Mehmet Nergiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SANATIN KARŞI DURUŞUNA BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR

SANATIN KARŞI DURUŞUNA BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sanatını köyden dünyaya taşıyan, çizgileriyle hem düşündüren hem de sarsan bir isim: Aşkın Ayrancıoğlu… 1969 yılında Sinop’un Boyabat ilçesine bağlı Bağlıca köyünde başlayan yaşam yolculuğunu; resim, karikatür ve edebiyatla zenginleştiren Ayrancıoğlu, üretimlerini yalnızca estetik bir arayış olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk alanı olarak görüyor. Yoksulluk, gurbet ve baskı ortamında şekillenen çocukluk ve gençlik yıllarının izlerini sanatına taşıyan usta sanatçı, 1987 yılından bu yana çizginin eleştirel ve dönüştürücü gücünü kullanarak hem ulusal hem de uluslararası alanda önemli başarılara imza attı.

Bugüne kadar kazandığı çok sayıda ödül, yayımlanan kitapları, açtığı sergiler ve katıldığı etkinliklerle sanat dünyasında kendine özgü bir yer edinen Ayrancıoğlu, aynı zamanda uzun yıllardır sürdürdüğü öğretmenlik mesleğiyle de yeni kuşaklara ilham oluyor. “Yılın Öğretmeni” ve “Uluslararası En İyi Mizah Sanatçısı” gibi unvanlarla taçlanan bu üretim yolculuğu, onun sanatla kurduğu güçlü bağın ve inatçı emeğinin bir göstergesi niteliğinde.

Sanatın toplumla olan ilişkisini her fırsatta vurgulayan, eserlerinde insanı, emeği ve adaleti merkeze alan Ayrancıoğlu ile; sanatla ilk tanışmasından üretim motivasyonuna, eserlerinin arka planından günümüz sanat ortamına dair düşüncelerine kadar pek çok konuyu konuştuk. İşte sanatın dönüştürücü gücüne inanan bir çizerin, bir öğretmenin ve bir aydının içten anlatımı…

-Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1969 sonbaharında Boyabat ilçesinin Bağlıca köyünde doğdum. İlkokulu köyde, ortaokul ve liseyi Eskişehir’de parasız yatılı okulda tamamladım.1991 yılında Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Resim Bölümü’nü bitirdim.

1987 yılından bu yana resim, karikatür ve edebiyat alanlarında çalışmalarımı sürdürüyorum.  “Yüzünden Düşen Bin Umut” (2000, Tohum Yayıncılık), “Sanat Yolu” (2005, Tohum Yayıncılık, 2022, 2. Baskı Liman Yayınevi), “Güneşin Sofrasında Söyleşiler” (2023, Liman Yayınevi) ve “Aşkla” (2023, Liman Yayınevi) adlı kitaplarım yayımlandı.

İlk kişisel resim sergimi 1990 yılında; “büyük kentlerden ayrılmayan sanatçıları protesto etmek için Bağlıca köyünde açtım. Türkiye’nin birçok yerinde karma ve kişisel karikatür sergileri, söyleşiler ve çocuklarla karikatür atölye çalışmaları yaptım.

Karikatüre 1987 Abdi İpekçi karikatür yarışmasına katılarak başladım ve bugüne kadar çoğu uluslararası 140 ödül kazandım.  Ayrıca yurtiçi ve yurtdışında yüzlerce eserim albümlerde, gazete ve dergilerde yayımlandı.

1991 yılından bu yana estetik, sanat, felsefe, aşk vb. konularda yazdığım toplumcu duyarlıklı yazılarım İnsancıl, Mum, Tavır, Atılım, Uzun Yürüyüş, Güney, Sanat ve Hayat, İnat, Şarlo, Sancı vb. dergi ve gazetelerde yayımlandı. Halen çeşitli kültür-sanat-edebiyat dergilerinde çizmekteyim.

Pek çok ulusal ve uluslararası karikatür yarışmasında jüri üyeliği yaptım. 1992 yılından bu yana eğitim emekçisiyim… Halen Sinop-Boyabat’ta “Görsel Sanatlar” öğretmeni olarak emek vermekte ve geleceğin karikatürist ve ressamlarını yetiştirmekteyim. Öğrencilerim de içlerinde “Dünya ve Türkiye Birincilikleri”nin bulunduğu yüzlerce ödül kazandılar.

2012 yılında Türkiye’de “Yılın Öğretmeni”, 2017 yılında Çin’de “Uluslararası En İyi Mizah Sanatçısı” seçildim. Son dönemde resim çalışmalarına ağırlık verdim ve eserlerimle çağdaş sanatlar sergilerine katılmaktayım Dağlar Umut adında bir oğlum, Didar Aşkın adında bir kızım var…

-Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?

Sanatsal nitelikte olmasa da köyde okul öncesi dönemde elime geçen kağıtlara, kitap ve duvarlara aşkla çizmeye başladığımı hatırlıyorum… Bu aşk ilkokul, ortaokul ve lisede artarak devam etti ve 1987 yılında sanat eğitimi almaya başlamamla hem resim hem de karikatür alanında sanatsal nitelik kazandı.

-Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi? Bir kırılma anı veya ilham kaynağı var mıydı?

