Ahmet Şenol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HALK KÜLTÜRÜMÜZDE ANA

HALK KÜLTÜRÜMÜZDE ANA

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1/4

Sözlüklerde pek çok tanımı ve pek çok anlamı var. Ancak her sözlük birincil anlam olarak insanı doğuran, dünyaya getiren; çok eskiden “ök” dediğimiz, ebediyete uğurladığımızda “öksüz” kaldığımız ve Peygamberimizin “cennet ayaklarının altındadır” dediği yüce varlıkla söze başlıyor. Eskiden şehirli Türkler “ana” yerine Arapça “doğuran” demek olan “valide” sözünü kullanırken; günümüzde daha çok “anne” tercih ediliyor.

Sözlüklerdeki ikinci anlamı kendi cinsinden bir canlının dünyaya gelmesini sağlayan, yani Türkçede civciv, enik, tay, sıpa, köşek, buzağı, kuzu, oğlak dediğimiz bir yavrusu olan bütün dişilerin genel adıdır.  Ana-evlat ilişkisinin çeşitli yönleri anlatılırken söylenen “ana kuzusu”, “kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş”, “sıpalı merkep yığın dağıtır”, “ananın bastığı cücük ölmez”, “kuşa süt nasip olsa anasından olurdu” veya “kurt yavrusu kurt olur” gibi deyim ve atasözlerinin ilham kaynağı hayvanlar âleminin analarıdır.

Türk mitolojisi dünyanın hatta evrenin başlangıcına doğurganlık sembolü bir kadın olan “Ak Ene”yi yerleştirmiştir. Ipıssız bir mekânda, sonsuz bir suyun üzerinde uçan Tanrı Ülgen’e suyun derinliklerinden çıkan Ak Ene “yaptım oldu de; yaptım olmadı deme” diyerek yaratma ilhamını veriyor. “Havva Anamız” hitabından, “Ana Tanrıca Kibele” mitinden veya “Meryem Ana” inanışından başlayarak dünyadaki pek çok yaratıcılık, koruyuculuk ve doğurganlık sembolleri aynı “ana” kaynaktan besleniyor olmalıdır.

Türk kültüründe çocukların, kadınların ve ailenin koruyucusu ve bereketin sembolü “Umay Ana; Peygamberimizin kızı, Hz. Ali’nin eşi ve Hz. Hasan ile Hüseyin’in annesi Hz. Fatma ile bütünleşerek bereketin sembolü “Fadime Ana” olarak yeniden can bulmuştur. Anadolu’da fidanlar dikilirken, tohumlar ekilirken söylenen “benim elim değil, Fadime Anamızın eli” sözünün kökü bir, kaynağı aynıdır. Ayrıca el biçimli nazarlıklara “Fatma Anamızın eli” denir; Dedem Korkut’un iyi kadını tarif ederken “Ayşe Fatma soyundan” diye işaret ettiği de odur.

Kültürümüz erkeklerin hamiliğini “babalık etmek” olarak deyimleştirirken, fakir fukaraya yardım eden merhametli kadınlar için “yoksullar anası” demeyi uygun görmüş; erkekler bu tür hamiyetli, merhametli kadınlara çok genç iseler “bacı” deseler de çoğu zaman “ana” diye hitap etmişlerdir. Efsaneye göre Anadolu adı, savaşa giden askerlere yol üzerinde durup ısrarla tas tas ayran ikram eden böyle bir “ana” ile kurulan “ana tasımız dolu, sağ ol ana dolu” sözlerinden doğmuştur.

(Devam edecek…)

HALK KÜLTÜRÜMÜZDE ANA
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter