlamaktır.
YOL BOZUKSA, SUÇ SÜRÜCÜDE Mİ?
Türkiye’nin birçok şehrinde, özellikle gelişmekte olan bölgelerde yollar adeta sabır testi. Çukurlar, yamalar, ani daralan şeritler… Sürücü dikkatini yola mı versin, aracını korumaya mı?
Geçtiğimiz aylarda Ege’de bir ilçede yaşanan olay bunun en net örneklerinden biri; Sürücü, aniden karşısına çıkan derin çukurdan kaçmak isterken şerit ihlali yaptı ve ceza yedi.
Peki soralım; Asıl ihlal kimindi?
Bir başka örnek; yağmur sonrası göle dönen yollar. Görüş sıfıra düşüyor, çizgiler kayboluyor. Ama hız sınırı hala aynı. Radar ise görev başında.
LEVHA YOKSA, KURAL NASIL BİLİNSİN?
Misal hala Bodrum Milas yolunda Milas’ı İzmir’e bağlayan Söke yolunda yeterince yol aydınlatmasının yokluğu yetmiyormuş gibi yollar köstebek yuvası gibi…
Bazı bölgelerde hız sınırı tabelası yok ya da görünmez halde. Ağaç dalları kapatmış, güneşten solmuş ya da hiç konulmamış.
Sonra ne oluyor?
Sürücü “bilmeden” ihlal ediyor ve cezayla karşılaşıyor.
Bu noktada devletin görevi sadece ceza kesmek değil, vatandaşa doğru bilgiyi net şekilde sunmaktır.
Levhasız yolda kesilen ceza, adalet duygusunu zedeler.
KAVŞAKLAR TUZAK GİBİ OLURSA…
Plansız yapılan kavşaklar, ani dönüşler, kısa mesafede üç farklı yönlendirme… Sürücü refleksle karar veriyor. Hata payı artıyor.
Bazı kavşaklarda sinyalizasyon öyle bir ayarlanmış ki; yeşil ışık yanıyor ama ilerleyince trafik kilit. Sarı ışık süresi yetersiz, kırmızıya yakalanmak kaçınılmaz.
Sonra? Ceza.
Oysa doğru mühendislik ile bu hataların büyük kısmı ortadan kaldırılabilir.
CEZA ARTIYOR, GELİR AYNI KALIYOR
Gelelim en can yakıcı noktaya…
Bugün trafik cezaları, neredeyse asgari ücretin katlarına ulaşmış durumda.
Bir vatandaşın tek bir hatası, aylık gelirinin büyük kısmını götürebiliyor.
Burada çok net bir çelişki var.!!
Devlet bir yandan “vatandaşı destekliyorum” diyor, diğer yandan aynı vatandaşı cezalarla zorluyor.
Haaaa bir de… Asgari ücretin 10 katı cezaları nasıl tahsil etmeyi planlıyorsunuz?
Çatalla verdiğinizi çömçe kaşığıyla geri almayın.!!
AMAÇ CEZA MI, ÇÖZÜM MÜ?
Trafik düzeni elbette şart. Kurallar olmazsa kaos olur. Ama sadece ceza ile düzen sağlanmaz.
Gelişmiş ülkelerde önce altyapı yapılır, sonra denetim gelir.
Bizde ise çoğu zaman denetim var, altyapı eksik.
Oysa olması gereken açık.!!
Önce güvenli yol
Sonra doğru yönlendirme
Ardından adil denetim
Bunlar sağlanmadan kesilen her ceza, vatandaşın gözünde “gelir kapısı” olarak algılanır.
Devletin görevi vatandaşı cezalandırmak değil, korumaktır.
Trafik güvenliği sadece radarlarla değil, sağlam yollarla sağlanır.
Unutmayın;
Adalet, sadece ceza kesmek değil; o cezayı gereksiz kılacak şartları oluşturmaktır…!!

