Son yıllarda her şeye muhalif olmak; hatta muhalefete bile muhalefet etmek, sanki “eylemci” (Aktivist sözcüğünü sevmiyorum), çevreci, aydın olmanın koşuluymuş gibi algılanıyor, algılatılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla, sap ve saman karıştırılıyor; iyi niyetli çalışmalar karalanabiliyor, nesnel ve tarafsız olmak eleştirilip, alaya alınabiliyor. Yöremizin su ve çevre sorunları bağlamında sosyal medyada yazışmalar üzerinden yapılan tartışmaları ve meseleye ilişkin verileri özetlemeden, son söylediğimi başta yineleyeyim: “Elbette bu konuları çok yönlü ve uzun vadeli irdelemek gerekir. İnsan gereksinimleri ile doğa ve çevrenin korunması çeliştiğinde sıkıntılar, tartışmalar olması mümkündür. Bu bağlamda; akılcı mı, duygusal mı davranmak gerekir?”
HARARETLİ TARTIŞMA VE İTİRAZLAR
Muğla yöresindeki susuzluk sorununa çözüm olabilecek projelere ilişkin bilimsel ve eleştirel bir rapor geçtiğimiz ağustos ayında bana iletilmişti. Ancak, somut adımlar atılmadan bunu habere dönüştürmek istemedim. Geçtiğimiz günlerde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın aşağıdaki açıklaması haber olunca, tartışmalar da başladı.
“Milas ilçemizin Güllük, Boğaziçi, Dörttepe, Kemikler, Kazıklı, Kızılağaç, Gürçamlar, Kıyıkışlacık ve Bozbük Mahalleleri ile Bodrum ilçemizin tüm mahallelerinin içme ve kullanma suyu sıkıntısına çözüm sağlamak amacıyla; MUSKİ tarafından 3 Milyar TL bütçe ayrılarak planlanan “Ekinanbarı Kaynağından İçme ve Kullanma Suyu Temini” (Desalinasyon) projesinin gerçekleşebilmesi için, Muğla Büyükşehir Belediyemizin Mülkiyetindeki 157.312.42 metrekarelik tarım alanın bu çok önemli projede kullanımına yönelik olarak…” diye başlayan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum’a teşekkürle tamamlanan açıklama üzerine Güllük’te yaşayan bazı “Çevreci”lerin itirazları yükseldi.
Örneğin bir yurttaş; “Bunlar iyi güzelde brina ne olacak? Bildiğim kadarıyla 1m3 su üretiminde 1m3 atık (brina) çıkıyor. (DOĞRUSU: BRITA’dır) Bunu Ege denizine kadar borularla mı götürecekler, yoksa Güllük körfezine mi deşarj edilecek. Yıllık 20 milyon m3 brina Güllük’ü küllüğe çevirir. Bodrum’un suyu için Güllük Körfezi kurban ediliyor olmasın…”
Bir başkası: “Bu çok ama çok çok yanlış bir proje. Ekinambarı’na desalinasyon tesisi kuruncaya kadar yapılması gereken, bu yapılanların sonuçlarının takip edilip en son çare olarak bu tesise mecburen başvurmak gerekirdi… Çünkü bu tip tesis, yatırım vs hep geçiçi çözüm. Su yoksunluğuna yol açan nedenleri bulma ve onlara yönelik yapılmayan her çalışma geçicidir. Üstelik giden bir daha asla geri gelmeyecek. Sadece insan odaklı bir bakış açısıyla su varlıklarını yok etmek, daha kolay, daha az maliyetli (BURADA ‘MALİYET’TEN KASTEDİLEN, PARASAL MALİYET İSE, ASLINDA PROJENİN YÜKSEK MALİYETLİ OLDUĞUNU BELİRTELİM.) uygulanabilir ve yaşamla uyumlu başka projelerin gözardı edildiği çok net… Suyumuza ve nefesimize ortak, mahkemece kapatılmalarına karar verilmiş termik santrallerin bir an önce bu mahkeme kararlarına istinaden kapatılması, su bütçemize hemen 14 milyon ton su ekleyecek! Bodrum’da zaten şu an için konuşulan eksiklik bu kadar!! Havza için bir su bütçesi yapılması ve kullanımın/tahsisin bu bütçeyle takibi ve fiyatlandırılması, yağmur suyu hasadı, tarımda vahşi sulamanın önlenmesi, isale hatlarındaki kayıp/kaçakların giderilmesi (MUSKİ kendisi bu kaybın%42 olduğunu söylüyor) önceliklenmeden, bu adımlar atılıp sonuçları değerlendirilmeden her yapılan ‘yatırım’ geri dönüşü olmayan bir kayıp anlamına gelecektir. Suyun müşterek olduğundan hareketle, bu türden metalaştırma/ ticarileştirme projelerini en başta vatandaş olarak bizim reddetmemiz ve yönetmeye talip olanları yanlış işler yaparken uyarmamız gerek.” Demiş.
