Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. RADİKAL EĞİTİM

RADİKAL EĞİTİM

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(Bölüm 1)

Radikal eğitim, günümüz vatandaşlarına neyin doğru neyin yanlış olduğunun öğretilmemesi gerektiğini ileri sürer. Doğru şeyleri tanımlayabilmeleri için ilgili bilgiler aktarılmalıdır. Öğretmenler, öğrencileri kalıpların dışında düşünmeye ve sınıfın dışındaki şeyleri keşfetmeye teşvik etmelidir. Sonuç olarak, öğrenme ve öğretme düzeylerini daha iyi anlayacaklardır.

Otorite temelli liderlik ortadan kaldırılmalıdır. Öğrencilerin katılım ruhu ve özgüven kazanmaları için öz disiplin gibi nitelikler teşvik edilmelidir. Öğrenciler aynı zamanda bir demokrasinin parçasıdır ve eşit haklara sahiptir. Bu nedenle, hepsinin bilgilerini gerçek hayatta uygulama hakkı vardır. Bu şekilde öğrenciler, edindikleri bilgileri gerçek yaşam durumlarında nasıl uygulayacaklarını da anlayacaklardır.

Öğretmenlerin temel amacı, öğrencilere daha iyi bilgi vermek ve verdikleri eğitimin kalitesini artırmak olmalıdır. Bu nedenle sonuçlara takılıp kalmamaları gerekir. Öğrenciler ve öğretmenler arasındaki etkileşimi artırmak için çalışmaya devam etmeliler ki bu da eğitimin kalitesini artıracaktır.

Temel insan hakları arasında sayılan din ve vicdan özgürlüğüne gelince, ailelere, kendi çocuklarına dinini ve inancını öğretme hakkı tanımaktadır.

Çağdaş dünyada, laik ve laik olmayan ülkelerde, bu hakkın kullanımı için çeşitli modeller geliştirilmektedir. Ancak bu hakkın nasıl kullanılacağı konusunda, doğulu ve batılı eğitim ve din eğitimi uzmanları ile teologların önünde cevaplamaları gereken pek çok soru bulunmaktadır: Aileler bu hakkı, nasıl kullanacaktır?

Verilmesi düşünülen din dersleri, devletin resmi okullarında mı verilmeli yoksa mensubu bulunduğu Mezhep ya da Cemaatin açtığı özel okullarda mı verilmelidir?

Özel okullarda veya devlet okullarında verilecekse devletin bu dersleri kontrol etme hakkı var mıdır? Varsa ne kadar ve hangi ölçüde kontrol edecektir? Bu derslerden devlet mi yoksa Cemaatler mi sorumlu olacaktır? Bu dersi devlet verdiği takdirde, aileler verilen derslerin içeriğini beğenmezse, çocuğunun bu dersi özel okullarda veya okul dışında bir mekanda almasına izin ve imkan tanınacak mıdır? Devletin bu eğitime hiç karışmaması veya kontrol etmemesi mümkün müdür? Kontrol ettiği takdirde bu dine bir müdahale sayılır mı? Toplumun istikrarı açısından ve milli kimliğin oluşturulması bakımından bu derslerin önemi nedir? Bu ders, din dersi mi yoksa din bilgisi formatı içerisinde mi verilecektir? Bu ders, din eğitimi mi yoksa din öğretimi mi olacaktır? Dersin programı hazırlanırken Mezhep merkezli/ Din merkezli veya Mezhepler üstü ya da dinler arası bir yaklaşım mı benimsenecektir?

Devlet okullarında laik bir eğitim sisteminde, doktrin/mezhep merkezli din dersi mümkün müdür? Eğer mümkünse belli mezhebe mensup öğrenciler, farklı sınıflarda bu dersi almaları gerekmez mi? Ayrı sınıflarda verildiği takdirde, toplum için din birleştirici olmaktan çıkıp, ayrıştırıcı ya da parçalayıcı bir unsur haline gelmez mi?

Türkiye’de din eğitim ve öğretiminin okullarda verilmesi söz konusu olduğunda, bu dersin kimin sorumluluğu altında verileceği veya hangi okullarda verileceği konusunda ilk bakışta şu seçeneklerle karşı karşıyayız:

  1. a) Din Eğitim ve Öğretimi Mezheplerin veya Cemaatlerin özel okullarında verilebilir. Bu durumda din eğitiminin içeriğinden dini mezhep ve cemaatler sorumludur. Her mezhep ve dini oluşum, kendi özel okullarında veya diğer kurumlarında, kendi metinleri üzerinden kendi mensuplarına kendi din anlayışlarını öğretir.

Devlet bu programların pedagojik yönden iyi hazırlanıp hazırlanmadığı, verilen içeriğin devletin eğitim felsefesine ve amaçlarına uygunluğu, toplumsal barışa katkısı açısından denetlemelidir. Bu durumda doktriner veya mezhep merkezli din eğitiminden söz edilebilir. Örneğin Sünni-İslam Din Dersi, Şii-İslam Din Dersi, Hanefi-İslam Din Dersi, Şafii-İslam Din Dersi, Alevi-İslam Din Dersi ve Mevlevi-İslam Din Dersi. Türkiye’de mezheplere ve dini cemaatlere ait özel okullar olmadığı ve kendilerine ait özel kurumlar olmadığı sürece, bu seçeneğin bugün için uygulama alanı yoktur.

  1. b) Din Eğitim ve Öğretimi, resmi okullarda verilir. Din kültürü ve ahlaki değerler, hiçbir mezhep ve doktrine bağlı kalmaksızın mezhepler üstü veya birleştirici bir yaklaşımla devlet okullarında öğretilir. Bunun adı mezhepler üstü veya Birleştirici din öğretimidir. İslam’da dini temsil makamı olmadığından ve din eğitiminin mezhep ve cemaatlere bırakıldığı takdirde ideolojik eğitime dönüşmesi ihtimali karşısında, dini grup ve cemaatlere eşit uzaklıkta durması gereken laik devlet, din konusunda vatandaşları doğru bilgilendirmeyi bir kamu hizmeti olarak üslenir ve resmi okullarda bu ihtiyacı karşılamaya çalışır. Bu durumda, en önemli sorun mezhepler ve farklı anlayışların ne şekilde öğretime konu edilebileceğidir. Laik devlet, mezheplerle ilgili bilgilendirmeyi kendi okullarında yapar; herhangi bir mezhebin itikadi ve ibadetlerinin öğretilmesini ise, çocukların ailelerine bırakabilir.
  2. c) Her dini topluluk, kendi mezhep ve din anlayışını resmi eğitim sistemi müfredatı içerisinde kendisi verir. Bu da birinci seçenek gibi mezhebî veya mezhep merkezli din eğitimidir. Bu durumda, laik sistemde farklı mezhep ve anlayışların eğitimi olup olamayacağı gündeme gelir. Aslında bütün sorun genel din dersi mi yoksa Cemaatin din dersi mi konusunda düğümlenmektedir.

Devam edecek…

RADİKAL EĞİTİM
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481