Terim olarak medeniyet, düşünce tarihi boyunca şehir hayatının sosyal, siyasal, entelektüel, kurumsal, teknik ve ekonomik alanlarda mümkün kıldığı birikim, düzey ve fırsatları ifade eder.
Medeniyet, yazı sistemi, hükümet, hukuk, gıda üretiminde fazlalık, iş bölümü ve kentleşmeyi hiyerarşik bir şekilde geliştirmiş herhangi bir toplumu ifade eder. Bazı durumlarda bir medeniyet yukarıdaki unsurların herhangi birini içermese de bu terim çoğunlukla yüksek düzeyde gelişmiş yerleşik kültürü ifade etmek için kullanılır.
Çeşitli zihniyet dünyalarında farklı şekilde kavranmış ve tanımlanmış olması, medeniyet kavramının çok boyutlu ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Mesela Batı düşüncesinde medeniyet genellikle ilerleme, gelişme, kurallara bağlı bir yaşam düzeni kurma ve refah düzeyi ile ilişkilendirilirken, İslam düşüncesinde ise daha çok toplumsal düzen, maddi gelişmişlik örneklerinin yanı sıra, ahlak ve adalet kavramlarıyla ilişkilendirilir. Bu farklı yorumlar, medeniyet tanımının kültürel ve tarihsel bağlamlara göre değişebileceğini de ortaya koymaktadır.
Medeniyet ve kültür kavramları arasındaki ilişki, medeniyetin bir topluluğun sosyal, siyasal ve ekonomik organizasyonunu, kültürün ise bu organizasyonun manevi ve entelektüel yanını temsil etmesiyle tanımlanabilir.
Rasyonel, yasalara uyan, şiddete başvurmayan, özenli, eğitimli, nazik, kibar, görgülü, disiplinli, düzenli ve üretken; serbest piyasa ekonomisine dayalı, konforlu, özel mülkiyete saygılı, kardeşçe ve özgür, kültürlü, bilgili ve doğa olaylarını kontrol edebilen toplumlara medeniyetli toplumla denilebilinir.
Buna karşılık, medeniyetsiz olarak nitelendirilenler ise, batılı olmayan; kırsal veya vahşi, putperest, fanatik, teokratik, yasa dışı ve şiddet içeren (yani yasal prosedürler dışında şiddete başvuran); kaba saba, tembel, anarşik ve verimsiz; fakir, kuşatılmış; korsan ve hırsız, kardeş katili ve özgür olmayan; kültürsüz, görgüsüz, cahil, okuma yazma bilmeyen, batıl inançlı ve doğanın insafına kalmış gibi kavram ve sıfatlarla ifade edilmektedir.
Muğla ilimizin ilçelerinden olan Milas’ımız, tarih boyunca birtakım medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu medeniyetlerin bizlere bıraktıkları eserlerin korunması ile ilçemiz daha büyük bir değer kazanmaktadır.
Neredeyse medeniyetler merkezi diyebileceğimiz Milas’ta ne yazıktır ki, birtakım medeniyetsizliklere de şahit olmaktayız. Bunların başında toplum olarak faydalanabilmemiz için yapılmış olan düzenlemeleri, gerektiği gibi kullanmamak, özen göstermemek gelmektedir. Kaldırımlarımız, intizamsız ve gereksiz bir biçimde kullanılmaktadır. Bazen park yeri, bazen de mal teşhir yeri olarak işgal edilmektedirler.
İnsanlarımızın birbirlerine göstermek zorunda oldukları saygıyı, inceliği önce trafik konusunda, ardından da temizlik konusunda göstermemekte oldukları görülmektedir. Park ve bahçelerimiz insanlarımızın düşüncesizce oluşturduğu çöpler ve atıklarla dolmaktadır.
Kasksız ve kuralsız motorsiklet kullanıcıları, ilçemiz de büyük üzüntü yaratmaktadırlar. Özellikle bisikletler için yapılmış olan özel yolları motosikletliler, bilinçsizce kullanmaktadırlar.
Otomobil ve kamyonetlerin yanlış yerlere park ederek insanlarımızın yaşam haklarına engel olunduğu görülmektedir.
Ne yazıktır ki Milas’ımız bu ve buna benzer görgüsüzlükler nedeni ile medeniyetsizleşmektedir.