“RIZA DEVŞİRMEK VE PAZARLAMAK”
Sonra da son dönemde MUSKİ’nin, çok eski ve sürekli sorun yaratan su borularını (isale hatlarını) Muğla genelinde, kısım kısım yeni çelik borularla değiştirildiği açıklamalarını dikkate almadan şöyle devam ediyor: “Bunu konuşup böyle proje haline getirmek için pişirinceye kadar isale hatları yenilenebilirdi, yağmur suyu hasadı için girişimler yapılır şimdiye çoktan o suları kullanmaya başlayabilirdi insanlar… Güllük Dalyanı hassas bir ekosistem. Etrafındaki yapılaşma baskısı, Liman vs. nedeniyle hala restore edilebilecek bir habitatken, ‘Yaw zaten can çekişiyor, suşi muşi vur beline kazmayı iyice ölsün, rehabilitasyon falan uzun iş şimdi’ diyebilecek kadar doğadan koptuk mu? Suşi’nin çevresindeki yaşamı vahşice yok edecek bir projeye alkış tutmanın yanlış olduğunu size nasıl anlatsak? Deniz, su varlıkları sadece insan için mi?.. Su varlıklarının madencilikle, ormansızlaştırmayla, kirletilerek, zehirlenerek, kurutularak yaşamdan koparılmasına ses çıkarmamanın dayanılmaz ağırlığını hissetmiyor olmanıza da gerçekten inanamıyorum.”
Ve ekliyor: “Ama konu sistemden dışarı para çıkarmak olunca hemen rıza da devşiriliyor, sizi bile (YANİ BENİ) ikna etmişler. Anlatmaya neresinden başlasak? Hah rıza devşirilmiş, şimdi iş bunun pazarlanmasında…”
Başka biri de, deniz suyundan kullanma suyu elde edilmesi yönteminin birçok ülkede uzun yıllardır başarıyla yürütüldüğü ve deniz suyunun ‘kurumayacağı’ şeklinde görüş belirtmem üzerine; “Suşi denilen gazoz gibi bir kaynak suyuna kuruluyor bu sistem…Deniz kurumaz ama kaynak suları malesef…Deniz suyu arıtılacak madem, Turgutreis ya da Bodrum’un başka bir köşesi ne güne duruyor?” diye yazmış.
(Oysa, Turgutreis’te yılda 19.902.720 m3 deniz suyu arıtma tesisi kurulumu planlandığı çok uzun zamandır biliniyor. Ayrıca, Ekinanbarı’ndaki Suşi Kaynağı’nı yerinde görmesem de internette yer alan onlarca fotoğraf ve videodan, yerinde gördüğüm “Labranda” kaynağına kıyasla daha gür olduğunu söyleyebilirim. Kaynağın çıktığı yerde yüzüp, yiyip içenler de var. Hatta bunlar genelde alkol alan erkekler olduğundan, kadınların ve ailelerin buraya pek gitmediği de söylendi bana aylar öncesinden.)
Diğer yandan; görüş belirten birini, “Rıza devşirmek ve Pazarlamak” deyimleriyle suçlamak nedir? Bu bir gazeteciye yönelikse, ona yapılabilecek en büyük hakaretlerden biri sayılır. Cahil, bilinçsiz, kalemi satılık, bencil ve yandaş mıyız ki, rızası devşirilmiş, rıza devşiren ve pazarlayan olalım!
ANLAYIŞIMIZ BOL OLSUN!
Bir gazeteci ve yurttaş olarak; insanın kendisinden söz etmesi ve niyetini açıklamaya çalışması ne kadar zor ve yorucu! 2012 senesinden başlayarak Milas ve Güllük’ün çevre ve su sorunları kapsamında; Güllük Körfezi, deniz, çevre ve gürültü kirliliği, Güllük Çöplüğü (Kaldırıldı), kaçak balık atığı işleme tesisisi (Kaldırıldı), Güllük Limanı, Marina (Yat Limanı), Feldspat madenleri (İşlenmesi, depolanması, taşınması konusundaki aksaklıklar) TASK – AKFEN – HZR Su meselesi, Arıtmanın terfi istasyonunda ‘iş cinayeti’ne kurban giden canlar, balık çiftlikleri, Güllük Dalyanı, izinsiz kesilen ağaçlar ve betonlaşma, yol kenarlarına yığılan molozlar, yağmur kanalına bağlanmış kanalizasyonlar, itfaiyenin aracıyla evinin önündeki 9 tonluk şişme havuza doldurtan eski belediye meclis üyesi…hakkında yaptığım pek çok haber bir yana; yazdığım yanıtlara da yer vereyim:
“Güllük’ün HZR SU ‘dan kurtulması, susuzluk sorunun kalıcı çözüme ulaşması gündeme gelmişken, çok bilmişlik ya da cehalet ile buna ket vurulmasına engel olmak gerekir kanımca.
Çok bilmiş ve küçümser yanıtlar, yalnızca yazanların egosunu tatmin eder. Yıllardır hiçbir siyasi hesap ve çıkar gözetmeden bu sorunları haber ve yazılarla gündeme getiren, eylemlere katılan bir gazeteci ve yurttaş olarak aynı tarafta olduğumuzu düşünmekle yanılmışım. Ben nesnel ve çözümden yanayım… Bildiğim halde bilmişlik taslamıyorum…Ayrıca bu tür eylemlerin içerisinde birileri beni takdir etsin diye yer almıyorum; sadece bir insan olarak yararlı olmak, ilkelerime uygun erdemli yaşamak niyetindeyim.
Madem öyle ilgili ve yetkililere hazırladığınız raporları sunun, gerekli girişimlerde bulunun. Karşı tarafa da cevap ve açıklama hakkı tanıyın. Ben de haberini yapayım.”
BİLİMSEL RAPOR NE DİYOR?
Yazımın başında söz ettiğim ve bana geçen ağustos ayında iletilen 7-8 sayfalık raporun ilgili bölümlerinden alıntılar yapma gereği duydum:
“Ekinambarı, Muğla Milas ilçesi Güllük doğusu Alıcıova-Hamzabey Ovası’ndadır. Ova Jeolojik zaman öncesi fay kontrollü oluşmuş çöküntü alanıdır. Daha önce bataklık ve sazlıktan oluşan bir sulak alan iken, DSİ tarafından bataklık ıslahı adı altında ovanın tümünde 20’den fazla kurutma kanalı açılmıştır. Ekinambarı mevkiinde denizle irtibatlı bir kırıktan çıkan tuzlu su kaynağı bulunur. Ovada Bodrum -Milas Havalimanı da yer alır. MUSKİ tarafından yılda 20 milyon metreküp içme suyu sağlayacak tuzlu su arıtma tesisi kurulacağı, ilk etapta günlük 62.266 metreküp su arıtılacağı, tesisin, Bodrum’un tüm su ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede olacağı ve bu projeyle Bodrum’un susuzluk çilesinin sona ereceği’’ belirtilmektedir. Diğer taraftan Turgutreis’te yılda 19.902.720 m3 deniz suyu arıtma tesisi kurulumu planlandığı bilinmektedir. Suudi Arabistan, İsrail, Çin, İspanya, Yunanistan, Avustralya gibi birçok ülkede deniz suyu arıtımı işlemi yapılmaktadır. Şimdiye kadar bölge suyunun tuzluluğu nedeniyle atık ve işletme maliyeti çok yüksek bulunduğundan deniz suyu arıtılması işine girişilmemiştir. Ekinambarı kaynağı denizle irtibatlı olduğundan tuzlu sudur…
Ekinambarı suyu arıtıldıktan sonra içme suyu olarak ‘’İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’’ kriterlerine uygun olacak mı? Arıtılmış sudaki insanlar için gerekli olan, ana ve eser elementlerin varlığı ne oranda olacaktır? Söz konusu projeyle kaynaktan şimdilik yılda 20 milyon metreküp su temin edilebilir. Ancak oluşabilecek herhangi bir deprem sırasında yerkabuğunda yeni kırıklar oluşabilir ve Ekinambarı suyu debisi azalır; su kaybolur ya da başka alanda yüzeye çıkabilir. Dolayısıyla bu kaynağın tektonizmaya bağlı oluşması dikkate alınarak, gelecekte aynı debili boşalımın devam edip edemeyeceği de dikkate alınmalıdır.”
Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji Uzmanı DR. EŞREF ATABEY tarafından hazırlanan “BODRUM’A İÇME SUYU TEMİN İÇİN EKİNAMBARI TUZLU SUYUNU ARITMA TESİSİ KURULMASI VE ÇEVREYE ETKİLERİ başlıklı rapordan alıntılarla devam edelim:
“İLERİYE YÖNELİK BODRUM’A SU TEMİNİ Batı Akdeniz Havzası Su Tahsis Planı ve Eylem Planı 4 Haziran 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla yürürlüğe girmiştir. Karar, havzalar arası ve havza içi su transferlerine izin verdiğinden Bodrum ve Aydın’a Dalaman Çayı’ndan su tahsisi yapılabilmesinin yolu açılmıştır. Bodrum, Ören ve Milas Alt Havzalarından, orta ve uzun vadede Bodrum’un su ihtiyacının karşılanabilmesi için öncelikli olarak; -Bodrum’un nüfus baskısının azaltılması, -Su tasarrufu yapılması, -Kayıp oranının iyileştirilmesi, -Yağmur suyu hasadı, -Sektörlerin ihtiyacı olan suyun ekonomik kullanılması gibi önlemlerin yanı sıra, başta mevcut yer altı ve yer üstü rezervuarlarından kömür santrallerine su tahsisi yerine, yaşam ve su hakkı için insanlara suyun tahsis edilmesi gerekiyor. Bodrum ve Milas’ın tüm derelerine Gökçeler, Bozalan, Gökpınar ve Kayaderesi Barajları planlandığı gibi dört değil, on baraj inşa edilse, Ekinambarı suyu, deniz suyu arıtılsa dahi bu nüfus artışı ve yaz turizmi yoğunluğu nedeniyle uzun vadede tatlı su ihtiyacı karşılanamayacaktır. Bölgenin jeolojik, hidrolojik ve hidrojeolojik yapısı ve geldiğimiz noktada iklimsel şartlar ihtiyacı karşılayacak kadar su rezervi oluşturmasına uygun değildir. Eğer yukarıda sayılan önlemler alınamaz ise, uzun vadede Bodrum’a su temin için tek alternatif kalıyor; o da Dalaman Çayı’ndan su tahsis etmektir… Dalaman Çayı üzerinde baraj sayısıyla bu alanda birinci sırada. Meteorolojik ve hidrolojik kuraklığın etkilediği Dalaman Çayı’nda şimdi de kurulan barajlar sonucunda tarımsal kuraklığa yol açıyor. Gerekli fizibilite çalışmaları yapılarak Dalaman Çayı’ndan Bodrum’a içme suyu temin edilebileceğini, yörede başka kaynakların uzun vadede jeolojik yapı itibariyle yetersiz olduğunu belirtmeliyim.”
