(BÖLÜM 3)
Bu kömürlerin çıkarılması içinde ormanlarımız yok edilmektedir. Özellikle yatağan ve yeni koy termik santrallerinin çevresi, ören yolunun çevresinde bu ağaç kıyımı had safhasındadır. Kömür yüklü Tır’lar, normal trafik akışını da olumsuz etkilemektedirler. Termik santralların özel sektöre devlet tarafından, büyük rantlar karşılığı devredilmesi ve bu yüzden herhangi bir önlem alınamaması en büyük kaybımızdır.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy ve Akbelen’de, YK Enerji / Limak-İçtaş ortaklığıyla yürütülen termik kömür projesinin ve maden sahası genişletme girişimlerinin ardından, zeytinliklerle ormanlar yeni bir baskı dalgasıyla karşılaşıyor. Altı yıldır süren hukukî ve fiilî direnişe rağmen, bu sabah kömür şirketi ve muhtar işbirliğiyle zeytin ağaçlarının “taşınması” gerekçesiyle kesime başlandığı iddiası, yörede büyük tepkiyle karşılandı. Gözaltına alınan köylüler, serbest bırakıldıktan sonra yaptıkları açıklamada zeytin ağaçlarının sökümüne karşı çıktıkları için ifade verdiklerini söyledi.
Köylüler, şirketin kendilerini “maddi zarara uğratmakla” suçladığını, ancak asıl şikâyeti kendilerinin yaptığını belirtti: “Ağaçların sökümünü göstermek için tepki gösterdik. Şirketi maddi zarara uğrattığımız iddiasıyla ifade verdik. Ama bu kadar jandarma personelini kendilerine tahsis edilmiş gibi kullanan şirketi de biz şikâyet ettik.”
Şirketin dayatmalarına boyun eğmeyeceklerini vurgulayan köylüler, sözlerini şöyle sürdürdü: “Asla bu açgözlü şirketlere topraklarımızı vermeyeceğiz. Daha Zeha nenemizin acısını yaşamadan bize bunu yaşattılar. Bir tek dalımızı bile vermeyeceğiz.”
Yönetmelik değişiklikleri ve mahkeme kararlarıyla projeye direniş gösterildi. Mücadele yalnızca ekolojiyle sınırlı kalmadı; zeytinliklerin korunması, su kaynaklarının tehlike altında olması, köylülerin geçim kaynağı olarak zeytincilik ve tarımın zarar görmesi gibi çok boyutlu bir yaşam savunusu haline geldi. Resmî olarak zeytinlikleri koruyan yasalar olmasına rağmen, madencilik faaliyetlerine açılacak bölgelerde “zeytin ağaçlarının taşınması” gibi uygulamalar gündeme gelmiş durumda.
Bu taşımalar teoride “rehabilitasyon” vaatleriyle birlikte sunulsa da yöre halkı, ekolojik ve sosyoekonomik maliyetlerin yeterince hesaba katılmadığını söylüyor.
Devletin özel sektörlere büyük rantlar karşılığında vermiş olduğu sözlerin sonucunda Muğla ilimiz, gerek kesilen ormanlarımızın ve kesilen zeytin ağaçlarımızın acısını yaşamaktadır. Bu gidişle de bu acılar yaşanmaya devam edilecektir.

