Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SEÇİM NASIL OLMALI?

SEÇİM NASIL OLMALI?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Seçimler; serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına dayalı, yargı yönetim ve denetimi altında yapılmalıdır. Demokratik bir seçimde seçmen baskı altında kalmadan oyunu kullanmalı, adaylar devlet kaynaklarına eşit erişim sağlamalı ve sonuçlar şeffaf şekilde yönetilmelidir. Türkiye’de milletvekili seçimleri 5 yılda bir %7 ülke barajlı nispi temsil sistemiyle yapılır.

Demokratik bir seçimin temel İlkeleri, öncelikle seçmenin hiçbir baskı, tehdit veya yasadışı etki olmaksızın özgür iradesiyle oy kullanması gelir. Her vatandaş oy kullanma hakkına sahip olmalı ve her oy eşit sayılmalıdır. Oy verme işlemi gizli, sayım ve döküm işlemleri ise şeffaf ve herkesin gözlemi önünde açık yapılmalıdır.

Seçimlerin güvenliği, anayasal bir kurum olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından yönetilmelidir.

Seçim, partilerin aldığı oy oranı ile meclisteki sandalye sayısının orantılı olmasını sağlamalıdır. Adayların ve partilerin kampanya süreçlerinde eşit şartlarda yarışması (medya, finansman vb.) sağlanmalıdır.

Seçimlerde oy vermek, bir vatandaşın en hayati haklarından ve belki de sesini en etkili şekilde duyurduğu anlardan biridir. Ancak nasıl yönetileceğimizi belirleyecek ve ülkenin geleceğini etkileyecek seçim sistemleri konusunda, çoğu zaman kapsamlı bilgiye sahip değiliz. Oysa halkın iradesinin hangi sistem, formül ya da yöntemle parlamentoya yansıtıldığını, bu işlemin iradesini ne ölçüde temsil edip etmediğini öğrenmesi, kendi tercihleriyle oluşan kurumsal yapıların meşru olup olmadığını bilinmesi açısından önemlidir.

Seçimlerde uygulanan teknik, oylama şekli, sonuçların hesaplanma biçimi seçimlerin sonuçlarında önemli ölçüde belirleyicidir. Seçim sistemleri halkın temsilcilerinin belirlenmesinde kullanılan teknik, ilke ve kurallar bütünüdür.

Bir ülkede seçim sistemi belirlenirken, ilgili ülkede kaç seçim çevresi oluşturulacağı ve her seçim çevresinde meclis sandalyelerinden kaçının bulunacağı, her seçim çevresinden meclise kaç sandalye seçileceği önemlidir. Seçim bölgesi, yasama organına girecek temsilcilerin seçildiği birim olarak tanımlanabilir. Seçim çevresi coğrafi büyüklük ya da idari özelliklerine göre değil, çıkaracağı temsilci ya da milletvekili sayısına göre belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçim çevrelerini belirlerken, buraların mümkün olduğu ölçüde eşit ya da birbirine yakın sayıda milletvekili çıkaracak biçimde tasarlanmasını, ilçelerin mülki bütünlüklerinin, idari teşkilat yapısının bozulmamasını, aynı seçim çevresinde bulunan ilçelerin nüfus, coğrafi yakınlıklarıyla ulaşım koşullarını da göz önünde bulundurmak zorundadır.

Hemşehrilik, cemaat, mezhepsel ilişkilere dayalı adayların seçiminde avantaj sağlandığı görülmektedir. Bu davranışlar seçim donanımın zayıflamasına yol açabilir.      Siyasette bölgesel olarak etnik, dinsel açıdan güçlü partilerin, adayların seçilme şansını arttırdığı için, parlamento içinde kültürel çatışmaların artma potansiyeli yüksek olur. Ayrıca, özellikle kadının statüsünün güçlü olmadığı az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınların güçlü olarak meclise girmeleri daha zordur. Yine, bu sistem özellikle küçük illerde bölgesel gücü olan yerel adayları politik alanda güçlendirdiğinden parti örgütlenmelerini zayıflatabilir.

Özellikle ülke genelinde en güçlü olan parti, belirli seçim çevrelerinde rakibi karşısında daha zayıf olsa bile, iktidar olmanın avantajını kullanarak, o bölgelerde oy avcılığı yaparak seçim kazanma yoluna gidebilir. Bu da güçlü partinin parlamentoda mutlak çoğunluğa sahip olması gibi demokrasi ve temsil açığı yaratabilir.

Ülkemizde mevcut durumda bazı seçim bölgelerinden, mesela İstanbul birinci bölgeden 35 milletvekili çıkıyor. Bu gibi seçim bölgelerini 5-8 temsilci seçilmesine imkân sağlayacak şekilde bölme fikrine dayalı sisteme daraltılmış bölge seçim sistemi deniyor.

Her ne kadar seçim sistemleri literatüründe daraltılmış bölge sistemi şeklinde bir kategori olmasa da bu kavramla bir seçim çevresinde seçilecek milletvekili sayısının azaltılması, aynı zamanda seçim çevresinin coğrafi olarak daraltılması kast ediliyor. Ancak, şimdi olduğu gibi, farklı seçim bölgelerinden büyüklüklerine göre, farklı sayıda temsilci seçilmesi yerine, seçim çevrelerinin temsilci sayısının da eşitlenmesi hedeflendiğinden bir seçim çevresi daralırken, küçük seçim çevrelerinin birleştirilerek genişletilmesi söz konusudur.

Seçim sistemlerinde yönetimde istikrarın temsilde adalete göre önceliklendirilmesi durumunda, oyların ve parlamentoda sandalyelerin parçalanmasını azaltan bir yöntem olduğu için, yönetimde istikrarı sağlamaya daha yatkındır. Partiler seçim çevrelerinde kazanmak için popüler, sosyal gruplarla bağları güçlü adaylarla yarışa girmek zorunda oldukları için, lider hegemonyasını zayıflatıp, partilerin kurumsallaşmasına katkıda bulunabilir. Seçilen temsilcilerin seçmenden gelen talep ve baskı nedeniyle parlamentoda yöresel sorunları daha fazla temsil ettirme zorunluluğu, seçenle seçilen arasındaki bağı kuvvetlendireceği gibi, bölgesel sorunların daha hızlı çözülmesine katlıda bulunabilir. Yöntemin en önemli dezavantajı ise iktidar partisinin seçim çevrelerini kendisinin daha fazla temsilci çıkarmasına yönelik belirlemesi durumunda, özellikle küçük partiler için temsil adaletsizliğine yol açabilir.

Seçimler de en önemli işlemin oy kullananların kimlikleri ile oy kullanımda tekrar oy kullanmasının sağlanılmayacağından emin olunmasıdır. Özellikle yurdumuzda geçici ve göçmen olarak gelen yabancıların oy kullanmalarının önlenilmesi şarttır.

Basit ama geçerli bir sistem olan oy kullanımından sonra parmak boyanması şarttır. Kısaca seçmenlerimiz oylarını sadece bir kez kullanmalıdır.

SEÇİM NASIL OLMALI?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter