Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir süreçtir.
ÇED, belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir süreçtir. Bu süreç, kendi başına bir karar verme süreci değildir; karar verme süreci ile birlikte gelişen ve onu destekleyen bir süreçtir.
ÇED’in temel görevi karar vericilerin daha sağlıklı karar vermelerini sağlamak için, onlara, projelerin çevresel etkilerini göstermektir.
ÇED’in en önemli özelliklerinden birisi ilgili taraflar ve halkın görüşlerinin ve kaygılarının dikkate alınabilmesi için sürece katılım sağlanmasıdır. Projeler, idealden çok optimal çözüme ulaşılacak şekilde, tüm tarafların geri bildirimleriyle birlikte şeffaf bir biçimde gelişmelidir.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar bütünüdür.
11 Ağustos 1983 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 2872 Sayılı Çevre Kanunun 10. maddesi uyarınca; “Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler bir “Çevresel Etki Değerlendirme Raporu” hazırlarlar. Bu raporda çevreye yapılabilecek tüm etkiler göz önünde bulundurularak çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirilebileceği ve bu hususta alınacak önlemler belirtilir.
Çevresel Etki Değerlendirme raporunun, hangi tip projelerde isteneceği, ihtiva edeceği hususlar ve hangi makamca onaylanacağına dair esaslar yönetmelikle belirlenir.
Türkiye’de ilk defa, bir faaliyetin gerçekleşmesinden önce bu faaliyetin yol açabileceği olumsuz etkilerin belirlenmesini ve gerekli önlemlerin alınması yasal bir zemine oturtulmuş ve ilk Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği 07 Şubat 1993 tarih ve 21489 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Daha sonra bu yönetmelik gözden geçirilmiş ve önemli değişiklikler ile 23 Haziran 1997 tarih 23028 sayılı Resmi Gazetede yenilerek yayımlanmıştır. Daha sonra 06 Haziran 2002, 16 Aralık 2003, 17 Ağustos 2008, 03 Ekim 2013 tarihlerinde yeniden yenilenmiş ve 25 Kasım 2014 Tarih ve 29186 sayılı Resmi gazetede yayımlanan ve en son sekli ile yürürlükteki halini almıştır.
Çed raporu devletimiz tarafından, görülen yanlışlıklar veya yapılması için gündeme gelen olaylar yüzünden devamlı değiştirilmiştir.
“Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadan yatırıma başlanan/kurulan faaliyetler, Çevre Kanunu’nun 15. maddesine istinaden ÇED Yönetmeliği (19.maddesinin (a) bendi) gereğince durdurulmakta ve Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin (e) bendi uyarınca idari para cezası uygulanmaktadır.
ÇED Raporunda veya Proje Tanıtım Dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda ise Yönetmeliğin 19.maddesinin (b) bendi gereğince (Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin (e) bendi uyarınca) idari para cezası uygulanmaktadır.
ÇED Yönetmeliği hükümlerine tabi faaliyetlere/projelere verilen “ÇED Olumlu” ya da “ÇED Gerekli Değildir” kararları faaliyete başlanması için gereklidir ancak yeterli değildir. Diğer bir deyişle, ÇED Yönetmeliği kapsamında verilen kararlar nihai izin ve onay niteliği taşımamaktadır.
Bu nedenle, faaliyete başlamak için yürürlükte olan mevzuat uyarınca ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan gerekli izin, onay, görüş ve/veya ruhsatların alınması gerekmektedir.
ÇED neden gereklidir?
Aynı şekilde, halkın katılım süreci sayesinde, ilgili taraflar ve ilgili kamu kurumları arasında güven duygusu oluşturur ve katılımcı doğası sayesinde de ÇED süreci, ülkenin genel demokratik sürecine katkıda bulunur.
Önerilen projeye getirilen çeşitli alternatiflerin incelenmesi, çevresel yararları arttırırken, proje sahibinin maliyetlerini azaltabilecek başka seçenekler de sunabilir.
İyi işleyen bir ÇED sürecinin şeffaf doğası ve çok boyutluluğu sayesinde projenin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek olası sorunlar, tasarım aşamalarında giderilebilir.
Çed uygulanması, bu konu ile ilgili tüm meslek erbaplarının kollektif çalışmaları gerekir. Öncelikle bu uygulamanın yapılacağı bölgenin yaşayanlarının geçim kaynakları incelenmelidir. Çed uygulamalarının yapılacağı yerel bölgelerin, o güne kadar olan verilerinin ve insanlarımızın çabalarının mutlak göz önüne alınması şarttır.
Bu çalışmaları yapan meslek sahiplerinin her birinin yalnızca kendi çalışma alanlarının ÇED ile ilgili tüm ayrıntılarını bilmeleri yeterlidir; ancak, ÇED’in diğer alt konularının ayrıntılarını öğrenmeleri gerekmemekle birlikte, temel ÇED kavramlarını ve çalışmalarını biliyor olmaları gerekir.
Bilimsel ÇED çalışmaları ile elde edilecek sonuçlar bütün bu farklı meslek sahiplerinin ortak ürünü olacaktır. Bu nedenle birbirlerinin yaptıklarını da bütünün parçaları olarak izleyip bilmelidirler. Diğer bir deyişle ÇED’i büyük bir binaya benzettiğimizde, bu binanın planını, her odada nelerin yapılmakta olduğunu genel olarak konuyla ilgili herkes bilmelidir, ama farklı odalarda yapılan farklı işlerin ayrıntılarının yalnızca o odalarda çalışanlar tarafından iyi biliniyor olması, ÇED uygulamalarının iş bölümü esasına dayalı bilimsel bir uygulama alanı olmasının gereğidir.
Çed uygulaması asla, bir kuruluşun, bir şahsın veya devletimizin yetkililerinin, bir kazanç kapısı olmamalıdır.

