(BÖLÜM 2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü iş birliği ile her bir maden grubunun özelliklerini ve ihtiyaçlarını gözetecek şekilde yeni bir maden kanunu hazırlanması gerektir.
Ormanlar için Orman Genel Müdürlüğü ve meralar için Tarım ve Orman İl Müdürlükleri tarafından maden arama ve işletme izni verilmektedir.
Tarım alanlarında maden arama izni verilebilmesi için ise 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince kamu yararı kararı olması gerekiyor.
Madencilik faaliyetinin kamu yararı olduğu kararı, özel kişilere ait taşınmazların kamulaştırılması için gereklidir. Mevcut şartlarda tarım alanlarında maden arama çalışmalarında kamu yararı kararı alınamadığı için bir kamulaştırma ve maden araması yapılmamaktadır.
Cumhurbaşkanlığı Programı’na göre madencilik faaliyetlerinde izin, ruhsat ve lisans işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesine yönelik altyapı geliştirilmesi ve böylece bürokratik süreçlerin hızlandırılması da hedefleniyor.
Enerji ve sanayi sektörlerinin hammadde ihtiyacını karşılamak üzere daha fazla maden arama faaliyeti yapılacağı ifade edilen programa göre başta linyit olmak üzere jeotermal ve kaya gazı gibi yüksek potansiyeli bulunan yerli kaynaklara yönelik arama, üretim ve Ar-Ge faaliyetleri artırılacak. Hazırlanacak yeni mevzuatla izin süreçlerinin basitleştirilmesi ve yatırımcı üzerindeki idari ve mali yüklerin azaltılması planlanıyor.
Programa göre, hazırlanacak yeni mevzuatla, orman, su, maden, jeotermal, petrol ve doğal gaz gibi tabii kaynak alanlarında izin süreçlerinin tek elden yönetilebilmesi ve bürokratik süreçlerin azaltılması için üst düzeyde kurumsal mekanizma oluşturulacak. Kurulacak üst mekanizmada sorumlu kuruluş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olacak.
Anayasa’nın 169. Maddesi’ne göre “devlet ormanları, kanuna göre devletçe yönetilir ve işletilir” deniliyor. Orman Kanunu’nda ise “Devlet ormanlarına ve Devlet ormanı sayılan yerlere ait her çeşit işler Orman Genel Müdürlüğü’nce yapılır ve yaptırılır” denilmektedir. Planlanan mekanizmanın Orman Genel Müdürlüğü’nden ayrı olarak orman alanlarında yapılacak faaliyetlere izin vereceği için yasalara uymadığı dikkat çekiyor.
Benzer durumun tarım ve mera alanları için de söz konusu olduğu, mevcut durumda tarım, orman, mera alanları ve su kaynaklarını korumakla görevli kurumların bu alanlara madencilik izinlerinin etkilerini kendilerinin değerlendirdiğini ve bazı durumlarda izin vermediği görülmektedir.
Diğer yandan bu mekanizma Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı altında kurulacağı için enerji ve madencilik bakış açısının hakim olacağı ve hemen her talebe onay verileceği tahmin edilmektedir.
Türkiye’nin madenler kadar orman, tarım ve mera alanlarına da ihtiyacı bulunmaktadır. 2012-2022 arasında 110 bin hektar orman alanında madencilik izni verildiği, madencilik yapılan tarım ve orman alanlarıyla ilgili ise bir veri bulunmadığı görülmektedir.
Madencilik faaliyetlerinin, karbon yutak alanları olan orman, tarım ve mera alanlarına zarar verdiği için sera gazı emisyonlarının da arttığı, sadece 2012-2022 arasında madenlerden verilen izinlerle orman alanlarından yıllık 3 milyon ton CO2 eşdeğeri bir emisyon oluşturmaktadır.
Ekilen tarım alanlarının sürekli azaldığı ve iklim değişikliğiyle birlikte kuraklıkların daha sık ve şiddetli yaşandığı ülkemizde su ve gıda güvencesinin sağlanması madencilikten çok daha önemli olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Madenlerin, tarım ve mera alanlarıyla su kaynaklarına zarar vermeden ve tükenebilir kaynaklar oldukları için ülke ihtiyacı kadar çıkarılmasını sağlayacak politikalara ihtiyaç vardır. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı altında kurulacağı için enerji ve madencilik bakış açısının hakim olacağı ve hemen her talebe onay verileceğini tahmin etmek güç olmayacaktır.
Türkiye’nin madenler kadar orman, tarım ve mera alanlarına da ihtiyacı olduğu gerçeğinin bilinmesi gerekir. 2012-2022 arasında 110 bin hektar orman alanında madencilik izni verildiği, madencilik yapılan tarım ve orman alanlarıyla ilgili ise bir veri bulunmadığı ortadadır.
Madencilik faaliyetleri, karbon yutak alanları olan orman, tarım ve mera alanlarına zarar verdiği için sera gazı emisyonlarının da arttığına, sadece 2012-2022 arasında madenlerden verilen izinlerle orman alanlarından yıllık 3 milyon ton CO2 eşdeğeri bir emisyon oluştuğu görülmektedir.
Ekilen tarım alanlarının sürekli azaldığı ve iklim değişikliğiyle birlikte kuraklıkların daha sık ve şiddetli yaşandığı ülkemizde su ve gıda güvencesinin sağlanması madencilikten çok daha önemlidir.
Maden ocaklarında, tarım ve mera alanlarıyla su kaynaklarına zarar vermeden çıkarılmasının ve işçi can güvenliğinin korunması şarttır.