12 Eylül faşizminin yaşanmaya başlandığı günlerde gurbette parasız yatılı olarak okumaya başladım. Babam köyde ilkokul öğretmeniydi ve ben hep bir yoksulluk içinde yaşadım. Baskı ve yoksulluk içinde olmak toplumsal duyarlıklarımı canlı tutmuş olmalı ki kendimi en iyi yansıttığım çizmek eylemi temel üretme biçimine dönüştü. Lisedeki resim öğretmenim Güler Arıöz’ün , “sen bir dâhisin, bu alanda yürümelisin,” diyerek çizmeye dönük aşkımı ikiye katlaması ve beni sanat eğitimi almaya yönlendirmesi bir kırılma anı oldu diyebilirim. Sanat eğitimiyle birlikte toplumcu gerçekçi bir estetik anlayışını benimsedim. Karikatürün toplumcu, gerçekçi, eleştirel, sarsıcı, yıkıcı, yapıcı… mizahi gücü beni ayrıca kendine çekti ve yarışmalar, dergiler, sergiler aracılığıyla üretmeye yoğunlaştım ve bu günlere geldim…

-Bugüne kadar ortaya koyduğunuz eserler içinde sizi en çok yansıtan neler oldu?

Sadece çizdiklerim değil yazdıklarım da dahil, bütün eserlerimde benden yansımalar vardır. Bazılarında öfkelerim, kızgınlıklarım… bazılarında umutlarım, özlemlerim… bazılarında aşkım, mutluluklarım… hüzünlerim, çatışmalarım… İnsana, topluma, gelecek güzel günlere dair duygu ve düşüncelerle o kadar doluyum ki tek bir esere sığdıramam onları.

– Eserlerinizde Milas’tan, Ege’den veya yöresel unsurlardan izler bulunuyor mu?  ve varsa Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Zaman zaman Ege’nin tarihi, turistik, doğaya dair değerlerini işlediğim eserler oldu elbette. Karikatürümüzün önemli ustalarından Turhan Selçuk adına yapılan uluslararası yarışma çok önemli bir işlev içeriyordu. Hem ustamızın adının yaşatılması hem de nitelikli eserlerin Milas’ta sergilenmesi için zaman zaman benim de eserlerimle katıldığım önemli bir yarışmaydı.

– Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim? İmkânlar, ilgi ve çevre açısından değerlendirir misiniz?

Günümüzde emperyalizm ve kapitalizmin vahşi saldırı ve sömürüsü altında yaşarken, sanatın karşı duruşuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Ben de çizdiklerinden dolayı geçmişte yargılanmış ve görevinden uzaklaştırılmış bir sanatçı olarak şunu söyleyebilirim; bedelleri olsa da sanat ve dolayısıyla karikatür emekten, ezilenden, haklıdan… insandan ve insani olandan yana taraflılığını korumalıdır. Ayrıca sanat ve sanatçı yapay zeka kolaycılığına teslim olup yozlaşmadan varlığını, özgün ve yaratıcı yanını da korumalıdır. Çünkü estetik bilinci ve duyarlılığı olmayanların yapay zekayı kullanarak ortaya koyduğu sıradan, hatalı, yozlaşmış, zevksiz,  çirkin şeyler orda burda karşımıza çıkıyor ve insanın estetik bilinç ve duyarlılığını eksiltiyor. Bu dijital çağda çoğunluğun ilgisi kolaycı, içi boş, tüketilip atılan şeylere yönelmiş olsa da insanlığı kurtaracak olan değerlerden biri de sanat olacaktır…

– Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?

Sanatçı eserleriyle toplumun gözü, kulağı, başkaldıran sesi olmalıdır. Toplumun içinden ama toplumun ilerisinden seslenen sanatçı gerçekçi eserleriyle sorunları, çarpıklıkları, haksızlıkları, adaletsizlikleri, sömürüyü, acıları gösterirken aynı zamanda umudu da canlı tutmalıdır. Estetik bilinç ve duyarlılıktan uzak bırakılmış toplumun sanatın insan için olmazsa olmaz bir değer olduğunu kavraması gerekiyor. Bu da eğitimle mümkün olabilir ancak. Günümüzde resim, müzik gibi sanat derslerini gereksiz görüp, hatta fırsat buldukça bunları yasaklayıp yerine matematik, fen, sosyal, Türkçe gibi önemli gördükleri dersleri dayatan cahil, ufuksuz, sanat düşmanı öğretmenlerin olduğu günümüzde işimiz epeyce zor. Ama inatla ve dirençle bu cahillikle de mücadele ederek toplumu aydınlatacak, sanatla dünyayı güzelleştireceğiz…

-Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya paylaşmak istediğiniz bir gelişme var mı?

Türkiye ve Romanya’daki çeşitli uluslararası karikatür yarışmalarında jüri üyesiyim. Bunların değerlendirme süreci var. Öğrencilerimle ve bazı karikatürist dostlarımla açacağımız karma sergiler olacak. Ayrıca son dönemde “parçalanmalar” adını verdiğim tarzımla üretmekte olduğum resimlerimin yer alacağı İstanbul ve Antalya’daki çağdaş sanat sergilerine katılacağım…

SANATIN KARŞI DURUŞUNA BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter