Müfit Demirkol

MUTLULUK…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mutluluk; özlemlerin karşılanmasıyla duyulan kıvanç, sevinç ve yaşam doyumu içeren pozitif bir duygusal durumdur. Hem bireysel (içsel huzur) hem de çevresel etmenlerden etkilenen bu hal, sadece anlık bir neşe değil, genel bir iyi oluş halidir.

Mutluluk olgusu kişiye özgü bir ruh hali olarak görülse de bu bireysel iyi oluş hali içinde yaşadığımız toplumsal çevreden tamamen bağımsız değildir.

Bizi sarmalayıp çevreleyen, destekleyen yakın sosyal bir çevreden yoksunsak, ailemiz, komşumuz, yakın dostlarımızı mutsuz eden olaylar yaşanıyorsa, yaşam kalitemizi etkileyen eğitim, sağlık, güvenlik gibi hizmetlerde aksaklıklar varsa bizler ne kadar mutlu olabiliriz, hayattan ne kadar tatmin alabilir, kendimizi ne kadar iyi hissedebiliriz ki?

Nasıl ki işsizlik, hastalık, yoksulluk, intihar, işten hayattan tatmin alamama gibi bireysel görünen sorunların arkasında bir takım toplumsal dinamikler varsa kişinin mutluluk düzeyinin oluşmasında da içinde yaşadığı toplumsal çevrenin ve yapıların güçlü bir etkisi vardır.

Toplumsal fenomenleri inceleyen bir bilim dalı olarak sosyoloji mutluluk olgusuna bugüne kadar neredeyse tamamen kayıtsız kalmıştır. Sosyoloji ders kitaplarında bir iki istisna dışında mutluluk olgusu bir başlık altında incelenmemektedir.

Psikologlar ve iktisatçılar mutluluk üzerine bilimsel eserler üretirken literatürde sosyolojik açıdan mutluluğu inceleyen makalelerin sayısı iki elin parmaklarını yeni yeni geçmektedir. Sosyoloji açısından çizdiğimiz bütün bu kara tabloya karşı dünyada mutluluk üzerine çalışan en önemli bilim insanının yine bir sosyolog olması ise bu disiplin adına mutluluk ve umut verici bir durumdur.

Zengin toplumlar en mutlu toplumlar olmadığı gibi ekonomik refahtan bağımsız olarak yoksul kesimlerin içinde de mutlu bireylerin olması sosyologların kafasını karıştırmaktadır.

Son yıllarda yapılan birçok çalışma ekonomik refahtan öte kaliteli sosyal ilişkilerin olduğu toplumların mutluluk düzeylerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle dünyanın en mutlu toplumları en zengin değil insanlar arası kaliteli, güvene dayalı ilişkilerin olduğu toplumlar olduğunu göstermektedir.

2012 yılından beri her yıl açıklanan Dünya Mutluluk Endeksi’nin ilk sıralarında sürekli ekonomik refahın toplumun tabanına yayıldığı kadar, devlete, topluma ve insanların birbirlerine güvenin en yüksek olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinin olması bir rastlantı değildir.

Finlandiya’nın ilk sırayı aldığı 2020 yılındaki durumu açıklayan raporda mutluluk düzeyinin belirlenmesinde kullanılan altı faktörden dördünün sosyal çevrenin farklı yönleri ile ilgili olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu faktörler, “güvenecek birine sahip olmak, önemli yaşam kararlarını ver-me özgürlüğü, cömertlik ve güven”dir. Raporun dikkat çektiği en önemli konulardan biri ise özellikle eleştirel sosyologların üzerinde çalıştığı eşitsizlik olgusu ile kişinin mutluluğu arasındaki ilişkidir. Rapor iyi bir sosyal çevrenin eşitsizliğin etkilerini azaltacağını bunun da toplumsal mutluluğu artırabileceğini tartışmaktadır.

Mutluluğa giden yol kaliteli bir hayattan geçmektedir. Yaşam kalitesinin ölçümünde kullanılan bireyin maddi yaşam standardı, sağlık hizmetlerine ulaşımı, eğitim olanakları, iş dahil kişisel faaliyetleri, demokratik katılım imkanları, sosyal bağlantıları ve ilişkileri, ekonomik ve fiziksel olarak kendini güvende hissetmesi gibi temel etmenler kuşkusuz sosyologların çalışma konuları içindedir. Sosyologlar bu faktörlerle mutluluk arasındaki ilişkiyi nitel ve nicel araştırma yöntemleri ile tespit edip, toplumsal derinliği olan analizler yapabilme imkanına sahiptirler. Bu nedenle üretim ve tüketim ilişkilerinin bireyleri yalnızlaştırdığı, nesneleştirdiği, sosyal bağların niteliğini zayıflattığı modern toplumda mutluluk sosyolojisine hiç olmadığı kadar ihtiyaç vardır.

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır ve mutluluğu büyük ölçüde sosyal bağlarından etkilenir. Sevgi dolu bir aile, güvenilir arkadaşlıklar ve anlamlı ilişkiler, bireyin mutluluk düzeyini artırır. Yalnızlık, izolasyon ve güvensizlik hissi ise mutluluk üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Başkalarıyla olan ilişkilerde samimiyet ve güven duygusu, mutluluğun sosyal temelini oluşturur.

Milletçe mutlu olmak hayali ile..

MUTLULUK…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481