Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. DENİZCİLİK

DENİZCİLİK

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarih boyunca Türkler, yalnızca karada değil, denizlerde de iz bırakan bir millet olmuşlardır. Orta Asya bozkırlarından başlayan yolculuk, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Akdeniz, Karadeniz ve Hint Okyanusu’na kadar uzanan bir denizcilik geleneğine çevrilmiştir.

Türkler üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu topraklarına yerleşmeye başladıkları andan itibaren, denize yönelme ihtiyacı duymuşlar ve Türk denizciliğinin gelişim süreci başlamıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa, Turgut Reis ve Pirî Reis gibi büyük denizcilerle adlarını tarih kitaplarına altın harflerle yazdırmışlardır.

Denizcilik Türkler için sadece savaş meydanı değil; aynı zamanda ticaret, keşif ve bilgi paylaşımının da anahtarı olmuştur. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde, donanmalar sadece düşmanla çarpışmak için değil, liman liman dolaşarak kültür ve medeniyet taşımak için de yelken açmıştır. Cezayir’den Basra’ya, Adriyatik’ten Hint Okyanusu’na kadar uzanan deniz hattında Türk bayrağı dalgalanmış; denizciler, gittikleri yerlerde yalnızca kılıç değil, düzen ve hukuk da götürmüştür.

Türk denizcilik mirasının mihenk taşlarından biri olan Pirî Reis’in haritası, yalnızca Osmanlı’nın değil, tüm insanlık tarihinin en önemli denizcilik belgelerindendir. O harita, çağının çok ötesinde bir bilgi birikiminin, gözlemin ve stratejik zekânın ürünüdür. Bu miras, sadece geçmişe ait bir övünç değil, aynı zamanda bugünkü Türkiye’nin Mavi Vatan anlayışının da temelidir.

Türklerde denizcilik, Osmanlı imparatorluğu ile doruklara çıkmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nu üç kıtaya egemen olmaya yönelten nedenlerden birisinin de deniz ticaret yollarına hakim olmak düşüncesi olduğu ve bu uğurda askeri denizciliğin yanı sıra sivil denizciliğe de büyük önem verildiği bilinmektedir.

Karadeniz’de, Akdeniz’de, Kızıldeniz’de, Hint Okyanusu’nda ve Tuna boylarındaki denizcilik faaliyetleri Osmanlıların denizciliğe verdiği önemin göstergeleridir. Bu doğrultuda, Osmanlı İmparatorluğu özellikle batıya çıkışta bir ticaret kapısı konumunda olan liman faaliyetlerine ayrı bir önem vermiştir. Limanlar Antik Çağdan günümüze kadar ticaret yapmak amacıyla korunmuş ve sayıları arttırılmaya çalışılmıştır.

Denizcilik ve liman faaliyetleri, bünyesinde maddi ve manevi çeşitli güç ve kuvvetleri bulunduran ve bunların toplam verimini milli güce aktaran karmaşık bir güç sistemidir. Denizlerin ve özellikle limanların, bir devletin siyasi, iktisadi ve askeri açıdan birinci savunma hattı olduğu dikkate alındığında bu hattın kontrolünün devri, devletin bağımsızlığının devri niteliğindedir. Bunun olmaması için eldeki kaynakları en iyi şekilde, devletin gücünü etkileyen her sahada kullanarak denizlerdeki etkinliğimizin arttırılması gerekmektedir.

Türkiye’nin milli menfaatleri günümüzde sınırlarımızın çok daha ilerisine ulaşmıştır. Türkiye, çağdaş bir dünya devleti olmak, artan güvenlik ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere denizlere ve denizciliğe uygun bir devlet stratejisi uygulamak ve buna ilişkin bilinci oluşturmak zorundadır.

İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı’ndan oluşan Türk Boğazları, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle siyasi, askeri ve ekonomik açıdan tarihin her döneminde, özellikle büyük denizci devletlerin ilgi odağı olmuştur. Türk Boğazları dünya politikasındaki bazı dengelerin belirlenmesi, sürdürülmesi ve işletilmesi bakımından da belirleyici rol oynamıştır. İstanbul’un 1453 yılında fethinden sonra, Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altına giren boğazlar, 1453–1809 yılları arasında yabancı ticaret ve savaş gemilerine kapalı tutulmuştur.

Osmanlı’nın Karadeniz’deki egemenliğini kaybetmeye başlaması ile birlikte, Türk Boğazlarının hukuksal statüsü 1809–1841 döneminde iki taraflı anlaşmalarla, 1841 sonrasında ise çok taraflı anlaşmalarla düzenlenmiştir. Milli Mücadele’nin başarıyla sonuçlanmasının ardından 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi’nde donanma ile ilgili bir husus bulunmadığından donanma ancak 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’ndan sonra 6 Ekim 1923’te İstanbul’un kurtuluşu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin emrine girmiştir. 04 Şubat 1923 günü kesilip 23 Nisan 1923 günü tekrar başlayan Lozan görüşmeleri başarıyla devam ettirilmiştir.

Cumhuriyet dönemi itibariyle de, kültürel şokun tesiri devam etmiştir. Ancak, Cumhuriyet’in başlangıcında Atatürk’ün teşvikleri ile kurumlarımız yeniden düzenlenerek, tekrar denizlere açılma yoluna girilmiştir.

Denizcilik artık küresel boyut kazandığı için, bu alanda yetişen insanların, tarih, uluslararası ilişkiler ile birlikte birkaç yabancı dil bilmesi gerekmektedir.

Türk denizciliğinin gelişmesine büyük önem veren Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı koşullarında ve özellikle savaşı kazandıktan sonra hemen yurt gezilerine yönelmiştir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra ise bu gezilerini, cumhuriyet rejimini yerleştirme, eğitim, sağlık, ekonomi gibi sorunları aşma ile yapılan ve yapılacak olan devrimlerin altyapısını oluşturmaya yönelik olarak yapmıştır.

26 Nisan’da kabul edilip 1 Temmuz 1926 yılında yürürlüğe giren 815 sayılı Kabotaj Kanunu ile; kendi sahillerimizde, kendi kara sularımızda ve kendi limanlarımızda mevcut bütün işleri sadece Türk Bayrağını taşıyan gemiler yapacak, ticaret hakkı yalnızca Türklere ait olacak ve Türk deniz araçlarında kaptanlık, çarkçılık yapma hakkı yalnız Türk vatandaşlarının olacaktır. Genç Cumhuriyette, deniz ticaretinde hızlı bir yapılanma ile, önce gemi sayısında artmalar başlamıştır..

Denizyolu taşımacılığı ülkeleri ve kıtaları birbirine bağlayarak uluslararası ticareti ve ekonomik büyümeyi destekler.

Bütün bunların ışığında yurdumuzun dünya üzerinde ki konumu doğrultusun da, üç tarafı denizler ile çevrili bir ülke olmamız dolayısı ile devletimizin siyasi yapısında değişikliklerin bir an önce yapılarak, yurdumuzda “denizcilik bakanlığı” kurulması şarttır.

DENİZCİLİK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481