SUYUN KULLANIMINDA ÖNCELİK SIRASI
Bodrum nüfusunun öngörülen artış hızına göre, Ekinambarı’ndan temin edilecek 20 milyon metreküp suyla birlikte, Geyik Barajı, Milas’taki kuyular ve diğer kaynaklardan elde edilen mevcut 22 milyon metreküp suyu da hesaba katarak, toplam 42 milyon metreküpün, ancak 2035 yılına kadar, su sorununu çözmüş olacağını öne süren Eşref Atabey, Bodrum için bu projenin kalıcı bir çözüm olmayacağını savunuyor.
Atabey’in raporundaki iki önemli hususa da yer vermekte yarar var:
“Su Tahsisleri Hakkında Yönetmeliğe göre; suyun miktarı, kalitesi, havzanın özelliği, zorunlu ihtiyaçlar ve şartlar başka türlü bir çözüm yolu gerektirmedikçe, su kaynaklarının kullanım amaçlarında aşağıdaki öncelik sırası uygulanır: -İçme ve kullanma suyu ihtiyacı. -Çevresel su ihtiyacı. -Tarımsal sulama ve su ürünleri yetiştiriciliği. -Enerji üretimi ve sınai su ihtiyaçları. -Ticari, turizm, rekreasyon, madencilik, taşıma, ulaşım ile sair su ihtiyaçları. -Su kaynağının yeterli olması halinde, havza planları çerçevesinde kaynağın birden fazla amaçla kullanımına öncelik sırası gözetilerek izin verilebilir…
Raporun sonuç bölümünde; yerüstü barajlarına yeraltı barajlarını seçenek olarak sunan ve savunan Atabey, Ekinambarı ve Turgutreis’teki deniz suyu arıtımı çözümüne de öncelikle yatırım maliyetleri, sonra da çevreye zarar verileceği gerekçesiyle karşı çıkarak şu öneride bulunuyor:
“Dalaman Çayı’ndan Aydın’a su transferi projesinin onaylandığı belirtilmektedir. Öncelik havza içinde susuzluk çeken Bodrum, Milas, Yatağan, Datça, Marmaris, Ula ve Menteşe’nin su ihtiyacının karşılanmasıdır. Uzun vadede Bodrum’a Dalaman Çayı’ndan su tahsisi için önce HES’lerin birkaçı iptal edilmelidir. Dalaman-Ortaca içme ve kullanma suyu ihtiyacı, sektörel ihtiyaçlar (tarım, sanayi, hizmetler, turizm, hayvancılık, madencilik, enerji, balıkçılık gibi), doğal ekolojik dengenin korunması parametreleri gözetilerek, ancak suyun fazlası Dalaman Çayı’ndan alınmak suretiyle havza içi transferiyle Bodrum’a aktarma yapılabilir.”
Ben gazeteci olarak üzerime düşeni yaptım. Bütün bu tartışmalara yanıt olabilecek, kafalardaki kuşku ve olumsuz düşünceleri giderebilecek açıklamaları yapmak da ilgili ve yetkili kişi ve kurumlara düşüyor.
(Vikipedi’den alıntı bilgi notu:
YERALTI BARAJI, kurak ve yarı kurak bölgelerde suların, toprak yüzeyi altında depolayan baraj tipidir. Yeraltı suyunun akım doğrultusu yönünde bir baraj seti yapılarak, suyun akiferde biriktirildiği yapılardır. Yeraltında gözenekli alanlarda, hidrojeolojik ve jeolojik şartların uygun olduğu alanlarda uygulanır. Yeraltı sularını depolamak veya miktarını artırmak için yapılır. Dar vadilerde, sığ ve taneli akiferlerde uygulanır. Bazen doğal akiferlerde uygulanır, bazen de yapay akifer oluşturulur. Depolama alanının yeterli olduğu, beslenme koşulları uygun akiferlerde, geçirimsiz tabakaya kadar uzanan set yapılır, yeraltı suyunun akımı engellenip, birikmesi sağlanır. Biriken su kuyulardan pompa ile veya cazibe ile kullanım alanlarına ulaştırılır. Geçirimsiz set, beton, kil veya sentetik malzemeden yapılabilir.)

