(Bölüm 2)
İkinci grup, azınlık olsa da parlamentoda güçlü bir muhalefet oluşturdu. Lozan Antlaşması’nın kabulü nedeniyle Meclis’te baş gösteren yoğun tartışmalar üzerine Mustafa Kemal Atatürk, 9 Eylül 1923 tarihinde Dokuz Umde adı verilen siyasi programı ilan etti ve iki gün sonra İçişleri Bakanlığı’na verilen bir dilekçeyle kendine bağlı milletvekillerinden oluşan Halk Fırkası’nı kurdu. Mayıs 1923’te meclis, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Lozan Antlaşması’nın daha güçlü bir meclis tarafından onaylanmasını sağlamak amacıyla yeni seçimler için bir tasarı hazırladı. Halk Fırkası, 1923 seçimlerinden sonra resmi olarak kuruldu. İkinci dönem için görev yapan mecliste Lozan Antlaşması kabul edildi, cumhuriyet ilan edildi ve halifelik kaldırıldı.
Partinin resmî kuruluş tarihi 11 Eylül 1923 olmasına rağmen, partinin kuruluş tarihi daha sonradan partileşme kararının alındığı 9 Eylül 1923 olarak kabul edilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü, 1936
Türkiye’nin siyasi tarihinde, pratikte Cumhuriyet Halk Partisi Jön Türkler ve İttihat ve Terakki’nin devamı olarak değerlendirilmiştir. Partinin kuruluşunun ardından 1924’te, radikal devrimlere karşı çıkan muhalifler, Kâzım Karabekir liderliğinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Said İsyanı’na karışmak ve Atatürk’e suikast planlamakla suçlandı.
Başbakan İnönü, hükûmete olağanüstü yetkiler veren bir yasa sundu ve sıkıyönetim ilan edildi. CHP dışındaki tüm siyasi partiler yasaklandı, devlet onayı olmayan gazetelerin yayımlanması yasaklandı (bu yasak 1930’a kadar sürdü). Türkiye, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulduğu dönem dışında 1946 yılına kadar tek partili rejimde yönetildi.
1923’ten 1946’ya kadar, CHP Türkiye’yi dönüştüren kapsamlı sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki reformlar başlattı. Bu reformlar arasında İsviçre ve İtalyan hukuk ve ceza kanunlarının benimsenmesi, sanayileşmenin hızlandırılması, toprak reformu ve kırsal kalkınma programları, iskân kanunu, laiklik, kadınların seçme ve seçilme hakkı ve Latin harflerine geçilmesini sağlayan Harf Devrimi gibi birçok adım bulunuyordu.
Bu dönemde “ulus” inşaasına öncelik verildi. Bu süreçte milliyetçilik ilkesinin benimsenmesi, Dil Devrimi ve sözdebilimsel teorilerin (Güneş-Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi) ortaya konulmasıyla Türk milliyetçiliği ideolojisi yayıldı.
Partinin 1927’deki ikinci olağan kongresinde, Atatürk, Türk tarihindeki son on yılın belirleyiciliğine bir konuşma yaparak gençlere Cumhuriyet’i koruma çağrısında bulundu. Atatürk, kişi kültünün tarihsel yazımının temelini bu anlatı oluşturduğu öne sürülmüştür. 1930-1939 yılları arasında, CHP ideolojisini netleştirdi ve “Altı Ok” duyuruldu.
Bu dönemde parti tarihsel görüşlerden ayrılarak cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik, devrimcilik, halkçılık ve devletçilik ilkelerini benimsedi.
CHP (O zamanki kısaltmasıyla “CHF”) 1930’lar boyunca Halk Kürsüsü gibi birçok *ulus* inşaası projesini gerçekleştirmiştir.
Partinin 4. Olağan Kurultayı sırasında Büyük Millet Meclisi bahçesindeki Altı Ok heykeli, 29 Mayıs 1935 tarihinde toplanan 4. Olağan Kurultayı’da partinin adı, Dil Devrimi doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildi.
18 Haziran 1936 tarihinde yayımlanan bir genelgeyle bütün illerde parti il başkanlığı valilikle birleştirildi. İçişleri bakanı, parti genel sekreterliği sıfatını üstlendi. 5 Şubat 1937 tarihinde yapılan anayasa değişikliğiyle, CHP’nin “Altı Ok”u Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na resmen dâhil edildi.
Büyük Buhran’ın başlamasıyla birlikte, parti, Başbakan İnönü ve Maliye Bakanı Celal Bayar tarafından savunulan devletçi ve liberal fraksiyonlara ayrıldı. Atatürk genellikle İsmet İnönü’nün politikalarını destekledi. Türkiye’nin erken dönemde ekonomik gelişimi büyük ölçüde devlet girişimleriyle sağlandı.
Atatürk’ün ölümünden bir gün sonra, İsmet İnönü ikinci cumhurbaşkanı seçildi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin liderliğini üstlendi.
İnönü döneminde, ekonomiye devlet müdahalesi politikası benimsendi ve Köy Enstitüleri gibi kırsal kalkınma girişimleri yapıldı. Hatay Devleti referandum sonucu anavatana katıldı. İnönü, Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’na çekmeye çalışan Müttefik ve Mihver güçlerine rağmen tarafsızlık politikası benimsedi; bu süreçte, silahlı bir güç olarak tarafsızlığı sağlamak için zorunlu askerlik ve kısıtlama önlemleri uygulandı. Savaşın ilerleyen sürecinde, Irkçılık-Turancılık Davası’yla beraber Pan-Türkistler partiden uzaklaştırıldı.
- Dünya Savaşı’nın ardından İnönü, Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlamaya çalıştı. Savaşın sona ermesiyle birlikte, liberal ve devletçi fraksiyonlar arasındaki tartışmalar yeniden ortaya çıktı. Dörtlü Takrir, özellikle Celal Bayar olmak üzere bazı CHP üyelerinin istifasına neden oldu; Bayar daha sonra Demokrat Parti (DP)’yi kurdu.
İnönü, 1946’da çok partili genel seçim düzenleme kararı aldı. CHP 465 sandalyenin 397’sini kazandı. Demokrat Parti’nin muhalefeti ve Amerika Birleşik Devletleri’nin çabalarıyla, parti komünizme karşı bir tavır aldı ve bazı kırsal kalkınma programlarını durdurdu.
1946-1950 yılları arasındaki dönem, İnönü’nün Türkiye’yi Batı ile yakınlaştırdığı bir dönemdir. 1950 yılında gizli oy açık tasnif ilkesiyle seçimler düzenlendi. İnönü, iktidarın barışçıl bir şekilde değiştirilmesine liderlik etti. 1950 seçimlerinden bu yana, parti parlamentodaki salt çoğunluğu kazanamamıştır.
Devam edecek…

